Türkiye bakış açısını değiştirdi

Türkiye'nin son yıllarda dış politikada bakış açısını değiştirdiğini söyleyen Stratejik Düşünce Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Birol Akgün, “Türkiye, işbirliği kapılarını sonuna kadar açtı. Büyümek için işbirliği yapmak zorundayız” dedi

RÖPORTAJ-KERİM ATICI

Türkiye'nin son yıllarda dış politikada bakış açısını değiştirdiğini söyleyen Stratejik Düşünce Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Birol Akgün, “Türkiye, işbirliği kapılarını sonuna kadar açtı. Büyümek için işbirliği yapmak zorundayız” dedi

4 MİLYON KİŞİ VATANINI TERK ETTİ

Stratejik Düşünce Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Birol Akgün, dış politikadaki gelişmeleri Merhaba'ya değerlendirdi. Suriye'deki iç savaşla ilgili konuşan Akgün, “Suriye'yi terk edenlerin sayısı 4 milyonu buldu. Nüfusun 4'te biri vatanlarını terk etti. Ülkede kaç kişinin öldüğünü bilmiyoruz. Suriye'deki savaşı ancak süper güçler bitirir. Sahada hala kazanan yok. Ümitli değilim. İç çatışma bir süre daha devam edecek gibi gözüküyor” diye konuştu.

İSTİHBARATIN ÖNEMİNİ YENİ ANLADIK

Akgün, “Dünyada ciddi bir derecede değişim var. Batı merkezli dünyada çözülme var. Önümüzdeki dönemde gerginlik ve belirsizlikler artacak. Bu belirsizlik Türkiye için fırsat olarak görülmeli” dedi.

Türkiye'nin istahbarat ve askeri alanda zaaflarının bulunduğunu belirten Akgün, Milli İstihbarat Teşkilatı bugüne kadar enerjisini ülke içine harcadı. Dışarısı ihmal edildi. İstihbaratın önemini yeni yeni anladık” sözlerini kullandı.

OSMANLI MASADA HEP KAYBETTİ

**Türkiye'nin dış politikadaki öncelikleri neler? Türkiye dış politikada paradigma değişikliğine mi gitti?

-Türkiye, dış politikada her ulus-devlet gibi siyasi bağımsızlığını, egemenliğini korumak ve uluslararası alanda saygın bir ülke olarak muamele görmek istiyor. Cumhuriyeti kuranlar, Osmanlı Devleti'nin son döneminde yaşanan yenilgiler nedeniyle dış politikada şüpheci olmuştur. Osmanlı yıkılma ve dağılma döneminde cephede kazansa bile masada hep kaybetmiştir. Türkiye 2. Dünya Savaşı'nda denge politikası yürüttü. Türkiye’de zamanla değişimlere ayak uydurdu. Turgut Özal döneminde ise dış politikada çeşitlilik görüldü. Ekonomik çıkar öncelikli bir anlayış ön planda tutulur. 1997 yılında Avrupa Birliği sürecinin tıkanması nedeniyle Batı dışındaki dünyaya, yani Afrika ve benzeri bölgelere açıldı. 2002 yılında AK Parti iktidara gelince radikal bir paradigma değişikliğine gidildi. Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu tarafından sıfır sorun politikası geliştirildi.

Sıfır sorun anlayışıyla dış politikaya yeni bir tanım getirildi, yeni bir açılım yapıldı. 'Türk'ün Türk'ten başka dostu yoktur. Türkiye, 3 tarafı denizlerle, 4 tarafı düşmanlarla çevrilidir' şeklindeki bakış açısı terk edildi. Komşularla iyi ilişkiler geliştirmek için adım attı. Türkiye, işbirliği kapılarını sonuna kadar açtı.

**Türkiye, dış politikada 'komşularla sıfır sorun' politikasını başlattı. Komşularla ilişkilerimiz bir dönem yumuşadı. Ama şu an bazılarıyla kanlı bıçaklıyız. Bununla ilgili neler söylemek istersiniz?

-Sıfır sorun politikası var ama bugün komşularla kanlı bıçaklıyız eleştirilerini kabul etmiyorum. Ahlaken ve siyaseten doğru bulmuyorum. Bizi aşan konular var. Türkiye Suriye konusunda çok eleştiriliyor. Suriye'de, Amerika Birleşik Devleti ve Rusya kavga ediyor. Biz onları aşarak oradaki sorunu çözemeyiz. Sıfır sorun politikası yeni versiyonuyla sürecektir. Uygun bir paradigmadır. Türkiye, ekonomik olarak gelişebilmek için dış dünyayla ilişkilerini güçlendirmeli. Türkiye'nin 800 milyar liralık gayri safi milli hasılası var. Bunun yarısı dış dünyayla kurmuş olduğu sağlıklı ilişkilere dayanıyor. Türkiye'nin ithalatı, ihracatı ve turizm gelirlerini hesapladığınız zaman bu daha iyi anlaşılacaktır. İnsanların cebine giren 10 bin doların 5 bini dışarıdan geliyor. Kalkınmak için dış dünyayla iyi geçinmek zorundayız. Sıfır sorunun temeli budur. Suriye dışında diğer komşularımızla ciddi bir sorunumuz yok. Balkan ülkeleri ve Yunanistan ile bir sorunumuz yok. İran ile herşeyi konuşabiliyoruz. Irak'ın Maliki hükümetiyle bazı sorunlarımız var. PKK sorunun çözümü noktasında Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi ile iyi ilişkilerimiz var. Dış politika karşılıklıdır. Tek taraflı olmaz. İyi niyet beyanı yeterli değil. Ahmet Davutoğlu'nun dış politikada başarız olduğunu söylemek haksızlıktır.

SORUNLARIMIZI ÇÖZMEYE BAŞLADIK

**Türkiye'nin komşularıyla neden arası bozuldu? İlişkilerin düzelmesi için hangi adımlar atılıyor?

-Dış politikaların tarihsel bir arka planı var. Bazı Arap tarihçiler, Türklerin sömürgeci olduğunu belirtiyor. Türkiye'de ise Arapların Türkleri arkadan vurduğunu söyleyenler var. Tarihsel kötü bir miras var. Soğuk Savaş döneminde Suriye, Sovyetler Birliği'nin yani Rusya'nın müttefikiydi. Biz Batı blokunda, Suriye Doğu blokunda yer aldı. Irak'ta Saddam Hüseyin gibi bir diktatör vardı. Saddam Hüseyin kimseyle iyi değildi. Saddam, 8 yıl İran’la savaştı. İran’la herşeye rağmen ilişkilerimiz belli bir düzeydeydi. İlişkilerde istikrar vardı. Bulgaristan ile ilişkilerimiz sorunluydu.

Bulgaristan'dan binlerce vatandaşımız Türkiye'ye sığındı. NATO'yu alehimize kullanmak istedi. Dış dünyadaki gelişmeler sıkıntı yarattı. Biz artık kendi sorunlarımızı kendimiz çözmeye başladık. Kendi göbeğimizi kendimiz kesiyoruz. Bizden kaynaklanmayan sorunlar devam ediyor. Rusya ve diğer ülkelerle stratejik işbirliklerimiz var. Bunlar Türkiye'nin attığı önemli adımlardır.

**Türkiye ve diğer ülkelerin dış dünyadaki öncelikleri zamanla değişiyor mu? Dış politikada ekonominin rolü nedir?

-Ülkelerin dış politikadaki öncelikleri zamanla değişiyor. 2000'li yıllardan sonra Türkiye bakış açısını değiştirdi. Türkiye, bugün herkesle ilişki kurabilecek olgunluğa geldi. Başka ülkelerin çıkarlarını biz tanımlayamayız. Siz ne kadar iyi olursanız olun karşınızdaki kötü ise sizin yapacağınız bir şey olmaz. İyi niyet ve karşılıklı diplomasiyle bakış açısını değiştirebiliyorsunuz.

Türkiye'ye her yıl Rusya'dan 3 milyon turist geliyor. Ekonomi, dış politikanın yağıdır. İlişkileri yumuşatan ekonomi, çarkların daha rahat hareket etmesini sağlıyor. Liberaller, 'Ülkeler arasında ticaret geliştikçe, karşılıklı bağımlılıklar artıkça ilişkiler güçleniyor' diyor. Malların geçmediği sınırlardan tanklar geçer. Alışveriş olmadığında gerginlik artıyor. Liderlerin söylemleri ilişkilerde etkili oluyor.

İSRAİL İLE İLİŞKİLER DÜZELİYOR

**İsrail-Türkiye ilişkileri ne durumda? İlişkilerde normalleşme var mı? Siyasi gerginlikler ekonomiye yansıdı mı?

-İsrail ile ilişkilerimiz önümüzdeki süreçte normalleşecek. İsrail ile Mavi Marmara, 'One Minute' ve 'alçak koltuk' krizini yaşadık. 1990'li yıllarda başlayan ekonomik ilişkiler krizlere rağmen bozulmadı. Geçmiş yıllarda İsrail'den gelen turist sayısında bir düşüş vardı. Bugün İsrail'den gelen turist sayısında artış var. Türkiye'nin Mavi Marmara'dan sonra İsrail'den talepleri vardı. Tazminat ve özür talepleri, Gazze'ye ambargonun kaldırılması talepleri vardı. Taleplerin çoğu karşılandı. Ama bazı anlaşmazlıklar var. Yakınlarını kaybedenlerden davalarınızdan vazgeçin diyorlar. İlişkileri düzeltmek istiyoruz sizde davanızdan vazgeçin diyemeyiz. Siyasi ilişkiler rayına oturacak. Yaşanmış şeyleri hiç yaşanmamış gibi kabul edemeyiz. İsrail ile Türkiye arasındaki ilişkiler pek çok alanda devam ediyor. İsrail, Filistin noktasında insani politikalar geliştirmeli. İki devletli bir çözüm herkes tarafından kabul ediliyor.

ASKERİ ALANDA VE İSTİHBARATTA ZAYIFIZ

**Ülkeler arasında ciddi bir gerginlik var. Bu gerginliğin nedeni nedir? Türkiye bu gerginlikten nasıl etkilenecek?

-Dünyada ciddi bir derecede değişim var. Batı merkezli dünyada çözülme var. Geçiş sürecini yaşıyoruz. Güçlenen ülkeler var ve bunların talepleri var. Çin, Hindistan, Rusya ve Türkiye'nin uluslararası alanda talepleri var. Birleşmiş Milletler'in varlığı tartışılır hale geldi. Önümüzdeki dönemde gerginlik ve belirsizlikler artacak. Bu belirsizlik Türkiye için fırsat olarak görülmeli. Krizler içerisinde fırsatlar da gizlidir. Barışçı, işbirliğine önem veren, bölgesel bir güç haline gelen bir Türkiye var. Ekonomik ve siyasi istikrarımızı sürdürmemiz lazım. Askeri alanda zaaflarımız var. Milli tankımızı, gemimizi, füzemizi yapmak durumundayız. İstihbarat ağımız zayıf. Milli İstihbarat Teşkilatı bugüne kadar enerjisini Türkiye'ye harcadı. Dışarısı ihmal edildi. İstihbaratın önemini yeni yeni anladık. Türkiye'nin gelişmesindeki dar boğazlardan bir tanesi de enerji. Enerjide dışa bağımlıyız. Dış ticaretimizdeki açığın en önemli nedeni enerji geliyor. Enerjiye 60 milyar dolar para harcıyoruz. Türkiye'nin alternatif enerji üretme projeleri var. Bu konuda çok çalışmalıyız. Enerji çeşitliliğini artırmalıyız. Enerji sorununu çözer ve ülke nüfusunu nitelikli hale getirebilirsek Türkiye hızla büyür.

SURİYE'DEKİ İÇ SAVAŞ SON BULMAZ

**Suriye'deki iç savaş nedeniyle binlerce insan ülkesini terk etti. Türkiye'ye sığınan Suriyeliler'in sayısı bir milyonu buldu. Konya'da ise 30 bin sığınmacı var. Suriye'deki iç savaş ne zaman son bulur?

-Suriye'yi terk edenlerin sayısı 4 milyonu buldu. Nüfusun 4'te biri vatanlarını terk etti. Ülkede kaç kişinin öldüğünü bilmiyoruz. İç savaşların ne zaman biteceğini öngörmek zor. Yaklaşık 300 bin kişinin hayatını kaybettiği Bosna Savaşı'nı Amerika Birleşik Devletleri sona erdirdi. Bosna'da uluslararası konsensüs oluşturuldu ve savaş 3 yıl sürdü. Suriye'deki savaşı da süper güçler bitirir.

ABD, Suriye'de elini taşın altına koymakta isteksiz. Sahada hala kazanan yok. Ümitli değilim. Suriye'de onlarca farklı grup var. Hepsine silah gidiyor. İç çatışma bir süre daha devam edecek gibi gözüküyor.

HER BAHAR BİR ÇİÇEKLE BAŞLAR

**Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın 24 Nisan'da Ermeni meselesiyle ilgili yayınladığı taziye mesajını nasıl okumak gerekiyor? Mesaj Ermenistan'da nasıl yorumlandı?

-Anlaşmanın sağlanması için taraflar iyi niyetli adımlar atmalı. Başbakan da böyle bir adım attı. Başbakan, 1915 yılında yaşananların üzücü olduğunu, olaylarda 2 taraftan da yüzlerce insanın hayatını kaybettiğini ve olayların adil bir şekilde araştırılması gerektiğini söyledi. Uzatılan el, sonuçsuz kaldı. Ermeni diyasporası net bir tavır sergilemedi. Batı ve diyaspora, Türkiye'yi daha fazla tavize sorlamak istiyor. Türkiye iç sorunlarını çözmek istiyor. Sorunla yüzleşmeye hazır olan bir Türkiye var. Türkiye'ye baskı yapılıyor. Sorunu 'soykırım' olarak tanımlayanlar var. Sorun sadece bir özür ve taziye mesajıyla çözülmez. Ama her bahar bir çiçekle başlar. Türkiye ilk defa sorunlarını çözmeye çalışıyor. Bunlardan bir tanesi de Kürt sorunu. Devlet taraflarla masaya oturdu.

Uzun süredir silahlar susmuş vaziyette. Çözüm süreci meyvelerini vermeye başladı. Bu sorun bize karşı kullanılıyordu. Sorunu çözdüğümüzde kimse Türkiye'yi tutamaz. Taraflar çözüm sürecini seçime kurban etmedi. Her iki taraf da savaşmaktan yoruldu. Çok kayıplar verildi. Devlet bu konuda da bakış açısını değiştirdi. Süreç desteklenmeli. Türkiye'nin birliği, bütünlüğü ve kalkınması buna bağlı.

BİROL AKGÜN KİMDİR?

Prof. Dr. Birol Akgün, 1968 yılında Manisa'nın Soma ilçesinde doğdu. İlk, orta ve lise eğitimini ilçesinde tamamladıktan sonra Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümü'nü 1993 yılında bitiren Akgün, 1994 yılında Milli Eğitim Bakanlığı adına resmi burslu statüde Yüksek Lisans eğitimi için Amerika Birleşik Devletleri'ne gitti. Burada Case Western Reserve Üniversitesi Siyaset Bilimi bölümünde Yüksek Lisans (1996) ve Doktora derecesini (2000) aldı. Dönüşte Selçuk Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü'nde göreve başlayan Akgün, 2009 yılında Prof. oldu. Akgün, 2003 yılında “11 Eylül, Değişen Dünya Dengeleri ve Türkiye” konulu araştırmasıyla “Milliyet Gazetesi 2002 Sosyal Bilimler Birincilik ödülünü” kazandı. Akgün’ün karşılaştırmalı siyaset ve uluslararası ilişkiler alanlarında yerli ve yabancı dergilerde yayınlanmış 50’yi aşkın makalesi var. Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Öğretim Üyesi olan Akgün, halen Stratejik Düşünce Enstitüsü Başkanı'dır.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Röportaj Haberleri