Anadolu Aslanları İşadamları Derneği (ASKON), ‘Türkiye Ekonomisinin Gerçekleri’ konulu konferans düzenledi. Konferansa Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Ekonomist Prof. Dr. Arif Ersoy katıldı. ASKON Konya Şubesi’nde gerçekleşen konferansta SP İl Başkanı Mehmet Şen, SP Genel İdare Kurulu Üyesi Lütfi Yalman, Zülfikar Gazi, SP İl Yönetim Kurulu Üyesi İsmail Aydilek, Ahmet Büyüktermiyeci, Mustafa Derbentli de hazır bulundu.
“1911’LERDE YERLİ ARABANIN ÜRETİLMESİ DÜŞÜNÜLDÜ”
Türkiye’nin geçmişten günümüze ekonomik durumunu anlatan Prof. Dr. Arif Ersoy, 20. yüzyılın başlarında Osmanlı Devleti’nin dünyanın 4. büyük ülkesi olduğunu söyledi. O yıllarda Ford araba fabrikasının Abdülhamit Han’a otomobil hediye etmek istediğini ifade eden Ersoy, “Arabayı hediye etmek için yetkililer Cuma selamlığında hünkârın huzuruna çıkıyorlar ve hünkâra ‘size bir otomobil hediye etmek istiyoruz’ diyorlar. Abdülhamit Han bu araba bozulduğunda bunu kim tamir edecek? diye soruyor, ‘biz tamirci göndeririz’ Peki, parçası bozulduğunda ‘biz parça göndeririz’ diyorlar. Bunun üzerine hünkâr ‘Ben tamircisi yabancılardan, parçası yabancılardan gelen’ bir arabaya binmem diyor ve hediyeyi kabul etmiyor. Ardından başta Balkanlar olmak üzere motor okulları açtırıyor. 1911’de yerli otomobil üretilmesi planlanmıştır” dedi. Türkiye’nin üç kıtanın birleştiği yer olması itibariyle merkez ülke olduğunu belirten Ersoy, “Avrupa'nın, Asya'nın ve Afrika'nın birleştiği yerde olan Türkiye, Almanya'nın devlet olmadığı dönemde büyük bir devletti. Türkiye'nin cihan devleti olduğu zamanlarda Japonya daha dışarıya açılmamıştı. O dönemden itibaren Türkiye doğal gelişmesini sürdürdü. Ama gelinen nokta yeterli değil. Türkiye dünyadaki iki ülkeyle mukayese edilmelidir. Bu ülkeler Almanya ve Japonya'dır. Şu anda Japonya'nın yüzde 18'i ekilip biçilmektedir. Almanya'nın Türkiye'deki kadar verimli toprakları yoktur. Bugün dünyada, ekonomide 17. ülkeyiz. Ama gelişmişlik açısından, yani eğitim ve sağlık gibi alanlarda 83. sıradayız. Türkiye yoksul bir ülke değildir, kasten yoksul bırakılmış zengin bir ülkedir’ diye konuştu.
“ADALET GELİRSE TÜRKİYE 10 YILDA KALKINIR”
Bu durumun adil olmayan düzenden kaynaklandığını aktaran Ersoy, baskı, dayatma ve paylaşımdaki adaletsizlik kalktığı zaman Türkiye’nin refaha ereceğini kaydetti. Hukukun üstünlüğü düzeni getirildiği takdirde 5 yıl içinde sorunların biteceğini 10 yılda da Almanya’nın seviyesine gelineceğinin altını çizen Ersoy, şöyle konuştu: “İşte bu Milli Görüş politikasıdır. Milli Görüş, Mevlanaların, Yunus Emrelerin, Hacı Bektaşilerin görüşüdür. Osmanlı’yı cihan devleti haline getiren felsefenin adıdır. Sistem bozuk olursa yönetenin apoletli veya sarıklı olması önemli değildir. Milli Görüş adaleti getirecek, hakça paylaşmayı sağlayacak ve 54. Erbakan Hükümeti’nde olduğu gibi ağır sanayi hamlesi başta olmak üzere Türkiye yeniden büyük ülke konumuna yükselecektir.” Özelleştirmeler konusuna da değinen Ersoy, özelleştirmelerin yabancılaştırma şeklinde yapıldığını ifade ederek, “Ancak devletin borç yükü artmaya devam ediyor. İşsizlik artıyor. Yoksulluk artıyor. Hükümetin uyguladığı model kapitalist mantığı içinde bakarsak başarılı bir modeldir. 54. Hükümet döneminde biz Milli Görüş modelini uyguladık. 11 ay iktidarda kaldık. İlk 5 ay şeytan taşladık, 6 ay iş yaptık. Borç almadık, zam yapmadık, halkın alım gücünü iki kat arttırdık, israfı kaldırdık. Onun için emperyalistler bizi hedef alıyor” diye konuştu.
“GENEL SEÇİMLER KADER SEÇİMİ OLACAK”
Haziran ayında gerçekleştirilecek genel seçimleri ise kader seçimi olarak değerlendiren Arif Ersoy, halkın ya mevcut yanlış politikalara evet diyeceğini ya da Milli Görüş’e evet diyeceğini anlattı. Ersoy, “Milli Görüş Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında olsaydı, Türkiye’de horoz dövüşleri yaşanmazdı. 48 milletvekiliyle ağır sanayi hamlesini başlattık. 75 projeyi hayata geçirdik. Bugün yapılan Hızlı Tren ve Konya Ovası Projeleri bize aittir. Onun için halkımız yeniden büyük Türkiye için oy vermelidir. Yeniden D8’leri oylamalıdır. Gerçek refaha erişmek için oy vermelidir” dedi.
“1911’LERDE YERLİ ARABANIN ÜRETİLMESİ DÜŞÜNÜLDÜ”
Türkiye’nin geçmişten günümüze ekonomik durumunu anlatan Prof. Dr. Arif Ersoy, 20. yüzyılın başlarında Osmanlı Devleti’nin dünyanın 4. büyük ülkesi olduğunu söyledi. O yıllarda Ford araba fabrikasının Abdülhamit Han’a otomobil hediye etmek istediğini ifade eden Ersoy, “Arabayı hediye etmek için yetkililer Cuma selamlığında hünkârın huzuruna çıkıyorlar ve hünkâra ‘size bir otomobil hediye etmek istiyoruz’ diyorlar. Abdülhamit Han bu araba bozulduğunda bunu kim tamir edecek? diye soruyor, ‘biz tamirci göndeririz’ Peki, parçası bozulduğunda ‘biz parça göndeririz’ diyorlar. Bunun üzerine hünkâr ‘Ben tamircisi yabancılardan, parçası yabancılardan gelen’ bir arabaya binmem diyor ve hediyeyi kabul etmiyor. Ardından başta Balkanlar olmak üzere motor okulları açtırıyor. 1911’de yerli otomobil üretilmesi planlanmıştır” dedi. Türkiye’nin üç kıtanın birleştiği yer olması itibariyle merkez ülke olduğunu belirten Ersoy, “Avrupa'nın, Asya'nın ve Afrika'nın birleştiği yerde olan Türkiye, Almanya'nın devlet olmadığı dönemde büyük bir devletti. Türkiye'nin cihan devleti olduğu zamanlarda Japonya daha dışarıya açılmamıştı. O dönemden itibaren Türkiye doğal gelişmesini sürdürdü. Ama gelinen nokta yeterli değil. Türkiye dünyadaki iki ülkeyle mukayese edilmelidir. Bu ülkeler Almanya ve Japonya'dır. Şu anda Japonya'nın yüzde 18'i ekilip biçilmektedir. Almanya'nın Türkiye'deki kadar verimli toprakları yoktur. Bugün dünyada, ekonomide 17. ülkeyiz. Ama gelişmişlik açısından, yani eğitim ve sağlık gibi alanlarda 83. sıradayız. Türkiye yoksul bir ülke değildir, kasten yoksul bırakılmış zengin bir ülkedir’ diye konuştu.
“ADALET GELİRSE TÜRKİYE 10 YILDA KALKINIR”
Bu durumun adil olmayan düzenden kaynaklandığını aktaran Ersoy, baskı, dayatma ve paylaşımdaki adaletsizlik kalktığı zaman Türkiye’nin refaha ereceğini kaydetti. Hukukun üstünlüğü düzeni getirildiği takdirde 5 yıl içinde sorunların biteceğini 10 yılda da Almanya’nın seviyesine gelineceğinin altını çizen Ersoy, şöyle konuştu: “İşte bu Milli Görüş politikasıdır. Milli Görüş, Mevlanaların, Yunus Emrelerin, Hacı Bektaşilerin görüşüdür. Osmanlı’yı cihan devleti haline getiren felsefenin adıdır. Sistem bozuk olursa yönetenin apoletli veya sarıklı olması önemli değildir. Milli Görüş adaleti getirecek, hakça paylaşmayı sağlayacak ve 54. Erbakan Hükümeti’nde olduğu gibi ağır sanayi hamlesi başta olmak üzere Türkiye yeniden büyük ülke konumuna yükselecektir.” Özelleştirmeler konusuna da değinen Ersoy, özelleştirmelerin yabancılaştırma şeklinde yapıldığını ifade ederek, “Ancak devletin borç yükü artmaya devam ediyor. İşsizlik artıyor. Yoksulluk artıyor. Hükümetin uyguladığı model kapitalist mantığı içinde bakarsak başarılı bir modeldir. 54. Hükümet döneminde biz Milli Görüş modelini uyguladık. 11 ay iktidarda kaldık. İlk 5 ay şeytan taşladık, 6 ay iş yaptık. Borç almadık, zam yapmadık, halkın alım gücünü iki kat arttırdık, israfı kaldırdık. Onun için emperyalistler bizi hedef alıyor” diye konuştu.
“GENEL SEÇİMLER KADER SEÇİMİ OLACAK”
Haziran ayında gerçekleştirilecek genel seçimleri ise kader seçimi olarak değerlendiren Arif Ersoy, halkın ya mevcut yanlış politikalara evet diyeceğini ya da Milli Görüş’e evet diyeceğini anlattı. Ersoy, “Milli Görüş Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında olsaydı, Türkiye’de horoz dövüşleri yaşanmazdı. 48 milletvekiliyle ağır sanayi hamlesini başlattık. 75 projeyi hayata geçirdik. Bugün yapılan Hızlı Tren ve Konya Ovası Projeleri bize aittir. Onun için halkımız yeniden büyük Türkiye için oy vermelidir. Yeniden D8’leri oylamalıdır. Gerçek refaha erişmek için oy vermelidir” dedi.