Teravih Namazı

Abdullah Uçar
Dinimizde namazlar üçe ayrılır:
1-Farz namazlar (Günde kıldığımız 5 vakit namazlar gibi).
2-Vacip namazlar (Vitir namazı, bayram namazları gibi).
3-Sünnet namazlar. Sünnet namazlar da ikiye ayrılır.
a- Müekked sünnetler: Sabah, öğle, akşam namazlarının sünnetleri ve teravih namazı.
b- Gayri müekked sünnetler: İkindi namazının, yatsı namazının sünnetleri ve nafile olarak kılınan namazlar.
Teravih; Arapça terviha kelimesinin çoğuludur. Rahat, aheste, dinlenerek kılınan namaz demektir. Hz. Peygamber teravihi cemaatle de kıldırmış ama ekserisini diğer sünnetlerde yaptığı gibi evinde münferiden kılmıştır. Kesintisiz cemaatle kılınmaya Hz. Ömer döneminde başlanmıştır.
Teravih orucun değil, Ramazan ayının sünnetidir. Onun için Ramazan dışında oruç tutulsa, arkasından da teravih kılınsa bu teravih değil, nafile bir namaz olur. Asrı saadette ekseriyetle 20 rekât kılınmış, ama bazı hallerde 8 rekât kılındığına dair de rivayetler vardır.
Dedelerimiz Osmanlılar her şeyin iyisini buldukları gibi teravih hususunda da çok güzel şeyler ihdas etmişler, rekât aralarını Salât-ı Ümmiyeler, nâtlar, kasideler, ilâhilerle süslemişler ve her selam verişte mutlaka Allah Resülünün üzerine salât-ü selâm getirtmişlerdir.
“Allah ve melekleri Peygambere salât etmektedirler. Ey inananlar siz de Ona salât edin”(1) mealindeki ayet mucibince Hz. Peygamber üzerine salât ü selâm göndermek farzdır. Bunda ittifak vardır. Fakat İmam Malik ömürde bir defa göndermek farz demiş, Şafi, her namazın ikinci rekâtından sonraki tahiyyatta okumak farz demiş. Diğer imamlarda İsmi şerifinin anıldığını duyan kişilere en az bir defa salâvat getirmek farz demişler. Bu hususu teşvik eden hadisler de vardır:
“Kıyâmet gününde insanların bana en yakın olanları ve şefaatime hak kazananları, benim üzerime en çok salâvat getirenlerdir.”(2)
“Üzerime salâvat getirin, dua edin. Zira nerede olsanız getirdiğiniz salât ve selâm bana ulaşır.”(3)
“Kim kabrimin yanında salât getirirse ben onu duyarım, kim uzaktan salât getirirse o bana ulaştırılır.”(4)
“En bahil adam, yanında anıldığım halde bana salât ve selâm göndermeyen kimsedir.”(5)
“Yanında ben anıldığım halde üzerime salâvat getirmeyen kimsenin burnu yere sürtülsün, hakarete uğrasın.”(6)
Osmanlı bunu sistematik hale getirmiş, her Fatiha dendiğinde, Peygamberimizin her ismi anılışta, namazların bitiminde “alâ Rasüline salâvat” demek suretiyle ve teravihlerde insanın tüylerini diken diken eden korolar halinde günde defalarca sevgili peygamberimizin anılmasını, yad edilmesini sağlamışlardır. Allah onlardan razı olsun.
Teravih rahat kılınması gereken namaz manasına ama, ahir zamanda birçok şeyi değiştirdiğimiz gibi bunu da değiştirmişiz, hızlı kılınan, yarış yapılan namaz yapmışız. Bu hususta ki fıkra ile makalemizi bitirelim:
Hocanın birisi 12 dakikada teravih bitiriyormuş, bir haylide müşterisi varmış. Bir gün gayet normal kıldırmış, cemaatten kızanlar sebebini soranlar olmuş, hoca; “radara yakalandık kardeşim” demiş. Cemaat anlamamış o şöyle izah etmiş; “kardeşim görmediniz mi cemaatin içinde müftü efendi vardı.”
Yine böyle jet hocalardan birinin camisine birisi gelmiş, abdesti yok, hem abdest alıyor hem de: “Az ağırdan alsanız da bende yetişsem” diye mırıldanıyormuş. Namazdaki cemaatten birinin canı sıkılmış ve şöyle demiş: “Ulen kardeşim biz içinde iken yetişemiyoruz ki, sen dışından yetişebilsen”
Hayırlı Ramazanlar.
----------------------
1- Ahzâb, 56.
2- Nevevî, “Riyâzü’s-Sâlihîn”, D.İ.B.Yay.6. baskı, Ankara, c.3, s.4.
3- Nevevî, a.g.e. c.3, s.14.
4- Beyhakî, “H. Basri Çantay”, c.3, s.755.
5- Nevevî,a.g.e. c.3, s.16.
6- Nevevî, a.g.e. c.3, s.15. 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.