Tahir Hocaefendi'nin Ardından

.
Muhterem Necmettin Erbakan Hocamızın vefatından sonra Tahir Büyükkörükçü Hocamızın vefatı bizleri ziyadesiyle mahzun etmiştir. Ama her nefis ölümü tadacağına göre ölüm Hakk’a yürüme ve kavuşmadır. Zaten Hocaefendi, Hazreti Pirin şeb-i arus (ölümde Hakk’a kavuşmayı) ifadesini hep dile getirirdi.
Her iki büyüğümüze de Allah’tan rahmet, ailelerine ve camiaya başsağlığı dilerim. Milletimizin bu büyüklerimizin yerini doldurmaya gayret eden evlatlar yetiştirmesini de Cenab-ı Mevla’dan niyaz ederim.
Uzun süre Konya Müftülüğü ve Kapu Camii’nde irşat hizmetleri yürüttüğünden Konya’nın son dönemdeki manevi mimarıydı. Mevlana’yı Konyalıya hakiki anlamıyla tanıtan O’dur. Çünkü Hoca Mesnevi’yi orijinalinden yani, Farsça’dan okuyordu. Aslında Mevlana’yı anlayabilmek için Kur’an ve Sünneti bilmek gerekiyor. O zaten bu özelliklere sahipti. Konya’daki hayır işleri, eğitim hizmetlerini hep teşvik etti. Kur’an Kursları, İmam-Hatipler ve İlahiyatları hep destekledi ve oğlu ile torununun dini tahsillerinden dolayı memnuniyetini hep söyledi.
1999 yılında Belediye Başkanı seçildikten sonra gerek siyasi teşkilatlarla, gerek ferdi olarak Hocaefendiyi bayramlarda ve muhtelif zamanlarda ziyaret etme fırsatım oldu. Hep “güzel günler görmeden dünyadan ayrılmayacağım” diye dua ederdi. Bizleri her zaman hizmet etmeye teşvik ederdi. Ben de bir büyüğümüz olarak Hocaefendi’nin görüşlerini sorar, fikirlerini alırdım. Mesela Takkeli Dağ’a diktiğimiz ağaçları yada parklara diktiğimiz ağaçları anlatmıştım. O da memnuniyetini izhar ederdi. Yine Türkiye Mimarlar Odası eski başkanı Oktay Ekinci Bey’i Hocacihan ve Sille mahalleleri gezdirdiğimde Erenköy’de Hocaefendi’nin oturduğu sokaktan geçtik. Ve kendisi bu sokağı çok beğendiğini, güzel bir sokak olduğunu söyleyince, ben de burayaTahir Hocaefendi ağaçların dikmesini sağlamış diye, hocanın zevkini dile getirmiştim.
Yine Hocaefendi’nin bahsettiğine göre Erenköy, Hocacihan Belediyesi sınırlarında iken hoca evini yaptırdığında tren yolunda trenin geçişini görürler, trenin düdüğünü duyarlarmış. Hoca bunları anlatır ve “Konya ne kadar büyüdü ne kadar gelişti”, derdi. 2005 yılının Şubat ayında merhum Sabahattin Zaim Hocamızla evine ziyarete gitmiştik ve aralarında çok sıcak bir sohbet olmuştu. Bunları neden kayıt altına almadım, diye şimdi hayıflanıyorum
Yine Hocanın evinde bir nikah akdi icrası bana nasip olmuştu.
Hocaefendi Peygamberimiz ve Mekke, Medine sevgisinin yanında Konya’mızı ve Konya’da yetişenleri her sohbette dile getirirdi.
Siyasetin sıkıntılı zamanlarında herkese kucak açtı ve hizmet edenlere dua etti ve destek oldu.
Erenköy’deki Güzel Sanatlar Lisesi’nin yeri, Selçuklu Belediyesi tarafından benden önceki Başkanımız İsmail Öksüzler tarafından ilkokul amacıyla tahsis edilmişti. Bu okulu yaptıran Konya Çimento daha sonra burayı güzel sanatlar lisesine çevirmek istedi. Hatta o zamanki Vali bey bunda ısrar etti. Buna karşılık mahalleli karşı çıktı. Hocaefendi benim bu konuyla ilgilenmemi söyledi. Bende konu üzerinde durdum. Ancak okulun basiretli yöneticileri öğrencilerden bir şikayet getirmemeye gayret ettiler. Sonra hayır sahibi Zeki Altındağ bey bölgeye yeni bir okul yaptırdı. Şikayetler artık oluşmadı.
Geçtiğimiz Ramazan sorasında Hocaefendi’nin hastaneye yattığını duyunca ziyaretine gitmiştim. Yine geçtiğimiz Kurban Bayramı’nda ziyaret etmek nasip olmuştu. Değerli oğlu Abdurrahman Hoca, benim İlim Yayma Vakfı’nın kurduğu İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi rektörü olduğumu söyleyince Hocaefendi ellerimi tutup Allah muvaffak etsin diye dua etti. Bundan daha büyük teşci (motivasyon) ne olabilir!
Muhterem Hocamıza Allah rahmet eylesin, mekanı cennet olsun. Ailesinin, dostlarının ve Konya’mızın başı sağ olsun. 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarlar Haberleri