REYTİNG UĞRUNA AHLAKİ ÇÖKÜNTÜ
Dizilerde yer alan toplumda ahlaki çöküntü oluşturan görüntülerin çocuklar ve gençler üzerindeki olumsuz etkisi tartışılıyor. Tüm eleştirilere rağmen reyting uğruna kanallar ve yapımcılar yayınlarına pervasızca devam ediyor. Türk toplumu reyting uğruna ahlâki görüntü kirliliğinin içinde boğuluyor. İletişim uzmanları ve sosyologlar dizilerin özellikle çocukları ve gençleri olumsuz etkilediğini, dizilerin toplumu dönüştürmek için kullanıldığını ifade ediyor.
TÜRK AİLE YAPISI TEHDİT ALTINDA
SÜ Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Aydın, Türk aile yapısının dizilerde sergilenen modeller nedeniyle tehdit altında olduğunu belirtti. Mustafa Aydın, “Aşk-ı Memnu, Yaprak Dökümü, Hanımın Çiftliği gibi diziler gerçekten Türk ve Müslüman aile yapısına uymuyor. Romanlar Fransız kültürü tarzında yazıldığı için toplumsal gerçeklikle hiçbir alakası yok. Tamamen Batı kültürünün topluma yerleştirilmeye çalışılmasıdır” dedi.
Diziler toplumu bozuyor
Dizileri toplumsal ve ahlaki yönden değerlendiren Sosyolog Prof. Dr. Mustafa Aydın, milli kültür ve ahlaka aykırı unsurlar içeren dizilerin toplumun aile yapısının kirlenmesine neden olduğunu söyledi
Kitle iletişim araçlarının insan tutum ve davranışları üzerindeki etkilerinin çok güçlü olduğu bilinen bir gerçek. Dizilerde yer alan şiddet, müstehcenlik ve mahremiyet ihlâllerini içeren görüntülerin çocuklar ve gençler üzerindeki olumsuz etkisi devamlı olarak tartışılıyor. Tüm tartışmalara rağmen reyting uğruna kanallar ve yapımcılar bildiklerini yapmaya devam ediyor. Türk toplumu reyting uğruna ahlaki görüntü kirliliğinin içinde boğuluyor. Toplumun büyük bir çoğunluğunun düşüncesi de bu yönde. Özellikle dizilerin olumsuz etkileri ile toplumda aile bir tarafa bırakılarak, nikâhsız aşk birlikteliği adeta özendiriliyor. Radyo Televizyon Üst Kurulu (RTÜK)’e günde onlarca kişi dizilerin Türk aile yapısını bozduğu ve ahlaki çöküntü yarattığı gerekçesiyle şikâyette bulunuyor. Özellikle dizideki karakterlerin birbirleriyle nikâhsız olarak yasak ilişkiye girmeleri toplumun en çok kızdığı konuyu oluşturuyor.
TOPLUMUN DNA’SIYLA OYNANIYOR!
Diziler içinde en büyük tepki de yasak aşkların topluma bir model gibi sunulduğu Aşk-ı Memnu’ya geliyor. İlk başlardan itibaren Behlül’ün amcasının eşiyle ilişkiye girmesi ile başlayan sürecin diğer karakterlerle devam eden yasak ilişkiler toplum tarafından oldukça büyük tepkiye neden oluyor. Diğer dizilerde de buna benzer sahnelerin yer alması RTÜK’e şikâyetleri arttırırken, yetkililerin bu dizilere karşı gerekli tedbirlerin alınması isteniyor. Köşe yazarlarının büyük kısmı da toplumun DNA’sıyla daha fazla oynanmamasını istiyor. Türkiye’deki boşanma ve aldatma oranlarındaki artışı örnek göstererek toplumsal erozyona dikkat çekiyorlar. Kültür Bakanı Ertuğrul Günay da Aşk-ı Memnu’nun özünden koparılarak yılan hikâyesine döndüğünü belirtiyor. Uzmanlar ise, dizilerin çocukları ve gençleri olumsuz etkilediğini ifade ediyor.
Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Aydın, dizilerin Türkiye’de esaslı bir toplumsal kirlenmeye yol açtığını söyledi. Türk aile yapısının tehdit altında olduğunu ifade eden Aydın, “Aşk-ı Memnu, Yaprak Dökümü, Hanımın Çiftliği gibi diziler gerçekten Türk ve Müslüman aile yapısına uymuyor. Üstelik romanlardan çevrilen bu diziler Batı kültürü özelliklerini taşımaktadır. Bu kitapların yazarı olan Reşat Nuri Gültekin, Halit Ziya Uşaklıgil, Orhan Kemal dönemin elit insanları. Fransız kültürünü benimsemiş ve bu yönde eser vermiş insanlar. Kitapları yazdıkları zaman topluma fildişi kulelerinden bakan ve toplumun gerçekleriyle yaşamayan insanlar. Şimdi bu kitaplar diziye çevrildiğinde durumun vahameti daha da açığa çıkıyor. Bu eserler batı için çok normal olabilir fakat Türk aile yapısı için hiç uygun değil” dedi.
“TELEVİZYONUN GELİŞİYLE TOPLUMSAL ÇÖKÜNTÜ BAŞLATILDI”
“Batı ve Amerikan tarzı film ve dizilerin televizyonun ilk geldiği yıllardan itibaren uygulanmaya konulması toplumda daha o yıllar değişikliğe neden olduğu halde, izlenme rekorları kırıyordu” diyen Mustafa Aydın’a göre, Dallas dizileriyle başlayan bu süreç artarak devam etti ve günümüzdeki ahlaki ve sosyal yapıyı bozan dizilerin oluşmasını sağladı. Kemal Sunal ve Şener Şen’in oynadığı Hababam Sınıfı, Salako, Kibar Feyzo gibi filmlerin mesajı ve esprisi olduğunu anlatan Aydın şöyle konuştu: “Amerikan tarzı film ve dizilerin girmesiyle bu filmlere rağbet azalmıştır. Dallas dizisiyle başlayan bu süreç artarak devam etmiştir. Bu film ve dizilere baktığımız da, toplumsal hayat için hiçbir anlamı yok. Ticari yapı içinde kadın ve erkek Türk toplumunu değiştirmek için farklı anlamlarda kullanılıyor. Günümüzdeki dizilere ise toplumda sosyal çöküntü ve ahlaki kirlilik yaratmak için AB’nin destek verdiği de söyleniyor. Toplumsal çöküntü yaratan dizilere karşı gerekli önlemler alınmalıdır. Sadece dizileri gece 12’den sonra yayına vermekte çözüm değil. Bu nedenle dizilerin içeriği yönünde iyileştirme yapılmalıdır.”
HASAN AYHAN