Tekrar Takrar Yazmaktan Onur Duyuyorum

.
Bu yazımdan önceki iki yazımda; önemli gördüğüm iki hatırlı toplantıdan bahsetmiştim. Sizi bilmem, ama ben o iki toplantıdan, temsil ettikleri ruh ve zihniyetten kendimi alamadım. Gerçekleştirilmek ve yaşatılmak istenen amaç, bana çok rahmanî, derûni ve yüce geldi. Yüce amaçlı ve derin kapsamlı bu rahmanî çabaları insanlığın ve geleceğin hayrına gördüm. Zihnim ve dikkatim toplantıların içeriğine ve verilmek istenen mesaja takılıp kaldı.
Önce de belirttiğim ve zevkle tekrar belirtmek isteğim toplantının birisi; İstanbul Çırağan Sarayında yapılan İSEDAK buluşması. Diğeri; Türkiye Millî Kültür Vakfı (TMKV.) nın İstanbul Haliç Kongre Merkezi Sâdâbat Salonunda, adı geçen vakfın kuruluşunun kırkıncı yılı münâsebetiyle millî kültürümüzü okşamak ve onore etmek için düzenlediği iki günlük konferans.
Bundan önce kaleme aldığım iki yazımda bu toplantılardan genişçe olmasa bile yeter decede ve ölçüde bahsetmiştim. Böyle ifade etmeme rağmen demek ki yeter derecede bahsetmemişim ki tekrar bahsetmek ihtiyacını duydum. Bu yazım, tekrar bahsetmek gibi anlaşılsa bile, önemli kabul ettiğim konuya bir başka açıdan bakmak ve yaklaşmak istiyorum. İtiraf edeyim ki; bu tekrarlar biraz da benden kaynaklanıyor. Bu tekrarda kendimi tatmin etmek, kendilerinden fikir ve feyiz aldığımız, hizmetlerine şahit olduğumuz bu muhterem zevata vefa borcumu ödemek gayreti ve niyeti var. Ben bu konulardan, değerli okuyucularıma bir şey verip veremediğimi hesaba katmadan, büyük keyif alarak bahsediyorum. Sanki bir şey yapmışçasına ve şahsımı ilgilendiren vefa borcunu ödemişçesine.
İSEDAK, 1984 yılından bu yana hemen hemen tamamı İstanbul'da 25 toplantı yapmış. Yirmi beşinci toplantısını da İstanbul'da yaptı. Son günlerde İstanbul, zaten çok sayıda kültür ve sanat gösterilerine, beynelmilel konferans ve seminerlere ev sahipliği yapıyor. Beşi gözlemci üye olmak üzere İSEDAK'ın 62 üyesi var. İslâm ülkelerinin hemen hemen tamamını temsil eden bu önemli ve itibârlı kuruluşun Genel Sekreterliğini Prof. Dr. Ekmeleddin İhsanoğlu yürütüyor. Bu da bizim için büyük bir şans ve kazanç.
Her yıl düzenlenen İSEDAK toplantılarında İslâm ülkelerini yakından ilgilendiren hayatî konular gündeme alınmakta ve müzakere edilmektedir. İSEDAK toplantılarında ele alınan konuların bir kısmı, doğrudan bizi ilgilendirmese bile İslâm ülkelerini ilgilendirdiği için sanki bizi ilgilendiriyormuş gibi önemlidir. İslâm ülkelerini ilgilendiren konuların, toplantılarda dış yönlendirme ve müdahale olmadan konuşulmasını sağlayan ve İslâm ülkelerinin moral gücünü artıran, bu kuruluşa kayıtlı üye sayısının yüksek olmasıdır.
İSEDAK'a üye ülkelerin, bu teşkilâtın değerini iyi anlamaları ve bilmeleri gerekir. Bu teşkilat, 1981 de Mekke ve Taif'te düzenlenen İslâm Zirve Konferansında kurulmuştur. Böylece büyük bir fırsat doğmuş, ortam oluşmuş ve İslâm ülkeleri ortaya çıkan bu şansı iyi değerlendirmişler ve kullanmışlardır. İslâm ülkeleri bugün böyle bir teşkilât kurmak isteseler herhalde zor kurarlar ve böyle bir idealizm etrafında toplanma fırsatı bulamazlar. İSEDAK'ın varlığını memnuniyetle karşılayıp yaşaması için başta başkanlığını yürüten Türkiye Cumhuriyeti Devleti olmak üzere her İslâm ülkesi üzerine düşeni mutlaka yerine getirmeli, alınan kararları ciddiye almalı ve mutlaka sorumluluğunu müdrik olmalıdır.
İSEDAK, üyeleri arasında Türkiye'de bulunmakla beraber bizim açımızdan dış ağırlıklı bir kuruluştur. İkinci meselemiz olan, konumu ve konusu itibâriyle bana daha sıcak gelen, içe dönük bir kuruluştur. TMKV İSEDAK'tan daha önemlidir demek istemiyorum. Bizim açımızdan her ikisi de önemlidir ve lüzumludur. İslâm ülkelerinin Türkiye'nin liderliğinde bir araya gelmesi ve güçlenmesi, İslâm ülkelerinin ve ülkemizin çıkarınadır.
TMKV’nin bu yıl kırk vakıf insanı seçmesi ve ödüllendirmesi, kültürümüzdeki yozlaşma dikkate alınırsa, Türkiye açısından ümit ve cesaret verici bir gelişmedir. En azından Türk milletini ayakta tutacak sütunlardan birisi tekrar keşfedilmiş ve kabul edilmiş demektir.
Türk kültür hayatındaki mevkileri belirlenmek ve vefa borcumuzu ödenmek üzere seçilen saygın insanların akademik çalışmaları, kitapları, makaleleri, şiirleri, sanat eserleri ve millî kültürümüze zenginlik kazandıran çalışmaları ve gayretleri ortadadır. MEB. nın bir zamanlar 1000 temel eser amblemi altında hep bu büyük insanların eserlerini yayınlamıştır. Keza 1001 temel eser amblemi altında bu çalışmayı devam ettirmek isteyen Tercüman Gazetesi de, yine bu değerli düşünür ve sanatkâr ruhlu insanların eserlerini yayınlamıştır.
Bu saygın isimlerden; A. Hamdi Tanpınar, Ali Nihat Tarlan, A.Fuat Başgil, Ahmet Kabaklı, Cemil Meriç, M. Akif Ersoy, Mehmet Kaplan, Erol Güngör, Nurettin Topçu, Taruk Buğra, Osman Turan, N.Fazıl Kısakürek, Galip Erdem, O.Yüksel Serdengeçti, Peyami Safa ve Samiha Ayverdi.. unutulmaması gereken fedakar, cefakâr, sanatkâr, idealist eser sahibi insanlardır. Anadolu’yu yücelten ve milletimizi millet yapan değerleri bilen ve o değerleri savunan ve yaşatan yürekli ve kültürlü insanlar.
Bu insanların konferanslarını dinleyerek, sohbetlerinde bulunarak, hal ve tavırlarını görerek yetişen ve hattâ onlarla birlikte çalışan insanların sayısı günden güne azalmaktadır. Eserleri kütüphanelerimizde, davaları gönüllerimizde, emanetleri omuzlarımızda, aydınlık ve azimli bakışları zihnimizde. Bütün bunları hatırlamak ve o havayı yeniden yaşamak için harekete geçen TMKV’yi tebrik etmek ve yaptığını ara sıra yapmak gerekir.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarlar Haberleri