Tarih ve Kültür Başkenti

.
2003’ü bitirdik. 2004’e, mahalli seçimlerin ısıtmakta olduğu atmosfer içinde girdik.
Konya üzerine yazacağız.
Bu yazılarda 2003’e bakış, 2004’ten beklentilerimizle birlikte, yeni proje teklifleri de yer alacak. Sonuçta da bir değerlendirme yapacağız.
Konya, birçok özelliğinin yanı sıra, tarih ve kültür zenginliği ile öne çıkan bir şehir. Ne var ki tarihi İpek Yolu üzerinde olmak, Selçuklu’ya Başkentlik yapmış olmak, Osmanlı Dönemi’nin önemli merkezlerinden biri olmak ve Cumhuriyet Türkiyesi’nin en gözde merkezlerinden biri olmak, turizm sektörü açısından, söz konusu müktesabatına uygun bir noktada olmasını beraberinde getirmiyor.
Bu nedenle Konya’da, turizmi masaya yatırmak, tıkanma noktalarını ve çözüm noktalarını iyi tespit etmek gerekiyor. Bu manada, Turizm Platformu tarafından yürütülmekte olan çabaları umutla takip ediyoruz.
Konya’da turizmi konuşurken, Beyşehir Gölü, Akşehir Gölü, Yerköprü Şelalesi, Tuz Gölü, Meke Gölü, Glistra, Tersakan Gölü, Akgöl Sazlığı, Meke Gölü, Mavi Boğaz Kanyonu gibi çok sayıda tabiat güzelliğini, Gilistra, Çatalhüyük’ten başlayan hüyükler silsilesini, han ve hamamlarımızı, Sille’yi masaya yatırmamız gerekir.
Ilgın, İsmil ve diğer kaplıca merkezlerinin altyapı ve tanıtım sorunlarının giderilmesini konuşmamız gerekir.
Tıp Fakülteleri, Özel Hastaneleri, Beyhekim Sağlık Kompleksi ile yurt içi ve dışından hastaların gelebileceği ‘Sağlık Merkezi Konya’yı turizmle birlikte anmamız gerekir.
Devam etmek mümkün. Her bir alanla ilgili derinlemesine tahliller yapmak da mümkün ve hatta gerekli. Ancak konuyu çok fazla dağıtmamak açısından Tarih ve Kültür Başkenti Konya Projesi üzerinde durmak istiyorum.
Bu aşamada kültürel organizasyonlara uygun mekanlar ve kurumsal yapılar hususunu burada vurgulayarak, detaylı yaklaşımları ileriki dönemlere bırakıyorum.
Bazı bölümleri çeşitli vesilelerle kamuoyu gündemine gelen ‘Kültür ve Tarih Başkenti Konya Projesi’ne yakından bakalım.
Proje çok yönlü. Zaman, para ve organizasyon gerektiriyor. Pek tabiidir ki yerel ve merkezi idarenin eşgüdümlü çalışması en önemli ön şart. Bu birliktelik kadar önemli bir şart da proje uygulama alanındaki esnafın konuya katılımıdır. Anıtlar Kurulu ayağının da baştan planlanması gerekiyor.
Önce proje uygulama alanının sınırlarını ortaya koyalım;
Karatay Medresesi’nden başlayıp Mevlana Kültür Merkezi’nde sonuçlanan bir alan. Rektörlük, Alaaddin Camii, İnce Minareli Medrese, Alaaddin Caddesi, İplikçi, Şerafettin, Şems, Kapu, Aziziye, Sultan Selim Camileri ile Vilayet Binası, Bedesten Bölgesi ve Mevlana Müzesi-Mevlana Kültür Merkezi proje uygulama alanı içinde olacaktır.
Bahsedeceğimiz teklifleri ortaya koymadan önce belirtelim ki Konya müzelerinde bir gezi yaptık. Sorunları yerinde tespit etmeye çalıştık. Dolayısı ile tekliflerimizde yaptığımız gözlemler de önemli yer tutacaktır.
Karatay Medresesi’nden başlayalım.
Medrese’nin arkasında yer alan park yeniden düzenlenmelidir.
Bizim teklifimize göre, bütün turist otobüsleri önce buraya gelecek ve yolcularını indirecektir. Dolayısı ile turistler bu noktadan itibaren, mevsim şartları ve yaş durumlarına göre, yaya ya da kendileri için tahsis edilecek tur araçları ile gezilerine devam edecektir.
Karatay Medresesi’nin taç kapısında zamanla oluşan kirlilik göze çarpmaktadır. Bu bozulma ortadan kaldırılmalıdır. Ayrıca yan blokların çatı ve duvarlarında bakımsızlık göze çarpmaktadır. Bu noktalarda da tamirat gerekmektedir. Müze görevlilerinin bulunduğu mekan da yeniden düzenlenmelidir.
Müze içinde sergilenmekte olan eserlerin tanıtım levhaları Türkçe ve İngilizce yeniden düzenlenmelidir.
Yayın satış alanı da müze dışında yer almalıdır.
Bahçe ve çevre düzenlemesi yapılmalıdır.
Karatay Müzesi ile karşı karşıya bulunan Rektörlük Binası’nın mülkiyeti Milli Eğitim’e aittir. Uzun süredir Milli Eğitim Rektörlük’ten binasını istemekte ancak, geri alamamaktadır. Rektörlüğün binayı boşaltmasını ve buraya Arkeoloji Müzesi’nin taşınmasını öneriyorum. Karatay Medresesi’nden Mevlana Kültür Merkezi’ne uzanan alanda sağlanmasını önerdiğimiz tarihi ve kültürel atmosfer bu düzenleme ile perçinlenecektir. Arkeoloji Müzesi’ni ya da arkeolojik eserleri sadece Roma ve Hıristiyani kalıntılar olarak algılamamak gerekmektedir. Mevcut Arkeoloji Müzesi’ndeki Çatalhüyük kalıntıları bile bize insanların Allah inancını göstermektedir. Ankara Anadolu Medeniyetler Müzesi’ndeki Çatalhüyük kalıntılarının Konya’ya getirilmesi sağlanmalıdır. Çatalhüyük’ten çıkan eserlerin Çumra’da açılacak bir müzede sergilenmesi de ayrıca düşünülmelidir.
Anıtlar Kurulu Onayı’ndan sonra Karatay Medresesi-Hüma Otel Yaya Alt Geçidi ile Karatay Medresesi-Alaaddin Tepesi Yaya Alt Geçitleri yapılmalıdır.
Karatay Çini Anıtları Müzesi’nden sonra iki güzergah söz konusudur. Birinci güzergah yapıcak yaya alt geçidinden Alaaddin Tepesi ve Alaaddin Camii’dir. İkinci güzergahsa Adliye önünden İnceminareli Medrese’dir.
Alaaddin Tepesi’nin eteklerinde bulunan Selçuklu Sarayı kalıntısı tam bir terkedilmişlik hali yaşamaktadır. Şehrin silüetine giren şemsiye ömrünü doldurmuştur. Akıntılar, şemsiyenin tepesinde meydana gelen parçalanmalar dikkat çekmektedir. Bu vesile ile şemsiye yeniden dizayn edilmelidir. Saray kalıntısının toprak yığını görüntüsünden öte bir anlamı olabilmesi için korumaya alınan kısmın aslına uygun restoresi yapılmalı, sütun başları ve kimi semboller bu alana taşınmalıdır. Böylelikle koruma altına alınan kalıntının gezilmeye/görülmeye değer bir yönü olacaktır.
Alaaddin Camii’ne ulaşan yollar genişletilmeli, tepenin arkasında kalmış görüntüsünü ortadan kaldıracak, camiyi daha ulaşılabilir ve görülebilir kılan düzenlemeler yapılmalıdır.Cami duvarlarında meydana gelen görüntü bozuklukları giderilmelidir. Gerek Karatay Medresesi, gerek İnce Minareli Medrese ve gerekse Alaaddin Camii dış çeperlerinde meydana gelen bozulmaların engellenmesi, nem ve hava kirliliği gibi etkenler sonucu oluşan problemlerin giderilmesi için neler yapılabileceği masaya yatırılmalıdır.
Alaaddin Camii ve saray kalıntısı ışıklandırılmalıdır.
Alaaddin Camii ve Tepe gezintisinden sonra turistler, halen tramvay durağının bulunduğu bölgede yapılacak yaya alt geçidinden karşıya geçecek ve kısa bir yürüyüşten sonra İnce Minare Taş Anıtları Müzesi’ne gelecektir.
İnce Minare’de yapılması gereken düzenlemelerin başında Minare’nin aslına uygun olarak yeniden inşası gelmektedir. Böylece dünya taş oymacılık sanatının şaheseri Taç Kapı, Müze ve Minare eşsiz bir uyum sağlayacak, Konya önemli bir prestij eseri yeni hali ile kazanacaktır.
Medrese’de son yapılan tadilat sonucu çörtenlerden akan su, kullanılan Sille Taşı’nın özelliği gereği tekrar duvara dönmektedir. Bu durumu ortadan kaldıracak, taç kapıyı, minareyi ve duvarları koruyacak bir tahliye/kanalizasyon sistemi devreye alınmalıdır. Malum olduğu üzere Medrese’nin korunması için yapılan tahliye ve kuyu sistemi oluşan yapılanma nedeni ile devre dışı kalmıştır.
İnce Minereli Medrese’de sergilenmekte olan kitabe ve diğer eserlerdeki yazılar günümüz Türkçesine ve İngilizce’ye çevrilmeli ve uygun tabelalara yazılmalıdır.
Tepe etrafındaki araç trafiğini serileştirecek yaya alt geçitlerinden bir diğeri de Alaaddin Tepesi-Eski Belediye arasına yapılmalıdır. Alaaddin’le doğrudan bağlantılı olmamakla beraber diğer bir yaya alt geçidi de Zafer-Camlı Köşk arasında olmalıdır. Yaya alt üst geçitleri şehircilik açısından halen tartışılmakla beraber, uygun genişlik, aydınlatma ve güvenlikteki geçitlerin faydalı olacağı kanaatimi vurgulamak isterim.
Alaaddin Caddesi’ne gelmiş bulunuyoruz. Bilindiği gibi caddenin trafiğe kapatılması yönündeki karar uygulanabilmiş değil. Bu kararın mutlak suretle uygulanması gerekmektedir. Alaaddin Caddesi boyunca binalar en fazla iki katlı ve bölgenin turistik ve kültürel havasının karşılık bulacağı faaliyetlerde/ticarette kullanılmasına elverişli olmalıdır. Caddede bir miktar genişleme de düşünülmelidir.
Mevsim şartları ve yürüme zorluğu yaşayan turistler olacağını göz önüne alırsak, küçük, yerine göre etrafı açık bir raylı sistem düşünülebilir. Biraz daha cesur davranmak gerekirse görkemli atların çektiği bir tramvay olmalıdır. Teklifimin bu noktasının tartışılması gerektiğini de belirteyim.
Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Mustafa Özkafa, bölgede ciddi bir altyapı hazırlığı gerçekleştirdi. Meydan düzenlemesi ile biraz sonra çizeceğimiz tablo için son derece uygun bir atmosfer hazırladı.
Demek ki Alaaddin’den baktığımız zaman Mevlana’ya kadar bir genişlik hissedeceğiz, Kubbe-i Hadra ile göz teması sağlayacağız.
Cadde kenarlarındaki açık hava lokantaları, turistik eşya satıcıları, açık hava kültür etkinlikleri, gece ışıklandırmaları, bölgeyi cıvıl cıvıl hale getirecektir. Hatta özel dizayn edilmiş, amaca uygun seyyarlar da düşünülebilir.
Şerafeddin Camii, Şems arası düzenleme kapsamına alınmalı, yer döşemeleri, ışıklandırmalar bütünlüğe uymalıdır.
İplikçi Camii’ndeki düzenlemeler memnun edici olmakla beraber halen duvarlarda sorunlar mevcuttur. Cadde ile kot farkı önemli bir handikaptır. Caddenin trafiğe kapandığı düşünüldüğünde kot farkının tatlı bir çözüme kavuşturulması elzem olacaktır.
Şimdi, Mezar Anıtlar Müzesi, Arkeoloji Müzesi ve Etnoğrafya Müzesi üzerinde duralım. Tekrar Alaaddin Caddesi’ne döneceğiz.
Mezar Anıtlar Müzesi ücretsiz gezilebilen, Röleve ve Anıtlar Kurulu’nun bulunduğu bir eserdir. Sırçalı Medrese’dedir. Müzeyi gezdiğiniz zaman çok sayıda, nerede ise balık istifi yığılmış mezar taşları ile karşılaşırsınız. Öncelikle mekanın uygun olmadığını belirtelim. Sonra, ‘bu mezar taşlarında ne yazıyor, hangi sevgi, özlem ve imanı bünyesinde barındırıyor, kendine has bir edebi dili var mı’, sorularının cevap bulabilmesi için yazıların günümüz Türkçesi ve İngilizce’ye çevrilmesi gerektiğini belirtelim.
Arkeoloji ve Etnoğrafya Müzeleri Eski Larende Caddesi üzerinde adeta saklanmaktadır. Bu müzelerin vizyona konulması gerekmektedir.
Her iki müzenin depolarındaki eserler de ayrıca sergilenmelidir.
Etnoğrafya Müzesi arazisi ile kapanan un fabrikası arazisi bir arada düşünüldüğünde halen Büyükşehir Belediyesi Binası’nda hizmet vermekte olan Meram Belediyesi için ideal bir alanın ortaya çıkacağını hatırlatalım.
Arkeoloji Müzesi’nin Rektörlük Binası’na taşınmasına ilişkin teklifimizi yukarıda zikretmiştik.
Mezar Anıtlar Müzesi, Koyunoğlu Müzesi ve Etnoğrafya Müzeleri bir araya getirilebilir. Bunun için de ideal bina Vilayet’tir.
Buna benzer bir teklif daha önce de kamuoyunda tartışıldı. Bu vesile ile biraz üzerinde durmak istiyorum. Tarih ve Kültür Başkenti Konya’nın bu manada kalbi olacak bir alanda yapılacak düzenlemenin ortasında kalan Vilayet’in taşınması isabetli olacaktır. Vilayete alternatif yerler arandığı bilinmektedir. Maliye Binası’nın çok katlı olarak tasarlandığı, ancak mevcut halinde bırakıldığı bilinen bir gerçek. Maliye’ye yapılacak bir 10 kat ilavesi, -beraberinde park sorunlarını getirecek olmakla birlikte- uygun bir çözüm olarak düşünülebilir. Böylece Konya’nın yönetim merkezi de (Belediye, Maliye, Posta İşletmesi, Ticaret Odası, Esnaf Odaları, Vilayet) toparlanmış olacaktır.
Vilayet’ten Mevlana’ya kadar ilerleyelim. Oradan Aziziye-Kapu Camii ve Bedestene döneceğiz. Sonra da Mevlana’dan Kültür Merkezi’ne geçeceğiz.
Vilayet’ten Mevlana’ya kadar yürüdüğümüz zaman turistik eşya satıcıları yoğunluklu bir yapı ile karşılaşıyoruz. Genel düzenlemeler çerçevesinde bu binalar, pazarlama şekilleri ve pazarlanan malzemeler üzerinde çalışmak gerekmektedir. Değerli dostum Adem Seleş’in gayretleri ile Mevlana Şekeri (Biz peynir şeker demeyi yeğliyoruz) yeni bir ambalajda satılmaya başladı. Çok da ilgi gördü. Bu çerçevede; Konya, Mevlana’yı anlatan ahşap, metal, fotoğraf ve diğer malzemeler üretilmelidir. Şu soru cevapsız kalmamalıdır, ‘Konya’dan giderken ne götüreyim ki Konya’yı anlatsın?’.
Mevlana Müzesi önündeki çam ağaçları hiç kuşku yok ki Konya’da en güzel ve belki hızlı yetişen çamlardır. Ne var ki Müze’nin ve caminin önünü kapatmaktadır. Kubbe-i Hadra ve külliye tam olarak görülememektedir. Bu nedenle ağaçların kurutulmadan başka bir alana, belki Mevlana Kültür Merkezi’nin arka kısmına taşınması isabetli olacaktır.
Selimiye Camii’nden karşıya baktığımız zaman dev bir kütle olarak Mevlana Çarşısı’nı görmekteyiz. Konya ticareti için önemli bir çarşı. Ancak, Aziziye ile irtibatı koparmakta. Bu nedenle, esnafın rızası ile mağduriyetlerini ortadan kaldıracak bir formül üretilerek çarşı kaldırılmalı, bir bölümü yer altına kaydırılmalıdır. Ortaya çıkan alan da Ayasofya-Sultan Ahmet benzeri düzenlenmelidir. Aziziye’den Kapu Camii’ne doğru ilerlediğimiz zaman Bedesteni ele almamız gerekmektedir. Bedesten, Kapu Camii’nin öne çıktığı, İplikçi ile bütünleşen bir tarzda ele alınmalıdır. Böylece Bedesten günlük alışveriş mekanı olmanın yanı sıra turistik ticarete de açılmalıdır. Demircilerin, kalaycıların çalışmaları da bir taraftan ticaret, bir taraftan da turistik amaca hizmet edebilmelidir.
Mevlana’dan, Kültür Merkezi’ne doğru ilerleyelim.
Söz konusu alan amaca uygun olarak düzenlenmeli, çarpık yapılar yıkılmalı, baştan bu yana ortaya koymaya çalıştığımız tarzda yapılanma sağlanmalıdır. Bu alanda ney, sikke üretimi gibi dikkat çekici imalathaneler de kurulmalıdır.
Mevlana Müzesi’nin önünde, arkasında, sağında, solunda otobüs parkı yasaklanmalıdır. Kız Lisesi önünde yolcusunu indiren otobüsler doğruca Mevlana Kültür Merkezi’ne gitmelidir. Bunun dışında Tarih ve Kültür Merkez alanına otobüs parkı yapılmamalıdır
Mevlana Kültür Merkezi de 365 gün esasına göre hizmet verecek tarzda kullanılmalıdır. Turist, Karatay Medresesi’nden başlayan gezisini akşam veya günün belirlenen saatlerinde yapılacak Sema Gösterisi ile tamamlamış olacaktır.
Mevlana Kültür Merkezi Sema Alanı 2003 Aralık’ında eksikleri ile kullanıma açıldı. Merkezin geri kalan inşaatının 2003’teki hassasiyetle tamamlanması gerekmektedir. Görülüyor ki Mevlana Kültür Merkezi, Hükümet için de bir prestij meselesi haline gelmiştir. Törenler sonrasında değerli yazar arkadaşlarımız eksikliklere işaret ettiler. Bu noktada ben de katkıda bulunmak istiyorum. Bir defa salonun içindeki soğukluğun giderilmesi gerekmektedir. Uzay çatının açık gözüken kısımlarının kapatılacağını, çatının üst yüzeyine turkuaz cam döşeneceğini biliyoruz. Duvarlarda kullanılan ses yutucu mermerler, bu anlamda görevlerini yapmakla birlikte, soğuklukta önemli bir faktör olarak karşımıza çıkmaktadır. O halde duvarların yumuşatılması gerekmektedir. Oturma bölümlerinin yüksekliği, izleyicilerin salon ve etkinlikle buluşmasını engellemekte, uzun süreli programlar göz önüne alındığı zaman yorgunluk hissine neden olmaktadır. Koltukların rahat olmadığını da belirtelim. Seslendirme kolonlarının salon içinde ortalık yerde gözükmesi de uygun bir durum değildir. Umarız bu konuda da gerekli hassasiyet gösterilecektir. Protokol alanı da düzenlenmesi gereken bir diğer alandır. Mevlana Kültür Merkezi’nin diğer bölümlerine gelince. Konferans salonu, idari birim ve kütüphane halen inşa edilmektedir. Bu alanlarda ‘soğukluk’ en baştan ortadan kaldırılmalıdır. Açık Sema Alanı da iyi bir planlama ile kullanılabilir özellikte olacaktır. Mayıs Ayı’nda Hz. Mevlana’nın Konya’ya gelişi kutlanmaktadır. Bu etkinliklerin merkezi Açık Sema Alanı olabilir. Merkez’in çevre düzenlemesi de son derece büyük önem arz etmektedir. Aslında Büyükşehir Belediyemiz, Ereğli Caddesi düzenlemesi ile çevre şartlarını Merkeze yakışır hale getirdi. Geri kalan düzenlemeler de zaman içinde yapılacaktır. Otopark alanlarındaki rahatlık, ekseriyetle bodur bitkiler ve çimlendirme ile yapılacak çevre düzenlemesi dinlendirici olmalıdır.
Böylece neyi sağlamış oluyoruz;
Bir defa turistin günübirlik ziyaretinin önüne geçmiş konaklamasını sağlayacak bir altyapı hazırlamış oluyoruz.
İkincisi, kentin belli bir bölgesindeki tarihi ve kültürel değerleri ön plana çıkarmış, diğer bölgelerinde atıl olan değerlerini de vitrine taşımış oluyoruz.
Üçüncüsü, halı-kilim, hediyelik eşya satışlarını merkezileştirmiş ve artırmış oluyoruz.
Dördüncüsü, Konya’yı bu düzenleme ile Türkiye ve dünyaya Tarih ve Kültür Başkenti olarak açmış oluyoruz.
Tarih ve Kültür Başkenti Konya Projesi’nin alt detaylarını da başlıklar halinde sıralayalım;
Anlatılan her birim için ayrı ayrı ve bütünsel, broşür, kitap, katalog ve CD hazırlanmalıdır.
Mahalli İdare tarafından Turizm Zabıtası kurulmalıdır. Bu zabıta yabancı dil bilmeli, halkla ilişkiler eğitimi almış olmalıdır. Görevi sırasında bisiklet ya da at kullanabilir.
Turisti Konya’da konaklatmak ana hedef olduğuna göre mevcut konaklama tesislerimizi buna göre yeniden gözden geçirmeli, yeni tesislerin kurulmasını teşvik etmeliyiz.
Zengin mutfağımızın eşsiz tadlarını sunacak yeni işletmelerin kurulmasını (özellikle düzenleme alanı üzerinde) teşvik etmeliyiz.
Söz konusu projenin gerçekleşebilmesi için Merkezi Hükümet’in özel kaynak ayırmasını sağlamalıyız.
Yine projeyi hayata geçirebilmek için, Birleşmiş Milletler, AB ve diğer uluslar arası kuruluşların fonlarını harekete geçirmeliyiz.
Yönlendirme levhaları ile dokunmatik bilgi bankalarını etkin ve yaygın olarak kullanmalıyız.
Alaaddin Caddesi’nin kapanmasından doğacak trafik sıkışıklığını bertaraf edecek yan yolları istimlakla açmalıyız.
Yapılacak büyük çaplı düzenleme tekliflerimiz bir takım ticari mekanlara ilişkin tasarrufları beraberinde getirmektedir. Burada öncelikli hassasiyet ticareti öldürmemek olmalıdır. Dolayısı ile ticareti teşvik edecek bir planı hayata geçirmeliyiz.
Bölgedeki otopark imkanlarını artırmalıyız.
Turistik amaca hizmet edecek hamamları teşvik etmeliyiz.
Şehirde yapılacak geziler için üstü açık turist otobüslerini işletmeye almalıyız.
Bölgede hizmetlerin gece de devam etmesini sağlayacak tedbirleri almalıyız.
Müzeler Müdürlüğü’nün 90 olan kadrosunu doldurmalı, dil bilen kalifiye elemanlarla kadroyu takviye etmeliyiz. Halen 50 personel, Sille Kilisesi, Çatalhüyük dahil müzelere yetişmemektedir.
Müzelerde görevli elemanların müze müze gezmesinin önüne geçmeli, uzmanlaşmalarını sağlamalıyız.
Tüm müzelerin tek elden yönetilmesinden vazgeçmeli ayrı ayrı müdürlükler halinde yönetimi sağlamalıyız.
Projeyi böylesi büyük çaplı ele aldığımıza göre, geleneksel bürokrat ve bürokrasi kalıplarının dışına çıkmalı, öne çıkardığımız açık hava müzesinin tanıtımını, pazarlamasını ve günlük ihtiyaçlarını karşılayabilecek bir yapı kurmalıyız.
Tarih ve Kültür Başkenti Konya Projesi’nin hayata geçmesi ile ilgili bu saydığımız başlıkların yanı sıra son derece önem arz eden şu hususları da özel vurgu ile sıralayalım;
Ulusal ve uluslar arası turizm firmalarını projemize ikna etmeli, Konya’da konaklatmayı sağlamalıyız.
Mevlana sevgisinin özellikle ABD’de hızla yayılmakta olduğu bilinmektedir. Madonna gibi dünya çapında sansasyona sebep olacak isimleri projenin ilk dönemlerinde Konya’ya taşıyarak dikkat çekmeliyiz.
Dünya standardında Mevlana Filmi’ni çekmeliyiz.
Sema Gösterisi’ne standart getirmeli ve belki de patent almalıyız. Bir dedektif titizliğiyle, diskolarda, içkili mekanlarda, aşktan yoksun kişilerce sema yapılmasının önüne geçmeliyiz.
Görüleceği üzere Tarih ve Kültür Başkenti Projesi’nin odağında Mevlana vardır. Aslında Mevlana çağlar öncesi yaptığı, çağlar ötesi çağrısını dünyaya ulaştırmıştır. Bize düşen bu çağrıyı Konya’da temerküz ettirmektir.
Konuyu toparlamak açısından birkaç hatırlatmada bulunalım.
Uzun olduğunu bildiğimiz ve belki de okuyucunun sabrını zorlayan teklifler demetinin özü; Karatay Medresesi’nden Mevlana Kültür Merkezi’ne kadar uzanan alanı bütün olarak ele alan yeniden yapılanma planıdır.
Konya’da turizm bu alan odaklı olarak şehir merkezi ve ilçelere doğru kaymak durumundadır.
Yayla turizmi,
Av turizmi,
Kaplıca/sağlık turizmi açısından son derece uygun bir coğrafyaya sahip bulunmaktayız.
Meram Dutlukır’da Meram Belediye Başkanı Sayın Mustafa Özkan’ın bir kaç yıl içinde kaydettiği gelişme dikkat çekicidir. Çoğu Konyalı için ürkütücü, ‘Dutlukır İmajı’ yerini hoş bir mesire ve spor alanına bırakmıştır. Bu bölgede yeni çalışmalar yapılması faydalı olacaktır.
Kongre turizmi için de son derece uygun bir coğrafya ve tarihi birikime sahip bulunmaktayız.
İster yurt içinden ister yurt dışından, Mevlana’nın çağrısına koşup gelen insanlar, “KONYA’YI GEZMEDEN YAPILAN BİR DÜNYA TURUNUN EKSİKLİĞİNE” ikna olmalıdır. Sonuçta onlar da ‘Gez dünyayı, gör Konya’yı’ diyebilmelidir.
Konya ziyaretçileri manen doymuş olarak, mutmain olarak ayrılmalıdır.
O zaman şu ünlü ‘imaj sorunu’ndan inanın eser kalmayacaktır.
Biz tekliflerimizi sıraladık, tartışmayı açtık...
• 29-30 ARALIK 2003

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (1)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.

Yazarlar Haberleri