Kaynağından geldiği şekliyle bir harfi bile değişmeden günümüze ulaşan tek ilahi kitap olan Kur’an-ı Kerim’le ilgili İstanbul’dan Taşkent’e, Taşkent’ten Yemen’e, Yemen’den Kahire’ye kadar uzanan geniş coğrafyada yıllarını alan uzun ve yorucu araştırmalar yapan 13. Diyanet İşleri Başkanı Dr. Tayyar Altıkulaç, “Semavi Kitaplar ve İlk Mushaf Nüshalar” konulu konferans verdi. KTO Konferans Salonu’nda Türk Anadolu Vakfı’nın Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi ve Konya İl Müftülüğü ile birlikte düzenlediği programa Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ahmet Önkal, İl Müftü Vekili M. Lütfi Ketenci, Müftü Yardımcıları Dr. Hamza Küçük, Dr. Mustafa Çoban ve Türk Anadolu Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Baltacı’nın yanı sıra çok sayıda davetli katıldı.
Programın açış konuşmasını yapan Türk Anadolu Vakfı Başkanı Ahmet Baltacı, Kur’an-ı Kerim’in elimizde bulunan şekli ile ilk indiği gün arasındaki şekli arasında hiçbir farklılık olmadığını, değişmeyen ilahi tek kitabın Kur’an-ı Kerim olduğunu belirtti. Baltacı, “Kur’an-ı Kerim’in değiştiği yönünde iddialarda bulunmak mümkün değildir. Fakat zamanlarda insanların kafalarını kurcalamak için bu tür iddialar ortaya atılabilmektedir. Kur’an-ı Kerim’in değişmediğini ve değişmeyen tek ilahi kitap olduğunu yeniden kanıtlamak için bu programı düzenledik” diye konuştu.
Ardından kürsüye gelen 13. Diyanet İşleri Başkanı Dr. Tayyar Altıkulaç, “Semavi Kitaplar ve İlk Mushaf Nüshalar” konulu bir konferans verdi. Kur’an-ı Kerim’in kaynağının vahiy olduğunu ve Mushaflara yazıldığını belirten Dr. Tayyar Altıkulaç, Kur’an-ı Kerim’in okunmasının ibadet hükmünde olduğunu dile getirdi. Kur’an-ı Kerim’in tamamen indiği ilk yıllarda hafızlar tarafından ezbere bilindiğini ve bu şekilde muhafaza edildiğini belirten Dr. Tayyar Altıkulaç, “Yapılan savaşlarda birçok hafızın şehit düşmesi üzerine kutsal kitabın başka bir şekilde muhafaza edilmesi gerektiği fikri doğmuştur. Hz. Ebu Bekir ve Hz. Osman’ın yaptığı çalışmalarla Kuran’ı Kerim yazılı bir kitap haline getirilmiştir. Hz. Peygamber’in vefat ettiği yıl içerisinde ashabın onayına sunulmuş, ashabın büyük bir bölümünün Kur’an-ı Kerim’i başından sonuna kadar ezbere okuyabildiği bir dönemde kitaplaştırılmıştır” dedi.
KUTSAL KİTAP YENİ FETİHLERLE ÇOĞALTILDI
Yapılan fetihlerle yeni kitlelerin İslamiyet’i kabul ettiğini, Kur’an’ın okunuşunda kıraat farklılıklarından oluşan sorunlar meydana geldiğini söyleyen Altıkulaç, “Hz. Osman, ilk nüshadan sonra 6 yeni nüsha daha yaptırıyor. Bunları Basra, Kufe, Şam, Mekke ve Medine’ye gönderiyor. Bir tanesi de kendisinde kalıyor. Bugün okuduğumuz Kuran’ın kıraat özellikleri de buraya dayanıyor. Binlerce yıl geçmesine rağmen aynı durulukla kutsal kitabımız bugüne kadar gelmiştir. Basılan bu ilk 6 nüshanın nerede olduğu bugün kesin olarak bilinmemekle birlikte, bir tanesinin Topkapı Sarayı’nda, bir tanesinin Taşkent’te, bir tanesinin de Londra’da bir kütüphanede olduğu iddia edilmektedir. Bu nüshaların hepsi deri üzerine yazılmıştır” dedi.
RASİM ATALAY
Programın açış konuşmasını yapan Türk Anadolu Vakfı Başkanı Ahmet Baltacı, Kur’an-ı Kerim’in elimizde bulunan şekli ile ilk indiği gün arasındaki şekli arasında hiçbir farklılık olmadığını, değişmeyen ilahi tek kitabın Kur’an-ı Kerim olduğunu belirtti. Baltacı, “Kur’an-ı Kerim’in değiştiği yönünde iddialarda bulunmak mümkün değildir. Fakat zamanlarda insanların kafalarını kurcalamak için bu tür iddialar ortaya atılabilmektedir. Kur’an-ı Kerim’in değişmediğini ve değişmeyen tek ilahi kitap olduğunu yeniden kanıtlamak için bu programı düzenledik” diye konuştu.
Ardından kürsüye gelen 13. Diyanet İşleri Başkanı Dr. Tayyar Altıkulaç, “Semavi Kitaplar ve İlk Mushaf Nüshalar” konulu bir konferans verdi. Kur’an-ı Kerim’in kaynağının vahiy olduğunu ve Mushaflara yazıldığını belirten Dr. Tayyar Altıkulaç, Kur’an-ı Kerim’in okunmasının ibadet hükmünde olduğunu dile getirdi. Kur’an-ı Kerim’in tamamen indiği ilk yıllarda hafızlar tarafından ezbere bilindiğini ve bu şekilde muhafaza edildiğini belirten Dr. Tayyar Altıkulaç, “Yapılan savaşlarda birçok hafızın şehit düşmesi üzerine kutsal kitabın başka bir şekilde muhafaza edilmesi gerektiği fikri doğmuştur. Hz. Ebu Bekir ve Hz. Osman’ın yaptığı çalışmalarla Kuran’ı Kerim yazılı bir kitap haline getirilmiştir. Hz. Peygamber’in vefat ettiği yıl içerisinde ashabın onayına sunulmuş, ashabın büyük bir bölümünün Kur’an-ı Kerim’i başından sonuna kadar ezbere okuyabildiği bir dönemde kitaplaştırılmıştır” dedi.
KUTSAL KİTAP YENİ FETİHLERLE ÇOĞALTILDI
Yapılan fetihlerle yeni kitlelerin İslamiyet’i kabul ettiğini, Kur’an’ın okunuşunda kıraat farklılıklarından oluşan sorunlar meydana geldiğini söyleyen Altıkulaç, “Hz. Osman, ilk nüshadan sonra 6 yeni nüsha daha yaptırıyor. Bunları Basra, Kufe, Şam, Mekke ve Medine’ye gönderiyor. Bir tanesi de kendisinde kalıyor. Bugün okuduğumuz Kuran’ın kıraat özellikleri de buraya dayanıyor. Binlerce yıl geçmesine rağmen aynı durulukla kutsal kitabımız bugüne kadar gelmiştir. Basılan bu ilk 6 nüshanın nerede olduğu bugün kesin olarak bilinmemekle birlikte, bir tanesinin Topkapı Sarayı’nda, bir tanesinin Taşkent’te, bir tanesinin de Londra’da bir kütüphanede olduğu iddia edilmektedir. Bu nüshaların hepsi deri üzerine yazılmıştır” dedi.
RASİM ATALAY