Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ilişkiler, uluslararası ilişkiler açısından yalnızca tarihî ve kültürel yakınlıkla açıklanamayacak kadar çok boyutlu bir yapıya sahiptir. İki ülke arasındaki bağlar bugün siyaset, güvenlik, enerji, ulaştırma, ticaret, eğitim ve bölgesel diplomasi alanlarında kurumsallaşmış bir iş birliği modeline dönüşmüştür. Kamuoyunda sıkça kullanılan “bir millet, iki devlet” sözü, ilişkilerin toplumsal boyutunu özetlerken, devletlerarası temasların kapsamı bunun ötesinde güçlü bir stratejik ortaklığa işaret etmektedir.
Türkiye, Azerbaycan’ın 1991’de bağımsızlığını ilan etmesinin ardından onu tanıyan ilk devlet olmuş, diplomatik ilişkiler ise 14 Ocak 1992’de kurulmuştur. İlişkilerin kurumsal zemini özellikle 2010’da oluşturulan Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi ile güçlenmiş, 15 Haziran 2021’de imzalanan Şuşa Beyannamesi ise iki ülke arasındaki ilişkileri müttefiklik düzeyine taşımıştır. Beyanname; dış politika koordinasyonundan savunmaya, enerjiden ulaştırmaya, ticaretten kültürel iş birliğine kadar geniş bir alanı kapsamaktadır.
Enerji, Türkiye-Azerbaycan ilişkilerinin en önemli stratejik sütunlarından biridir. Bakü-Tiflis-Ceyhan Petrol Boru Hattı, Bakü-Tiflis-Erzurum Doğalgaz Boru Hattı ve TANAP, Azerbaycan enerji kaynaklarının Türkiye üzerinden uluslararası pazarlara ulaşmasında önemli rol oynamaktadır. Bakü-Tiflis-Kars demiryolu ve Orta Koridor ise iki ülkenin Asya ile Avrupa arasındaki ulaşım ve ticaret ağlarındaki konumunu güçlendirmektedir.
Ekonomik ilişkilerde karşılıklı yatırımlar, ticaret ve ulaştırma projeleri öne çıkarken; eğitim, turizm ve kültür alanlarındaki temaslar da ilişkilerin toplumsal tabanını genişletmektedir. Böylece iş birliği yalnızca hükümetler arasında değil, üniversitelerden iş dünyasına kadar farklı kurumlar arasında da gelişmektedir.
Güvenlik ve savunma alanındaki iş birliği de ilişkilerin önemli boyutlarından biridir. Şuşa Beyannamesi’nde savunma, güvenlik ve karşılıklı istişare mekanizmalarına yer verilmiştir. Bununla birlikte Türkiye-Azerbaycan ortaklığının bölgesel etkisi yalnızca güvenlik alanıyla sınırlı değildir. Güney Kafkasya’da kalıcı barışın sağlanması, ekonomik bağlantıların geliştirilmesi ve Azerbaycan-Ermenistan arasındaki barış süreci de diplomatik gündemin önemli başlıkları arasındadır.
Bu yakın temaslar 2026’da da devam etmiştir. Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın 15-16 Eylül 2026’da Bakü’ye yaptığı ziyaret, üst düzey diplomatik diyaloğun sürdüğünü göstermektedir.
2026 yılında Türkiye, Azerbaycan ve Gürcistan dışişleri bakanlarının İstanbul’da gerçekleştirdiği üçlü toplantıda enerji, ulaştırma, Orta Koridor ve bölgesel bağlantısallığın geliştirilmesi yeniden vurgulanmıştır.
Türkiye-Azerbaycan ilişkileri, güçlü toplumsal yakınlığın yanında kurumsal, ekonomik ve stratejik unsurlara dayanan kapsamlı bir ortaklıktır. İlişkilerin geleceği ise bölgesel barışın seyri, enerji güvenliği, ticaret ve ulaştırma koridorlarının gelişimiyle yakından bağlantılı olacağı değerlendirilmektedir.