Tekkaymaz: Camiler İslam medeniyetinim mührüdür

İlahiyatçı-Eğitimci Bekir Tekkaymaz, camilerin sadece taştan ibaret binalar olmadığını, toplumun manevi sığınağı ve hayatın tam merkezinde yer alan ilim ve kardeşlik merkezleri olduğunu vurguladı.

Camiler ve Din Görevlileri Haftası münasebetiyle Merhabahaber'e önemli açıklamalarda bulunan İlahiyatçı-Eğitimci Bekir Tekkaymaz, camilerin İslam medeniyetindeki yeri, toplumsal işlevi ve gençliğin manevi imarı üzerindeki etkilerine dair dikkat çeken mesajlar verdi.

Camilerin tevhid inancının yeryüzündeki en somut mühürleri olduğunu belirten Tekkaymaz, “Bizim medeniyetimizde cami, sadece taştan ve tuğladan ibaret bir bina değildir; o, ümmetin bir araya geldiği, istikametini belirlediği ve adil bir dünya nizamının temellerinin atıldığı merkezdir” ifadelerini kullandı.

'KONYA’DAKİ CAMİ SAYISI ŞEHRİN ASİL KİMLİĞİNİ YANSITIYOR'

Konya’nın manevi mimarların dualarıyla yoğrulmuş, İslam coğrafyasının kalbi hükmünde bir şehir olduğunu vurgulayan Bekir Tekkaymaz, kentteki cami yoğunluğunun derin bir anlam taşıdığını ifade etti. Tekkaymaz, “Bu mübarek şehirde cami sayısının fazla olması, niceliksel bir üstünlükten öte, şehrin ruhunu ve 'Millet-i İbrahim' çizgisindeki asil kimliğini yansıtır. Her minare, semaya yükselen bir şehadet parmağı gibidir ve şehre manevi bir zırh oluşturur. Konya; Alaeddin, İplikçi, Sahip Ata, Kapu, Sultan Selim ve paha biçilemez Aziziye Camii gibi Selçuklu ve Osmanlı mimarisinin şaheserleriyle İslam mührünü taşa vurmuştur. Bizler Batı taklitçisi mimariye karşı ecdadın bu gösterişten uzak, dikey değil yatay mimariyi esas alan mirasını savunuyoruz. Bu camiler bağımsızlığımızın asırlık tapu senetleridir" şeklinde konuştu.

'CAMİ İLE HAYAT ARASINDAKİ BAĞI GÜÇLENDİRMELİYİZ'

Cami sayısının çokluğu kadar cami ile hayat arasındaki bağın da kurulması gerektiğini dile getiren Tekkaymaz, sözlerini şu cümlelerle sürdürdü: “Eğer camilerimiz doluyor ama mahallemizde komşusunun derdinden habersiz insanlar çoğalıyorsa, burada düşünmemiz gereken bir mesele vardır. Konya'nın ‘huzur ve güvenin şehri’ kimliği; cami sayısı, cami kültürü, ahlak ve sosyal dayanışma bütünlüğü içerisinde değerlendirilmelidir. Camiyi hayattan koparıp sadece günde 5 vakit namaz kılınan bir mekân haline getirmek büyük bir tuzaktır. Cami; zenginle fakirin, amirle memurun aynı safta durduğu, sınıfsal farklılıkların yok olduğu yegâne yerdir.”

'GENÇLERE MUS'AB BİN UMEYR RUHUYLA YAKLAŞMALIYIZ'

Gençlerin küresel ifsattan korunmasında camilerin birer cazibe merkezi olması gerektiğinin altını çizen İlahiyatçı Tekkaymaz,: “Gençliğimiz dijital bağımlılıkların ve materyalist dünyanın ağır kuşatması altındadır. Gençleri camiye çekmek için 'Z kuşağı' gibi Batı kaynaklı, insanı metalaştıran tanımlamaları bir kenara bırakıp onlara Mus'ab bin Umeyr ruhuyla yaklaşmalıyız. Rahmetli Erbakan Hocamızın 'Bir çiçekle bahar olmaz; ama her bahar bir çiçekle başlar' sözünde olduğu gibi, camiye adım atan her bir genci o baharın ilk çiçeği olarak görmeliyiz. Onlara tepeden bakan değil, bağrına basan bir dil inşa etmeye mecburuz” diye konuştu.

'ÇOCUKLARIN CAMİDEKİ GÜRÜLTÜSÜ GELECEĞİN TEMİNATIDIR'

Çocukların cami ortamına alıştırılması konusunda din görevlilerine ve ailelere büyük sorumluluk düştüğünü hatırlatan Tekkaymaz, mahallesindeki bir örneği paylaşarak sözlerini şöyle sürdürdü: “Çocukların camide çıkardığı gürültü, gelecekte camilerimizin boş kalmasından çok daha hayırlıdır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) secdedeyken torunları sırtına çıktığında secdesini uzatmıştır. Camiye gelen çocuğu azarlayan zihniyet evlatlarımızı camiden soğutur. Tanıdığım Musa Hoca adında bir cami görevlimiz vardı; çocuklara hediyeler verir, ezan ve kamet öğretir, birlikte çorba içmeye ve bisiklete binmeye götürürdü. Mahallede çocukların buluşma mekânı cami oluvermişti. Bizim Musa Hoca gibi gönül insanı hocalara ihtiyacımız var.”

'CAMİLER İSLAM’IN İLK ÜNİVERSİTESİDİR'

Mescid-i Nebevi’deki Suffe mektebini hatırlatan Bekir Tekkaymaz, camilerin yaygın eğitimdeki rolüne dikkat çekerek sözlerini şu şekilde noktaladı: “Erbakan Hocamızın vurguladığı gibi: 'Eğitim bir milletin en önemli gücüdür.' İşte bu eğitimin ilk, en masrafsız ve en samimi kademesi camilerdir. Günümüzde batıl inançların, deizmin ve ahlaki yozlaşmanın kol gezdiği bu çağda; cami kürsülerinden yapılan vaazlar, tefsir ve hadis sohbetleri ümmetin inanç dünyasını koruyan en büyük kalelerdir. Camiler ve Din Görevlileri Haftası, bizlere yeniden 'Şuurlu Müslüman' olmayı ihtar eden önemli bir muhasebe imkânıdır.”

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (2)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.

Gündem Haberleri