Halk arasında fitre diye bilinen fıtır sadakası (sadaka-i fıtır); insan olarak yaratılmanın ve Ramazan orucunu tutup bayrama ulaşmanın bir şükrü olarak; dinen zengin olup Ramazan ayının sonuna yetişen Müslümanın, belirli kimselere vermesi vacip olan bir sadaka olarak biliniyor. Her yıl Ramazan ayı geldiğinde fitreyle ilgili sorular da artıyor. İlahiyatçı Bekir Tekkaymaz, Merhaba Gazetesi’ne yaptığı açıklamada, fitre verilirken dikkat edilmesi gereken hususlara değindi.
‘FİTRE, BAYRAMA ULAŞMANIN ŞÜKRAN İFADESİDİR’
Tekkaymaz, “Fitre, Ramazan ayını sağlıkla bitirip bayrama ulaşmanın bir şükran ifadesidir. Bizim inancımızda her ibadet, aynı zamanda toplumsal bir uyanışa vesiledir. Fitre; Oruçtaki hatalarımızın temizlenmesidir. Fukaranın bayram sevincine ortak edilmesidir. Komşusu açken tok yatan bizden değildir emrinin fiiliyata dökülmesidir. İslam’ın emrettiği her ibadet, hem bireyin ruh dünyasında bir imar faaliyeti yürütür hem de toplumun temel taşlarını yerine oturtur. Fitre, sadece bir miktar paranın el değiştirmesi değil, kalplerin ve cemiyetin rehabilitasyonudur” diye konuştu.
‘SADECE MALI DEĞİL RUHU DA TEMİZLER’
“Fitre veren mümin, sadece malını değil, ruhunu da tezkiye eder (temizler)” diyen Bekir Tekkaymaz, “Ramazan boyunca tutulan oruçlarda dilimizden kaçan bir kelime, gözümüzden kaçan bir bakış olabilir. Fitre, savmın (orucun) temizleyicisidir. Bu da kişide manevi bir borçtan kurtulma ve ruhsal bir hafifleme sağlar. Kişi, kendi imkanlarıyla bir başkasının karnını doyurmanın mesuliyetini hissedince, bencillik (ego) hapishanesinden çıkar. Ben yerine biz demeyi öğrenir. Elindeki imkanı başkasıyla paylaşan insan, aslında sahip olduğu nimetlerin farkına varır. Bu farkındalık, modern çağın hastalığı olan tatminsizliği giderir ve kişiyi psikolojik bir doyuma ulaştırır. İnsan psikolojisinde almak geçici bir haz verirken, vermek kalıcı bir mutluluk sağlar. Fitre, kişiye faydalı olma duygusunu tattırarak özsaygısını pekiştirir. Fitre, toplumsal barışın sigortasıdır. Fitre, zengin ile yoksul arasında sevgi köprüsü kurar. Yoksulun gönlündeki olası haset duygusunu; zenginin gönlündeki olası kibir duygusunu yok eder. Devletin zorunlu vergilerinin ötesinde, fitre sayesinde sermaye toplumun en alt katmanlarına doğru kendiliğinden akar. Bu, ekonomik kılcal damarların canlanmasıdır. Bayram sabahı yoksulun evinde de bir tencere kaynıyorsa, o toplumda sosyal patlama olmaz. Fitre, toplumun sinir uçlarını yumuşatır ve kardeşlik bağlarını perçinler. Fitre vermek için yoksulu arayıp bulmak gerekir. Bu süreç, hali vakti yerinde olanların fildişi kulelerinden inip halkın gerçekleriyle yüzleşmesini sağlar” ifadelerini kullandı.
‘BAYRAMDA HİÇBİR ÇOCUK BOYNUNU BÜKMEMELİ’
Fitrenin ferdin ruhundaki cimrilik kirini yıkayan bir su, toplumun bünyesindeki fakirlik yarasını saran bir merhem olduğuna dikkat çeken Tekkaymaz, şunları kaydetti: “İnancımızda hiçbir kardeşimiz bayram geldi diye boynunu bükmemelidir. Eğer bir çocuk bayram sabahı ayakkabısı yok diye ağlıyorsa, o mahallenin fitre şuuru eksik kalmış demektir. Müslüman, sorumluluk sahibi insandır. Müslüman insanlığın kendine emanet olduğunu ve Müslüman kardeşinin kendisine zimmetli olduğunun bilincindedir. Temel ihtiyaçlarının dışında, nisap miktarı mala sahip olan her Müslüman kendisi ve bakmakla yükümlü olduğu çocukları için bu sadakayı verir.”
‘FİTRE DOĞRUDAN YOKSULA ULAŞTIRILMALI’
Fitrenin ne zaman ve kime verilmesi gerektiğine ilişkin açıklamalarda bulunan İlahiyatçı Bekir Tekkaymaz, konuşmasını şu şekilde tamamladı: “Fitre için zekatta olduğu gibi malın üzerinden bir yıl geçmesi şartı aranmaz. Zenginlik ölçüsüne bayram sabahı sahip olan kişi dahi bu hayra ortak olmalıdır. Diyanet İşleri Başkanlığı her yıl asgari miktarı belirler. Ancak biz, "İnsanların en hayırlısı insanlara faydalı olandır" sırrıyla hareket etmemiz gerekir. Memleketimiz için 240 TL belirlenmiştir. Ancak bugün Müslümanlar "Ben en ucuzundan kurtulayım" değil, "Kendi sofranda ne yiyorsan, yoksula da onu yedir" mantığıyla hareket etmelidir. İmkanı olan, belirlenen rakamın çok daha üstünü gönül rahatlığıyla vermelidir. Fitre, doğrudan doğruya yoksulun eline geçmelidir. Zekat verilebilen herkese verilir. Verilmeyecek kişiler ise; anne, baba, büyükanne, büyükbaba, çocuklar ve torunlar. (Çünkü bunlara bakmak zaten görevimizdir.) Önemli bir nokta olarak fitre, kurumlara verilecekse mutlaka yoksula ulaştırılacağından emin olunan, hizmet ehli yerlere verilmelidir. Fitre Ramazan’ın başından itibaren verilebilir. En faziletlisi olanı Bayram namazından önce verilmesidir ki, o gariban kardeşimiz de bayram sabahı çocuklarına bir çift ayakkabı, sofrasına bir lokma et koyabilsin. Bayramdan sonraya bırakmak caizdir ama bayram neşesini paylaşma ruhuna aykırıdır.”