Konya Toprak ve Su Kaynakları Araştırma Enstitüsü’nün kuruluşunun 60. yılı münasebetiyle gerçekleştirilen “1. Ulusal Kuraklık ve Çölleşme” sempozyumu, yaklaşık 300 araştırmacı, bilim adamı ve saha uzmanının katılımıyla başladı. 16-18 Haziran tarihlerinde gerçekleştirilecek olan sempozyumun ilk gününde toprakların erozyonla yok olması ve çölleşmenin nedenleri tartışıldı.
TÜRKİYE ÇÖLLEŞME TEHLİKESİ ALTINDA
Çevre Orman Bakanlığı Ağaçlandırma Erozyon Kontrolü Genel Müdürü Hanefi Avcı, Türkiye'de çölleşme ve kuraklığın birbiriyle kardeş iki kelime haline geldiğine dikkat çekerek, “Türkiye çölleşme tehlikesi altındadır. Toprakların erozyonla yok olması çölleşmenin tek nedeni değildir. Çölleşme toprak veriminin azalmasıdır. Verimin azalmasına engel olmak için çalışmalarımız tüm hızıyla devam etmektedir. Erozyonu önlemede en önemli etken olan orman ağacı ihtiyacının karşılanmasında elimizden geleni yapmaktayız” ifadelerini kullandı.
Sempozyuma ev sahipliği yapan Konya Toprak ve Su Kaynakları Araştırma Enstitüsü Müdürü Dr. Çetin Palta, küresel ısınma ve kuraklığın çölleşmenin en önemli sorunların başında geldiğini bildirdi. Küresel ısınma ile ilgili tüm senaryolarda Türkiye’nin, çok yakında su fakiri ülkeler arasına gireceğinin belirtildiğine dikkat çeken Dr. Çetin Palta, Konya ve bölgesinde kuraklık ve küresel ısınmanın yanı sıra tarımda yanlış sulamanın da etkili olduğunu kaydetti. Bölgede kuraklık ve suya aşırı talep nedeni ile Konya'daki barajların 2008 yılında son 72 yılın en düşük seviyesine indiğine dikkat çeken Palta, “Tarımsal üretimde yanlış sulama ve yetiştirme uygulamaları ülkemizde çölleşme etkilerinin artmasına, doğal dengenin her geçen gün insan aleyhine bozulmasına sebep olmaktadır” diye konuştu. Küresel ısınmanın etkilerinin özellikle de Konya’da etkili olduğuna vurgu yapan Konya Toprak ve Su Kaynakları Araştırma Enstitüsü Müdürü Çetin Palta, uzun yıllar ortalamasına bakıldığında Konya’nın yağış miktarının 10,9 oranında azaldığının görülebileceğini dile getirdi.
KEŞKE BÖYLE BİR SEMPOZYUMA İHTİYACIMIZ OLMASAYDI
TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Lütfi Baş da, “Gönül isterdi ki böyle bir toplantıyı yapmaya hiç ihtiyaç duymayalım. Geçmişte yapılan bazı hatalar nedeniyle ülkemiz bugünlere geldi. Verimli topraklarımız, verimsizleşmeye başladı. Önemli olan keşke demek değil, bundan sonrası için iyi şeyler üretebilmek. Gönlüm istiyor ki bu tür toplantıların sonuncusunu da görelim. Anadolu toprakları çok yıpranmış. TEMA Vakfı olarak bir seferberlik ilan ettik. İkinci İstiklal Harbi olarak gördüğümüz bu seferberlik kapsamında Karapınar ile özel olarak ilgileniyoruz. Çünkü Karapınar rüzgar erozyonunun en yaygın olarak görüldüğü merkezlerimizin başında gelmektedir. Ben öyle inanıyorum ki, gönül koyularak yapılan mücadelede savaşı biz kazanacağız” ifadelerini kullandı.
Sempozyumda söz alan Selçuk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Önder de, küresel ısınmanın etkilerinin en aza indirmek ve özellikle tarım topraklarını korumak için neler yapılabileceğinin araştırdıklarını söyledi. Mustafa Önder, “Biz, tarım ile tarımsal faaliyetleri tanımlarken, en kısa sürede en verimli ürünü elde etmek gerekir derdik. Artık buna sürdürülebilirliği de eklemek gerekir. Tarımsal faaliyetlerde sadece bugünü düşünür, yarını yabana atarsak, kaliteli toprak ve kaliteli ürün kavramları da geçerliliklerini yitirecektir. Bunun önüne geçmek toprağı uzun vadede korumakla olur” diye konuştu.
İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ TÜRKİYE'DE KURAKLIĞA YOLAÇARKN,
AVRUPA'DA SEL FELAKETİNİ GETİRDİ
Tarım Bakanlığı Tarımsal Araştırmalar Genel Müdürü Doç. Dr. Masum Burak ise, küresel ısınmanın getirdiği iklim değişikliklerinin bazı ülkelerde kuraklığa, bazı ülkelerde de sel felaketlerinde neden olduğunu vurguladı. Akdeniz iklim kuşağı içinde yer alan Türkiye’nin de kuraklıktan etkilenen ülkeler konumunda yer aldığına dikkat çeken Masum Burak, “Yaptığımız saha çalışmaları ile gerçekleri görüyor, gördüklerimizi kamuoyuyla paylaşarak önlemler alıyoruz.
Bu kapsamda, modern sulama sistemlerinin kullanılmasını teşvik ediyor, bakanlığımızca 5 yıl vadeli faizsiz kredi desteği veriyoruz. Toprağı ve topraktaki nemi koruyan ve çiftçi maliyetini en aza indiren bitki türleri deniyor ve uygulamaya koyuyoruz” ifadelerini kullandı.
Yapılan konuşmaların ardından sempozyuma katkısı olan kamu kurum ve kuruluşları ile özel kuruluşlara protokol üyeleri tarafından plaket verildi.
TÜRKİYE ÇÖLLEŞME TEHLİKESİ ALTINDA
Çevre Orman Bakanlığı Ağaçlandırma Erozyon Kontrolü Genel Müdürü Hanefi Avcı, Türkiye'de çölleşme ve kuraklığın birbiriyle kardeş iki kelime haline geldiğine dikkat çekerek, “Türkiye çölleşme tehlikesi altındadır. Toprakların erozyonla yok olması çölleşmenin tek nedeni değildir. Çölleşme toprak veriminin azalmasıdır. Verimin azalmasına engel olmak için çalışmalarımız tüm hızıyla devam etmektedir. Erozyonu önlemede en önemli etken olan orman ağacı ihtiyacının karşılanmasında elimizden geleni yapmaktayız” ifadelerini kullandı.
Sempozyuma ev sahipliği yapan Konya Toprak ve Su Kaynakları Araştırma Enstitüsü Müdürü Dr. Çetin Palta, küresel ısınma ve kuraklığın çölleşmenin en önemli sorunların başında geldiğini bildirdi. Küresel ısınma ile ilgili tüm senaryolarda Türkiye’nin, çok yakında su fakiri ülkeler arasına gireceğinin belirtildiğine dikkat çeken Dr. Çetin Palta, Konya ve bölgesinde kuraklık ve küresel ısınmanın yanı sıra tarımda yanlış sulamanın da etkili olduğunu kaydetti. Bölgede kuraklık ve suya aşırı talep nedeni ile Konya'daki barajların 2008 yılında son 72 yılın en düşük seviyesine indiğine dikkat çeken Palta, “Tarımsal üretimde yanlış sulama ve yetiştirme uygulamaları ülkemizde çölleşme etkilerinin artmasına, doğal dengenin her geçen gün insan aleyhine bozulmasına sebep olmaktadır” diye konuştu. Küresel ısınmanın etkilerinin özellikle de Konya’da etkili olduğuna vurgu yapan Konya Toprak ve Su Kaynakları Araştırma Enstitüsü Müdürü Çetin Palta, uzun yıllar ortalamasına bakıldığında Konya’nın yağış miktarının 10,9 oranında azaldığının görülebileceğini dile getirdi.
KEŞKE BÖYLE BİR SEMPOZYUMA İHTİYACIMIZ OLMASAYDI
TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Lütfi Baş da, “Gönül isterdi ki böyle bir toplantıyı yapmaya hiç ihtiyaç duymayalım. Geçmişte yapılan bazı hatalar nedeniyle ülkemiz bugünlere geldi. Verimli topraklarımız, verimsizleşmeye başladı. Önemli olan keşke demek değil, bundan sonrası için iyi şeyler üretebilmek. Gönlüm istiyor ki bu tür toplantıların sonuncusunu da görelim. Anadolu toprakları çok yıpranmış. TEMA Vakfı olarak bir seferberlik ilan ettik. İkinci İstiklal Harbi olarak gördüğümüz bu seferberlik kapsamında Karapınar ile özel olarak ilgileniyoruz. Çünkü Karapınar rüzgar erozyonunun en yaygın olarak görüldüğü merkezlerimizin başında gelmektedir. Ben öyle inanıyorum ki, gönül koyularak yapılan mücadelede savaşı biz kazanacağız” ifadelerini kullandı.
Sempozyumda söz alan Selçuk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Önder de, küresel ısınmanın etkilerinin en aza indirmek ve özellikle tarım topraklarını korumak için neler yapılabileceğinin araştırdıklarını söyledi. Mustafa Önder, “Biz, tarım ile tarımsal faaliyetleri tanımlarken, en kısa sürede en verimli ürünü elde etmek gerekir derdik. Artık buna sürdürülebilirliği de eklemek gerekir. Tarımsal faaliyetlerde sadece bugünü düşünür, yarını yabana atarsak, kaliteli toprak ve kaliteli ürün kavramları da geçerliliklerini yitirecektir. Bunun önüne geçmek toprağı uzun vadede korumakla olur” diye konuştu.
İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ TÜRKİYE'DE KURAKLIĞA YOLAÇARKN,
AVRUPA'DA SEL FELAKETİNİ GETİRDİ
Tarım Bakanlığı Tarımsal Araştırmalar Genel Müdürü Doç. Dr. Masum Burak ise, küresel ısınmanın getirdiği iklim değişikliklerinin bazı ülkelerde kuraklığa, bazı ülkelerde de sel felaketlerinde neden olduğunu vurguladı. Akdeniz iklim kuşağı içinde yer alan Türkiye’nin de kuraklıktan etkilenen ülkeler konumunda yer aldığına dikkat çeken Masum Burak, “Yaptığımız saha çalışmaları ile gerçekleri görüyor, gördüklerimizi kamuoyuyla paylaşarak önlemler alıyoruz.
Bu kapsamda, modern sulama sistemlerinin kullanılmasını teşvik ediyor, bakanlığımızca 5 yıl vadeli faizsiz kredi desteği veriyoruz. Toprağı ve topraktaki nemi koruyan ve çiftçi maliyetini en aza indiren bitki türleri deniyor ve uygulamaya koyuyoruz” ifadelerini kullandı.
Yapılan konuşmaların ardından sempozyuma katkısı olan kamu kurum ve kuruluşları ile özel kuruluşlara protokol üyeleri tarafından plaket verildi.