Türkiye sevdalısı Pakistanlı

1963 yılında subay eğitimi için Türkiye'ye gelen ve Türk edebiyatıyla tanışan Pakistanlı Emekli Albay ve Yazar Masud Akhtar Şeyh, 49 yıldır Türk ve Pakistan edebiyatı arasında kültür elçiliği yapıyor

Merhaba Gazetesi'ni ziyarete gelen Yazar Masud Akhtar Şeyh, Türk edebiyatı ile nasıl tanıştığını, Türk edebiyatçılarını nasıl bulduğunu ve kendi yaptığı çeviri eserler hakkında bilgi verdi. Şeyh, Türke edebiyatı ile nasıl tanıştığını anlatarak, “Türk edebiyatı ile tanışmam 1963 yılında Kara Harp Akademisi kursu için gelişimle başladı. O dönemde tek tanıdığım yazar Aziz Nesin'di. Akbaba Dergisi'nde yazdığı mizahla karışık eleştiri yazılarını yakından takip ettim. Onun yazdıklarının bir anlamda Pakistan ile örtüştüğünü gördüm. Ülkeme gittiğimde Nesin'in hikayelerini tercüme edip bir çok gazetede yayınlattım. 150'den fazla hikayesi yayınlanmıştı. O zaman bu yazıları Pakistan'ın aydın kesimi Pakistan için yazıldığını sandılar çünkü aynı sorunlar ülkemde de yaşanıyordu. Pakistan'ın siyasi durumunu o yıllarda karşınıza getirirseniz bunları yazarken korkmadım değil. Fakat Türk edebiyatını çevirmeye devam ettim. Ömer Seyfettin'in hikayelerini tercüme edip Pakistan'daki birçok dergide yayınlattım. En önemlisi ise Necip Fazıl'ın Reis Bey isimli eserinin sinemaya uyarlanmış filmini izledikten sonran Necip Fazıl hikayelerini de tercüme edip dergilerde yayınlattım. Sadece Reis Bey değil, Bir Adam Yaratmak ve Para piyeslerini de çevirerek Pakistan'a tanıttım. Necip Fazıl büyük bir ilgi gördü çünkü ilk defa böyle bir Türk edebiyatçısını tanıyorlard” dedi.

PAKİSTAN'A TÜRK EDEBİYATINI TANITTI

Pakistan'da Türk edebiyatçılarını da tanıttığını söyleyen Masud Akhtar Şeyh, “İki halk birbirini sevmesine rağmen edebiyat dünyaları birbirinden kopuk. Ben elimden geldiği kadar Türk edebiyatını Pakistana tanıtmaya çalıştım. Örneğin Necip Fazıl'ın 18 hikâyesini tercüme ettim. Aziz Nesin'in 150 hikayesini, Ömer Seyfettin'in, Nazım Hikmet'in çok az bir eserini Pakistan'la tanıştırdım. Onun için daha büyük kitlelere ulaşamadık. Dergilere falan gönderdim. Ama her şeye rağmen isimlerini duydular. Edebiyatçılar ilgi göstermeye başladı. Onlar da zamanla Türk edebiyat eserlerini tercüme etmesiyle tanıma daha fazla olacaktır” diye konuştu. Çevirdiği kitaplar hakkında da bilgi veren Şeyh, “1963 yılından itibaren Urdu diline 10 kitap çevirdim. Bunların arasında şiirler, roman ve hikâyeler çcvirdim. Şimdiye kadar Türkiye’nin 34 yazarını ve edebî çevrelerini Pakistan’la tanıştırdım. Bunların arasında en önemlisi Aziz Nesin, Necip Fazıl, Ömer Seyfettin ve Nazım Hikmet'tir. Bunların yanı sına İsmet Bozdağ'ın Atatürk'ün Evrensel Boyutu adlı kitabını Universal Dimensions Of Atatürk adıyla tercüme ettim ve Kültür Bakanlığı Yayınları tarafından yayınlandı. Mustafa Miyasoğlu'nun Yollar ve İzler adlı romanını da Roads and Footprints adıyla tercüme ettim. Bu kitabı da Meram Belediyesi yayınladı. Şu anda üzerinde çalıştığım kitap ise anılarımın olduğu, Pakistan'da kullanılan dillerin Türkçe'ye benzerlikleri ve ortak atasözlerini topladığım "My Love Türkiye - Aşkım Türkiye" isimli kitabım üzerinde çalışıyorum. Önemli bir kısmı bitti. 350-400 sayfa arasında bir kitap olması bekleniyor” ifadelerini kullandı.

PAKİSTAN MEVLANA SAYESİNDE KONYA'YI BİLİYOR

Pakistan'ın dini ve sosyal yapısı hakkında da bilgi veren Şeyh, “Pakistan halkı Tasavvufa çok meraklı. Mevlâna gibi önemli zatlar var. Konya'da olduğu gibi onların mezarlarına gidiyorlar. Burada Şeb-i Arus denildiği gibi Pakistan'da da gelin, evlenme anlamına gelen “Arus” diyorlar. Bir anlamı da ölüm ve Allah’a kavuşma. Diğer yandan Mevlana törenlerine gelen Pakistan devlet erkanı ve vatandaşlar oluyor. Konya'yı çok fazla tanımasalar da Mevlana sayesinde ismini biliyorlar. Ayrıca Osmanlılar'dan itibaren Türkiye ile bağ kopmamıştır. Osmanlı Tuğrası halen paraların üzerinde var. Yüzyılların ilişkisi halen devam ediyor. Eğer dil sorununu ortadan kaldırırsak ilişkiler, siyasi, kültürel ve ekonomik olarak daha da artacaktır. Pakistan nüfusun büyük bir bölümü İslam ve Hıristiyan dinine mensup. Peygamber Efendimizin vefatından sonra Pakistan halkı İslâm dinini seçmiştir. Tabii İslam'ın gerçek anlamda yaşandığı söylenemez. Fakat bunun yanında zekât resmi olarak banka hesaplarından kesiliyor. Bazı bankalar İslâm usullerine göre çalışıyor. Namaz kılınır ama isteyen kılar, zorlama yoktur. Kapanma eskiden vardı ama şimdi serbest. İsteyen kapanır, isteyen kapanmaz” dedi.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Gündem Haberleri