Geçtiğimiz hafta içerisinde kadim dostum Avukat Özgen Küçük Koner’in bürosunda Taşkentli çok az ismi duyulan Şair Burhan Akırşan ile koyu bir sohbet ettik. Burhan Akırşan Taşkent üzerine yazdığı şiirleri okudu ben de “Gözlerim kapalı olarak hem bu şiirleri dinledim hem de eski ismi “Pirlerkondu” yeni ismi ile “Taşkent’i” gezdim.”
Burhan Akırşan'a bu şiirlerini bir kitap haline getirelim gelecek nesillere aktarmış oluruz teklifinde bulundum.
Taşkent’le ilgili hikayeleri anlattı. Bunları da bir kitap haline getirelim teklifinde bulundum bir hikayesi çok enteresandı onu siz okurlarımla da paylaşmak istiyorum.
Yavuz Sultan Selim Çaldıran Savaşı’na giderken Konya’ya uğramış ordusu ile bir zaman Konya’da dinlendikten sonra Konya’da o tarihlerdeki evliyaları alimleri toplayarak fikirlerini almış Pirlerkondu yani şimdiki ismiyle Taşkent’te bulunan Uzun Şeyh isminde bir zatı yanına çağırmış fakat girilecek yerin altına da Kur’an-ı Kerim yerleştirmiş Uzun Şeyh kapıya geldiğinde içeri girmemiş ve padişaha kapının önündeki Kur’an-ı Kerim’i aldırmasını istemiş padişah kazdırdığı yerden Kur’an-ı Kerim’i çıkartarak Uzun Şeyh’in içeri girmesini sağlamış.
Yavuz Sultan Selim Uzun Şeyh’e ne önerirsin diye bir soru sormuş Uzun Şeyh de “Akşamın işini sabaha bırakma” cevabını vermiş.
Padişah otağını birkaç gün sonra toplatarak Çaldıran seferi için Konya’dan ayrılmış.
Çaldıran yakınlarında otağını tekrar kurmuş ve bir akşam uykuya dalmış gece yarısı rüyasında padişah Yavuz Sultan Selim’in sırtına bir tekme inmiş ki nasıl bir tekme “Ben sana akşamın işini sabaha bırakma demedim mi niye sözümü tutmuyorsun” diye de bir azar işitince Yavuz Sultan Selim orduya savaş emri vermiş ve Çaldıran’dan galip ayrılmış.
Yavuz Sultan Selim dönüşünde tekrar Konya’ya uğramış ve Pirlerkondu’da ki Uzun Şeyh efendiyi huzuruna davet etmiş” başarılı oldum savaşları kazandım Şeyh Hazretleri ne dilersin benden diye bir sormuş ve Şeyh de Pirlerkondu’ya bir cami yaptırmasını istemiş uzun yıllar Taşkent halkı bu camide ibadetlerini etmiş geçtiğimiz yıllarda da bir yangın sebebiyle yanan bu caminin yerine yenisi yapılmıştır.
Akşam eve geldim ve Sanayi Odası’nın aylık bültenini gördüm. Bültenin 1. sayfasında bir anons haberi ve üçüncü sayfada da genişini vermiş arkadaşlar. İlk sayfadaki haber başlığı şöyle “TSE, ISO Konseyi’ne seçildi” haberi okuyunca hemen aklıma Burhan Akırşan’ın öğleden sonra anlattığı Yavuz Selim’in Uzun Şeyh hikayesi geldi ve bir başarının kolay olmadığını akşamın işinin sabaha bırakılmadığı aklıma geldi ve bir Konya atasözünü de hatırladım, bu vesile ile “Bugünün işini yarına bırakma” diye.
Türk Standartları Enstitüsü bir kurumdur. Eğer b.u kurum uluslar arası bir kuruluşun konseyine seçiliyorsa onun başındaki kişinin çalışmasına borçlu olduğunu hatırlamalıyız. Kimdi bu kuruluşun başındaki kişi? Konyamızın yetiştirdiği ve genç yaşta böylesine etkin bir kuruluşun başına geçen ve çalışması ele de bu kuruluşu daha da etkili hale getiren Tahir Büyükhelvacıgil’den başkası değildi.
Tahir Büyükhelvacıgil’i, babası Kadir Büyükhelvacıgil’i yani “Helvacızadeleri” yakinen tanıyan bir kişi olarak Tahir Büyükhelvacıgil’in başarılı olacağına hep candan inanmış bir kişiyim.
Konyalı bir işadamı İstanbullu bir işadamına sormuş “Efendim başarınızın sırrı nedir” diye o işadamı da şu cevabı vermiş “Bunun sırrının reçetesi Kadir Büyükhelvacıgil’dedir.”
Ali Fuat Başgil, başarı için, “Üşenme, erteleme, vazgeçme”dir. Alman düşünürü Goethe de “Nasıl söz sözü açarsa, başarı da başarıyı doğurur” der. Başarılı bir işadamının mutlaka başarılı bir evladı da başarmak zorundadır.
Tahir Büyükhelvacıgil’i tebrik eder başarılarının devamını dilerim.
Burhan Akırşan'a bu şiirlerini bir kitap haline getirelim gelecek nesillere aktarmış oluruz teklifinde bulundum.
Taşkent’le ilgili hikayeleri anlattı. Bunları da bir kitap haline getirelim teklifinde bulundum bir hikayesi çok enteresandı onu siz okurlarımla da paylaşmak istiyorum.
Yavuz Sultan Selim Çaldıran Savaşı’na giderken Konya’ya uğramış ordusu ile bir zaman Konya’da dinlendikten sonra Konya’da o tarihlerdeki evliyaları alimleri toplayarak fikirlerini almış Pirlerkondu yani şimdiki ismiyle Taşkent’te bulunan Uzun Şeyh isminde bir zatı yanına çağırmış fakat girilecek yerin altına da Kur’an-ı Kerim yerleştirmiş Uzun Şeyh kapıya geldiğinde içeri girmemiş ve padişaha kapının önündeki Kur’an-ı Kerim’i aldırmasını istemiş padişah kazdırdığı yerden Kur’an-ı Kerim’i çıkartarak Uzun Şeyh’in içeri girmesini sağlamış.
Yavuz Sultan Selim Uzun Şeyh’e ne önerirsin diye bir soru sormuş Uzun Şeyh de “Akşamın işini sabaha bırakma” cevabını vermiş.
Padişah otağını birkaç gün sonra toplatarak Çaldıran seferi için Konya’dan ayrılmış.
Çaldıran yakınlarında otağını tekrar kurmuş ve bir akşam uykuya dalmış gece yarısı rüyasında padişah Yavuz Sultan Selim’in sırtına bir tekme inmiş ki nasıl bir tekme “Ben sana akşamın işini sabaha bırakma demedim mi niye sözümü tutmuyorsun” diye de bir azar işitince Yavuz Sultan Selim orduya savaş emri vermiş ve Çaldıran’dan galip ayrılmış.
Yavuz Sultan Selim dönüşünde tekrar Konya’ya uğramış ve Pirlerkondu’da ki Uzun Şeyh efendiyi huzuruna davet etmiş” başarılı oldum savaşları kazandım Şeyh Hazretleri ne dilersin benden diye bir sormuş ve Şeyh de Pirlerkondu’ya bir cami yaptırmasını istemiş uzun yıllar Taşkent halkı bu camide ibadetlerini etmiş geçtiğimiz yıllarda da bir yangın sebebiyle yanan bu caminin yerine yenisi yapılmıştır.
Akşam eve geldim ve Sanayi Odası’nın aylık bültenini gördüm. Bültenin 1. sayfasında bir anons haberi ve üçüncü sayfada da genişini vermiş arkadaşlar. İlk sayfadaki haber başlığı şöyle “TSE, ISO Konseyi’ne seçildi” haberi okuyunca hemen aklıma Burhan Akırşan’ın öğleden sonra anlattığı Yavuz Selim’in Uzun Şeyh hikayesi geldi ve bir başarının kolay olmadığını akşamın işinin sabaha bırakılmadığı aklıma geldi ve bir Konya atasözünü de hatırladım, bu vesile ile “Bugünün işini yarına bırakma” diye.
Türk Standartları Enstitüsü bir kurumdur. Eğer b.u kurum uluslar arası bir kuruluşun konseyine seçiliyorsa onun başındaki kişinin çalışmasına borçlu olduğunu hatırlamalıyız. Kimdi bu kuruluşun başındaki kişi? Konyamızın yetiştirdiği ve genç yaşta böylesine etkin bir kuruluşun başına geçen ve çalışması ele de bu kuruluşu daha da etkili hale getiren Tahir Büyükhelvacıgil’den başkası değildi.
Tahir Büyükhelvacıgil’i, babası Kadir Büyükhelvacıgil’i yani “Helvacızadeleri” yakinen tanıyan bir kişi olarak Tahir Büyükhelvacıgil’in başarılı olacağına hep candan inanmış bir kişiyim.
Konyalı bir işadamı İstanbullu bir işadamına sormuş “Efendim başarınızın sırrı nedir” diye o işadamı da şu cevabı vermiş “Bunun sırrının reçetesi Kadir Büyükhelvacıgil’dedir.”
Ali Fuat Başgil, başarı için, “Üşenme, erteleme, vazgeçme”dir. Alman düşünürü Goethe de “Nasıl söz sözü açarsa, başarı da başarıyı doğurur” der. Başarılı bir işadamının mutlaka başarılı bir evladı da başarmak zorundadır.
Tahir Büyükhelvacıgil’i tebrik eder başarılarının devamını dilerim.