23 üniversite, 23 özel kurum ve kuruluş ile 12 araştırma enstitüsünden toplam yaklaşık 300 bilim adamının katıldığı seminerde dün erozyon ve etkileri, kuraklık ve etkileri, iklim değişikliği ve etkileri, kuraklık ve küresel ısınma konuları ele alındı. Prof. Dr. Mustafa Önder başkanlığındaki ilk oturumda Prof. Dr. Abdullah Enis Akay, Prof. Dr. Coşkun Atayeter, Prof. Dr. Orhan Doğan, Dr. Ertuğrul Karas ve Gülay Karahan ‘Erozyon ve Etkileri’ konularında sunum gerçekleştirdi. “Erozyonla Mücadele ve Karaman’da Örnek Uygulama’ konulu seminerinde Prof. Dr. Olcay Atayeter, erozyonun iki temel nedeni olduğunu, bunların birincisinin doğal yapıdan kaynaklanan nedenler, ikincisinin de sosyal ve ekonomik nedenler olduğunu ifade etti. Türkiye topraklarının erozyon tehdidi altında olduğunu belirten Prof. Dr. Atayeter, “Ülkemiz topraklarının yüzde 14’ünde hafif, yüzde 20’sinde orta ve yüzde 63’ünde şiddetli ve çok şiddetli derecede erozyon tehlikesi mevcuttur. Sadece yüzde 3’lük kayalık alan ise erozyona maruz bulunmamaktadır” ifadelerine yer verdi.
EROZYONUN EN BÜYÜK SEBEBİ İNSAN
Çölleşme ve erozyonu önlemek için alınacak tedbirleri sıralayan Atayeter, “Erozyon daha önce de belirtildiği gibi doğal bir süreçtir, bu nedenle de tamamen önlenmesi olanaksızdır. Ancak belli yöntemler uygulanarak etkisi ve hızı azaltılabilir veya bir ölçüde de olsa kontrol altına alınabilir. Erozyonun en büyük sorumlusu insandır, bu nedenle insanların eğitilmesi, sorunun çözümü için iyi bir adım olur. Bunun yanında yeni tarım teknikleri geliştirilmesi, mera alanlarına düzenlemeler yapılması ve orman alanlarının belirlenmesiyle bir nebze önlem alınabilir” diye konuştu. “Kuraklık, iklim değişiminin bir sonucu olarak, gerek insanoğlu gerekse ekosistem için en ciddi problemlerden biridir” diyen Gazi Osman Paşa Üniversitesi Çevre Mühendisi Gülay Karahan, “Ülkemizde Orta Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinin geçmiş yıllardaki yıllık yağış ortalamalarının oldukça düşük değerlere sahip olduğu bilinmektedir. Bu bölgelerin ciddi anlamda yağış eksikliği yaşayacağı tahmin edilmektedir. Dolayısı ile bu bölgelerin kurak doğal iklim yapısı yanında küresel ısınma tehdidi de tarımsal üretim ve diğer ihtiyaçlar için gerekli olan su talebinin karşılanması anlamında önemli sorun oluşturacaktır” dedi.