'Tüketen toplum olduk'

Toplumda gösteriş merakının oluştuğunu belirten Sosyolog Doç. Dr. Özgür Sarı, “Ülkemizde son dönemde bir alışveriş çılgınlığı başladı. Özellikle gençlerde gösteriş merakı hat safhada. Üreten değil, tüketen bir toplum olduk” dedi

Toplumda gösteriş merakının oluştuğunu belirten Sosyolog Doç. Dr. Özgür Sarı, “Ülkemizde son dönemde bir alışveriş çılgınlığı başladı. Özellikle gençlerde gösteriş merakı hat safhada. Üreten değil, tüketen bir toplum olduk” dedi

Günlük hayatta sıkça kullanılan teknolojik aletler, sosyalleşmeyi olumsuz etkiliyor. Günümüzde teknoloji artık bir kolaylıktan ziyade bir bağımlılık oluşturuyor. Erken yaşta teknoloji ile tanışan gençler, gündelik hayattan kopuk bir şekilde, adeta sanal dünyanın içinde yaşıyor. Teknoloji beraberinde tüketim alışkanlığını da getiriyor. Bugün gittikçe ivmesini arttıran tüketim kültürü halkın sosyokültürel yapısına zarar veriyor. 'Komşum da var ben de neden olmasın?' sorusunu soran insanlar gittikçe doyumsuzlaşıyor ve ciddi bir tüketim bilinci içerisine giriyor. Özellikle sanayi devriminden sonra makineleşmeyle birlikte bir ürünü çıkaran sermaye, çok geçmeden başka bir ürünü piyasaya sürüyor ve can alıcı reklamlarla kamuoyunu cezbediyor. Bu da tüketim alışkanlığının artmasına neden oluyor. Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Sosyolog Doç. Dr. Özgür Sarı, teknolojinin gündelik hayata etkisi ve tüketim alışkanlığıyla ilgili açıklamalarda bulundu.

TOPLUMDA GÖSTERİŞ MERAKI VAR

Günümüz Türkiye'sinde bir gösteriş merakının hızla yayıldığını belirten Doç. Dr. Özgür Sarı, Türkiye'nin teknoloji üreten değil, tüketen bir ülke olduğunu söyledi. Türkiye'nin teknoloji kullanımı anlayışının Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan gibi ülkelerle aynı olduğunu söyleyen Sarı, “Bilimsel ve sağlık gibi alanlarda teknolojinin gelişmesi iyi bir şey. Ancak teknolojiyi doğru kullanmak lazım. Türkiye maalesef teknolojiyi üreten değil, tüketen bir ülke. Toplumda teknoloji kullanmanın bir marifet olduğu algısı oluştu. Gençlerimize bakıyoruz, ellerinde bin-bin 500 liralık cep telefonları ile geziyorlar ancak bazen yol parası bile bulamıyorlar. Yani yüksek kalitede cep telefonuna sahip olmak bir üstünlük göstergesi olarak görülüyor. Elbette bu çok yanlış bir algı. Konya'da da görüyoruz tramvaya binen bir kimse görecektir ki, tramvayda 50 tane genç varsa bunların en az 30'unun elinde cep telefonu ile yol boyu oynadıkları görülecektir. Bazı telefon şirketleri yaptıkları yeni modellerini lansmanında, en büyük pazarlarının Türkiye'de olduğunu söylüyorlar. Bizim vatandaşımız da seviniyor, dünyanın en büyük telefon şirketinin sahibi Türkiye'yi övüyor diye. Aksine bu sevindirici değil çok vahim bir olaydır” diye konuştu.

ALIŞVERİŞ ÇILGINLIĞI OLUŞUYOR

Ülkemizdeki gençlerde son zamanlarda büyük bir alışveriş çılgınlığının başladığını vurgulayan Sarı, Konya'da da haftasonları bütün alışveriş merkezleri (AVM)'lerin tıklım tıklım olduğunu belirtti. AVM'lerin ekonomik anlamda Konya'ya değil yabancı şirketlere kazanç sağladığını dile getiren Sarı, sözlerini şöyle sürdürdü: “İnsanımız ihtiyacına göre değil, hep en iyisini isteme arzusuna göre hareket ediyor. Günümüz Türkiye'sinde normal bir vatandaşın teknolojiyi takip etmesi mümkün değil. 2 bin liraya telefonlar çıkıyor. Normal bir vatandaş bu telefonu nasıl satın alsın? Bu sorunun temeline indiğimiz zaman Tanzimat Dönemi'ndeki batılılaşma hareketi karşımıza çıkar. O dönemde toplumumuz batılılaşma adı altında batının iyi yanlarını değil onların kültürlerini almış ve onlar gibi olma çabası başlamıştır. Öğrencilerimden de çoğu zaman duyuyorum. Diyorlar ki, 'kitap alacak paramız yok.' Ancak bakıyorsun ceplerinde son model cep telefonları, tabletler var. Yani kaliteli bir telefonu sahibi olmayı kitap okumaktan daha önemli bir olay olarak görüyorlar.”

İLETİŞİMDE KOPUKLUKLAR YAŞANIYOR

“Komşusunu görünce selam bile vermeyen bir toplum olduğuk” diyen Sarı, “Geçmişteki toplumsal yapımıza baktığımız zaman, komşuluk ilişkilerinin son derece iyi olduğunu görürüz. Ancak öyle bir kültürel yozlaşma içine girdik ki, dibimizde oturan insanın yani komşumuzun adını bile bilmeyecek dereceye geldik. Teknoloji bir alışkanlıktan öte bir bağımlılık yaratıyor. Atomun parçalanması gibi bir olay. Bilimde devir açmış bir buluş olabilir ancak kötüye de kullanılabilir. Teknoloji de aynı şekildedir. İçinde bulunduğumuz durum dinimize de terstir. İsrafın haram olduğu bir dini yaşıyoruz. Ancak gel görelim Hristiyan ülkelerin katlarca fazla israf yapıyoruz. Kapitalizm ile İslam'ın birleştiği, Suudi Arabistan toplumu olma yolunda ilerliyoruz. Suudi Arabistan'da altından arabaya biniyor adamlar. Hani israf? Hani Müslümanlığın? Bunu söylediğin zaman da İslam düşmanı oluyorsun. Bunlar bizim sorunlarımız ve elbette ki konuşulmalıdır” diye konuştu.

BERKHAN PARLAK merhabahaber.com

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (1)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.

Gündem Haberleri