Aylardır toplum, adi ve sıradan bir cinâyetle bazı medya organları tarafından meşgul ediliyor. Sanki başka sıkıntılı ve problemli işimiz yokmuş gibi toplum, o menfur cinâyete odaklandırılmış durumda. Ülkemizde, özellikle büyük şehirlerimizde benzeri olaylar her zaman oluyor, ama her nedense onların üzerinde bu kadar durulmuyor. Herhalde bu cinayette tarafların ve korkunç olaya karışanların popüler olması olayı daha da popüler hale getiriyor.
Bu tarz olayların bir daha olmaması için ne yapılıyor ve ne gibi tedbirler alınıyor, asıl üzerinde durulması gereken nokta olayın burası olması gerekmez mi? Gerekir, ama öyle olmuyor. Olayın bir kısım medya tarafından ele alınış tarzı, dramatik dedikodularla ve romantik pozlarla sürüp gitmesi bu önemli noktanın hafife alınmasına ve hattâ unutulup gitmesine sebep oluyor. Toplum şuuru bulanık ve bu noktayı düşünemez hale getiriliyor.
Medya elbette habercilik görevini yerine getirecek ve hakkını da kullanacak, Varlığının sebebi bu. Hiç kimsenin buna bir itirazı ve karşı hareketi olamaz. Aksi takdirde toplumun bazı olaylardan ve sosyal gelişmelerden hiç haberi olmaz, tepki gösterme veya ders çıkarıp ibret alma mekanizması işlemez. Toplum duyarsız, hissiz ve heyecansız hale gelir.
Dünyanın her yerinde ve özellikle gelişmiş demokratik ülkelerde haber verme ve toplumu anında her konuda bilgilendirme, ama yalnızca bilgilendirme görevi medya tarafından yerine getirilmektedir. Medya, bu önemli görevi yerine getirirken tarafsız olma ve topluma saygılı davranma özelliğini, objektif ve yansız haber verme dürüstlüğünü hiçbir zaman kaybetmemeli. Yanı medyalığını unutmamalı ve medya olmaktan çıkmamalı.
Adetâ dünyayı idare eden ve yönlendiren güçlerden birisi olan medya, duygu sömürüsü yapan, toplumu aşarı derecede acır ve üzülür hale getirmek için olayları abartan, olay mahallinden kayda aldığı tatsız görüntüleri defalarca göstererek vicdanları yıpratan ve istismar eden ve olaylardan çıkar sağlayan menfaat şebekesi haline dönüşmemeli. Hele hele gücünden ve şöhretinden faydalanarak varlığını güvenlik güçleri, hâkim ve savcı yerine koymamalı. Toplumun geleceğiyle ve bütünüyle ilgili konuları siyaset malzemesi yapmamalı. Olayı abartarak toplumu her şeyden korkar, aşırı derecede üzülür çekingen ve içine kapanık hale getirmemeli.
Cem G. cinâyetinden medya, (Tabîi ki tümü değil) günlerdir, aylardır bıkmadan, usanmadan bahsetmekte. Neredeyse sel felâketini unutturacak, demokratik açılım haberlerini gölgede bırakacak şekilde. Menfur cinâyet, televizyonların haber bültenlerinde birinci haber olma özelliğini devam ettiriyor; gazetelerin çok değerli ve hesaplı olan manşetlerinden düşmüyor. Ülkemizde benzeri ve hattâ daha feci cinâyetler maalesef işleniyor. İşlenmekle kalmıyor böyle bedava reklâm edilme imkânlarına da kavuşuyor. Bir köy halkının yarısı acımasızca katlediliyor, aileler acımadan yok ediliyor hiç kimsenin umurunda değil. Bunları medya takibe almadığı ve aynı ilgiyi göstermediği için unutulup gidiyor. Bu cinâyetin onlardan farkı ne acaba diye insan ister istemez düşünmek zorunda kalıyor.
Bu taraz olaylarda asıl üzerinde durulması ve toplumun dikkatinin çekilmesi gereken nokta; genç kızların, anne ve babaların, konu komşuların ve çevrenin duyarlı olmalarının, ibret ve tedbir almalarının, sonu felâket olan bu tarz yanlışlara düşmemelerinin sağlanmasıdır. Çocuklarını yetiştirirken daha dikkatli olmaları, dinî, millî ve ahlâkî konularda bilgili kılmaları telkin ve temin edilmeli. Maalesef günümüzde malzeme bol ve güncel olduğu halde bu sağlanamıyor.
Haberin veriliş tarzı, artistik pozlarla medyada yer alması sanki gençleri bu tarz davranışlara ve suç işlemeye özendiriyor. Neredeyse medyada günlerce, aylarca boy boy resimlerle yer alabilmek için bu tarz suçlar işleyecekler veya işlemeye heveslenecekler. Nitekim bu tip olaylarda, üzücü ve düşündürücü bir tespit ki artış olduğu görülüyor.
Bu tip olayların düştüğü medya pazarında birdenbire hızlı bir alış veriş başlıyor, işler artıyor ve köşe yazarları zengin bir kaynak yakalıyorlar, bıkıncaya ve usanıncaya kadar dört yanından yazmaya devam ediyorlar. Bu tarz olayların hep gündemde kalması için gayret gösteriyorlar. Bu arada tabîi ki reyting de yükseliyor. Kime ne olursa olsun ve toplum ne hale gelirse gelsin kimsenin umurunda değil. Acılı anne ve babalar malzeme olarak kullanılıyor. Önemli olan medyanın amacına ulaşmış olması. Topluma kendine dönme, durup düşünme zamanı verilmiyor ve fırsatı tanınmıyor. Olaylar öylesine hızlı gelişiyor ki toplumun başı dönüyor ve zihni karışıyor. Toplumun öyle kalması işlerine geliyor.
Bu tarz olayların bir daha olmaması için ne yapılıyor ve ne gibi tedbirler alınıyor, asıl üzerinde durulması gereken nokta olayın burası olması gerekmez mi? Gerekir, ama öyle olmuyor. Olayın bir kısım medya tarafından ele alınış tarzı, dramatik dedikodularla ve romantik pozlarla sürüp gitmesi bu önemli noktanın hafife alınmasına ve hattâ unutulup gitmesine sebep oluyor. Toplum şuuru bulanık ve bu noktayı düşünemez hale getiriliyor.
Medya elbette habercilik görevini yerine getirecek ve hakkını da kullanacak, Varlığının sebebi bu. Hiç kimsenin buna bir itirazı ve karşı hareketi olamaz. Aksi takdirde toplumun bazı olaylardan ve sosyal gelişmelerden hiç haberi olmaz, tepki gösterme veya ders çıkarıp ibret alma mekanizması işlemez. Toplum duyarsız, hissiz ve heyecansız hale gelir.
Dünyanın her yerinde ve özellikle gelişmiş demokratik ülkelerde haber verme ve toplumu anında her konuda bilgilendirme, ama yalnızca bilgilendirme görevi medya tarafından yerine getirilmektedir. Medya, bu önemli görevi yerine getirirken tarafsız olma ve topluma saygılı davranma özelliğini, objektif ve yansız haber verme dürüstlüğünü hiçbir zaman kaybetmemeli. Yanı medyalığını unutmamalı ve medya olmaktan çıkmamalı.
Adetâ dünyayı idare eden ve yönlendiren güçlerden birisi olan medya, duygu sömürüsü yapan, toplumu aşarı derecede acır ve üzülür hale getirmek için olayları abartan, olay mahallinden kayda aldığı tatsız görüntüleri defalarca göstererek vicdanları yıpratan ve istismar eden ve olaylardan çıkar sağlayan menfaat şebekesi haline dönüşmemeli. Hele hele gücünden ve şöhretinden faydalanarak varlığını güvenlik güçleri, hâkim ve savcı yerine koymamalı. Toplumun geleceğiyle ve bütünüyle ilgili konuları siyaset malzemesi yapmamalı. Olayı abartarak toplumu her şeyden korkar, aşırı derecede üzülür çekingen ve içine kapanık hale getirmemeli.
Cem G. cinâyetinden medya, (Tabîi ki tümü değil) günlerdir, aylardır bıkmadan, usanmadan bahsetmekte. Neredeyse sel felâketini unutturacak, demokratik açılım haberlerini gölgede bırakacak şekilde. Menfur cinâyet, televizyonların haber bültenlerinde birinci haber olma özelliğini devam ettiriyor; gazetelerin çok değerli ve hesaplı olan manşetlerinden düşmüyor. Ülkemizde benzeri ve hattâ daha feci cinâyetler maalesef işleniyor. İşlenmekle kalmıyor böyle bedava reklâm edilme imkânlarına da kavuşuyor. Bir köy halkının yarısı acımasızca katlediliyor, aileler acımadan yok ediliyor hiç kimsenin umurunda değil. Bunları medya takibe almadığı ve aynı ilgiyi göstermediği için unutulup gidiyor. Bu cinâyetin onlardan farkı ne acaba diye insan ister istemez düşünmek zorunda kalıyor.
Bu taraz olaylarda asıl üzerinde durulması ve toplumun dikkatinin çekilmesi gereken nokta; genç kızların, anne ve babaların, konu komşuların ve çevrenin duyarlı olmalarının, ibret ve tedbir almalarının, sonu felâket olan bu tarz yanlışlara düşmemelerinin sağlanmasıdır. Çocuklarını yetiştirirken daha dikkatli olmaları, dinî, millî ve ahlâkî konularda bilgili kılmaları telkin ve temin edilmeli. Maalesef günümüzde malzeme bol ve güncel olduğu halde bu sağlanamıyor.
Haberin veriliş tarzı, artistik pozlarla medyada yer alması sanki gençleri bu tarz davranışlara ve suç işlemeye özendiriyor. Neredeyse medyada günlerce, aylarca boy boy resimlerle yer alabilmek için bu tarz suçlar işleyecekler veya işlemeye heveslenecekler. Nitekim bu tip olaylarda, üzücü ve düşündürücü bir tespit ki artış olduğu görülüyor.
Bu tip olayların düştüğü medya pazarında birdenbire hızlı bir alış veriş başlıyor, işler artıyor ve köşe yazarları zengin bir kaynak yakalıyorlar, bıkıncaya ve usanıncaya kadar dört yanından yazmaya devam ediyorlar. Bu tarz olayların hep gündemde kalması için gayret gösteriyorlar. Bu arada tabîi ki reyting de yükseliyor. Kime ne olursa olsun ve toplum ne hale gelirse gelsin kimsenin umurunda değil. Acılı anne ve babalar malzeme olarak kullanılıyor. Önemli olan medyanın amacına ulaşmış olması. Topluma kendine dönme, durup düşünme zamanı verilmiyor ve fırsatı tanınmıyor. Olaylar öylesine hızlı gelişiyor ki toplumun başı dönüyor ve zihni karışıyor. Toplumun öyle kalması işlerine geliyor.