İl Genel Meclisi Kasım ayı 13. toplantısını Meclis Başkanı Ali Selvi başkanlığında gerçekleştirdi. Meclisin gündem konusu Türkiye’de ve Konya’da hayvancılığın genel durumu, et fiyatlarındaki dengesizlik, fiyatların sürekli artış eğiliminde olması ve bu sorunların nasıl çözüleceği konusu ele alındı. Meclis toplantısına İl Kontrol Laboratuarı Müdürü Kürşat Işık, Selçuk Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Semacan ve Prof. Dr. Mehmet Emin Tekin de katıldı. Toplantının açış konuşmasını yapan İl Genel Meclisi Başkanı Ali Selvi, et sorununun önemine dikkat çekerek, “Bir tarım ve hayvancılık ülkesi olan Türkiye’de et bir sorun olarak karşımıza çıkmamalı. Bu sorunun çözümü için biz de elimizden geleni yapmalıyız. Sorunların masaya yatırılması ve çözüm önerilerinin belirlenmesi için gündemimizin konusunu bu şekilde belirledik” diye konuştu.
SORUNLARIN TEMELİNDE SÜTÜN DESTEKLENMEMESİ VAR
Et fiyatlarının son birkaç yıldır gündemden hiç düşmediğini söyleyen İl Kontrol Laboratuarı Müdürü Kürşat Işık, son yıllarda yaşanan kuraklık ve sütün para etmemesi nedeniyle birçok küçük işletmenin kapandığını ifade etti. son 2 yılda Türkiye genelinde 800 bin süt ineğinin kesildiğini ve yerine yenisinin getirilmemesi nedeniyle sektörde açık oluşmaya başladığını bildiren Kürşat Işık, “Süt ineklerinin kesilmesi, sorunun başlangıcıydı. Et fiyatlarının artmasını engellemek için yapılan çalışmaları yerinde buluyoruz. Uzmanlar et fiyatlarının 14-15 TL dolaylarında dengelenmesi gerektiğini bildiriyor. Bugün yaşanan sorunların temelinde süt inekçiliğinin desteklenmemesi geliyor. Süt inekçiliği geliştirilmeli ve sektör daha çok desteklenmelidir. Çiftçiler modern teknolojilerden faydalandırılmalıdır” ifadelerini kullandı.
SORUNU BUGÜN ÇÖZMEYİ DÜŞÜNMEK YANLIŞ
Selçuk Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Semacan da hayvancılığın mevcut durumu, sorunları ve çözümleri üzerine değerlendirmelerde bulundu. Sorunları sadece bugünün sorunları olarak ele almanın ve çözümü bugünde aramanın doğru olmadığını belirten Prof. Dr. Semacan, “Gelişmiş ülkelere bakıldığında tarım ve hayvancılık asla elden bırakılmamış. Çünkü tarım ve hayvancılık tarım ve hayvancılık sanayiye hammadde sağlıyor. Bölgeler arası dengeli kalkınmayı sağlıyor ve gizli işsizliği önlüyor. Bizim işletmelerimizin büyük çoğunluğu ise küçük işletmelerden oluşuyor. Hayvancılık sektörünün ülke gelirleri toplamındaki payı ise yüzde 0,5 civarında” diye konuştu.
HAYVAN SAYISI SANILDIĞI GİBİ AZ DEĞİL!
Türkiye’de büyükbaş hayvan sayısının sanıldığı kadar az olmadığını, hatta birçok AB ülkesinden daha çok büyük baş hayvan bulunduğunu belirten Prof. Dr. Ahmet Semacan, bu hayvanların verim oranının düşük olduğuna dikkat çekti. Sağılabilen büyük ve küçükbaş hayvan sayısının yüksek olması gerektiğini belirten Semacan, “Sağılabilir hayvan sayısı, üretimle doğru orantılıdır. Çünkü, bir hayvanın sağılabilmesi için doğurgan olması gerekir. Doğurganlık oranının artırılması ile süt verimi de hayvan sayısı da artacaktır” dedi. Son iki yılda et fiyatlarının sürekli yükseliş eğiliminde olmasını da verimin yeterli olmamasına ve süt sığırcılığının desteklenmemesine bağlayan Prof. Dr. Ahmet Semacan, “2006-2009 yılları arasında yaşanan kuraklığa bağlı olarak verim düşmüş, maliyetler yükselmiştir. Böyle olunca besi hayvanları yeterince beslenmeden kesime gönderilmiştir. Bu da daha sonraki yıllarda et fiyatlarının artmasına neden olmuştur” dedi.
İTHALAT YERİNE VERİM ARTIRICI ÖNLEMLER ALINMALI
Canlı hayvan ithalatının Türkiye’de et sorununu çözmek yerine daha büyük sorunlar oluşturacağına vurgu yapan Selçuk Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Semacan, “Hayvan ithal etmek yerine mevcut hayvanlarımızdan daha çok verim almaya yönelik çalışmalar yapılmalıdır. Çünkü ithal edilen hayvanlardan yeterince verim alabilmek için alt yapımız yeterli değil. Türkiye’de arazilerin çok büyük bir kısmı tarım için kullanılırken, meraya ayrılan kısım aynı oranda azdır. Zaten Türkiye hayvan sayısı itibariyle AB ülkeleri arasında ilk sırada yer almakta fakat, hayvanlardan alınan verime bakıldığında son sıraya kadar gerilemektedir. Bu nedenle ithalat yerine, verimi artırıcı çalışmalar yapılmalıdır” ifadelerini kullandı.
SÜT YERİNE GAZLI İÇECEKLER İÇİYORUZ
Sorunların çözümü için öneriler de sunan Prof. Dr. Semacan, “Hayvancılık sektöründeki başlıca sorunlarımız, bakım, yönetim, kayıt eksikliği, kaba yem üretim yetersizliği, verimin artırılamaması ve ıslah yetersizliği, fiyatlardaki istikrarsızlık, hayvan ve ürünlerin hareketlerinin denetimsizliği, eğitimsizlik ve nitelikli eleman yetersizliği, pazarlama ve tüketim yetersizliği, hayvan hastalıklarının yaygınlığı ve üniversite – sanayi – üretici işbirliğinin yetersizliğidir. Çözüm ise iyi tarım uygulamalarından geçmektedir. Yani, sosyal alanda yaşanabilir, kârlılık oranı ve verimi yüksek, insan sağlığını koruyan işletmeler kurulmalıdır. Mevcut işletmelerin kapasitesi artırılmalı, kaliteli üretim özendirilmelidir. Koyun ve keçi yetiştiriciliği yeniden desteklenmelidir. Kırsal kesimden göç önlenmelidir” dedi. Türkiye’de en büyük sorunlardan birinin de süt tüketiminin azlığı olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Ahmet Semacan, süt tüketmek yerine gazlı içeceklerin tercih edildiğini bildirdi.
RASİM ATALAY
SORUNLARIN TEMELİNDE SÜTÜN DESTEKLENMEMESİ VAR
Et fiyatlarının son birkaç yıldır gündemden hiç düşmediğini söyleyen İl Kontrol Laboratuarı Müdürü Kürşat Işık, son yıllarda yaşanan kuraklık ve sütün para etmemesi nedeniyle birçok küçük işletmenin kapandığını ifade etti. son 2 yılda Türkiye genelinde 800 bin süt ineğinin kesildiğini ve yerine yenisinin getirilmemesi nedeniyle sektörde açık oluşmaya başladığını bildiren Kürşat Işık, “Süt ineklerinin kesilmesi, sorunun başlangıcıydı. Et fiyatlarının artmasını engellemek için yapılan çalışmaları yerinde buluyoruz. Uzmanlar et fiyatlarının 14-15 TL dolaylarında dengelenmesi gerektiğini bildiriyor. Bugün yaşanan sorunların temelinde süt inekçiliğinin desteklenmemesi geliyor. Süt inekçiliği geliştirilmeli ve sektör daha çok desteklenmelidir. Çiftçiler modern teknolojilerden faydalandırılmalıdır” ifadelerini kullandı.
SORUNU BUGÜN ÇÖZMEYİ DÜŞÜNMEK YANLIŞ
Selçuk Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Semacan da hayvancılığın mevcut durumu, sorunları ve çözümleri üzerine değerlendirmelerde bulundu. Sorunları sadece bugünün sorunları olarak ele almanın ve çözümü bugünde aramanın doğru olmadığını belirten Prof. Dr. Semacan, “Gelişmiş ülkelere bakıldığında tarım ve hayvancılık asla elden bırakılmamış. Çünkü tarım ve hayvancılık tarım ve hayvancılık sanayiye hammadde sağlıyor. Bölgeler arası dengeli kalkınmayı sağlıyor ve gizli işsizliği önlüyor. Bizim işletmelerimizin büyük çoğunluğu ise küçük işletmelerden oluşuyor. Hayvancılık sektörünün ülke gelirleri toplamındaki payı ise yüzde 0,5 civarında” diye konuştu.
HAYVAN SAYISI SANILDIĞI GİBİ AZ DEĞİL!
Türkiye’de büyükbaş hayvan sayısının sanıldığı kadar az olmadığını, hatta birçok AB ülkesinden daha çok büyük baş hayvan bulunduğunu belirten Prof. Dr. Ahmet Semacan, bu hayvanların verim oranının düşük olduğuna dikkat çekti. Sağılabilen büyük ve küçükbaş hayvan sayısının yüksek olması gerektiğini belirten Semacan, “Sağılabilir hayvan sayısı, üretimle doğru orantılıdır. Çünkü, bir hayvanın sağılabilmesi için doğurgan olması gerekir. Doğurganlık oranının artırılması ile süt verimi de hayvan sayısı da artacaktır” dedi. Son iki yılda et fiyatlarının sürekli yükseliş eğiliminde olmasını da verimin yeterli olmamasına ve süt sığırcılığının desteklenmemesine bağlayan Prof. Dr. Ahmet Semacan, “2006-2009 yılları arasında yaşanan kuraklığa bağlı olarak verim düşmüş, maliyetler yükselmiştir. Böyle olunca besi hayvanları yeterince beslenmeden kesime gönderilmiştir. Bu da daha sonraki yıllarda et fiyatlarının artmasına neden olmuştur” dedi.
İTHALAT YERİNE VERİM ARTIRICI ÖNLEMLER ALINMALI
Canlı hayvan ithalatının Türkiye’de et sorununu çözmek yerine daha büyük sorunlar oluşturacağına vurgu yapan Selçuk Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Semacan, “Hayvan ithal etmek yerine mevcut hayvanlarımızdan daha çok verim almaya yönelik çalışmalar yapılmalıdır. Çünkü ithal edilen hayvanlardan yeterince verim alabilmek için alt yapımız yeterli değil. Türkiye’de arazilerin çok büyük bir kısmı tarım için kullanılırken, meraya ayrılan kısım aynı oranda azdır. Zaten Türkiye hayvan sayısı itibariyle AB ülkeleri arasında ilk sırada yer almakta fakat, hayvanlardan alınan verime bakıldığında son sıraya kadar gerilemektedir. Bu nedenle ithalat yerine, verimi artırıcı çalışmalar yapılmalıdır” ifadelerini kullandı.
SÜT YERİNE GAZLI İÇECEKLER İÇİYORUZ
Sorunların çözümü için öneriler de sunan Prof. Dr. Semacan, “Hayvancılık sektöründeki başlıca sorunlarımız, bakım, yönetim, kayıt eksikliği, kaba yem üretim yetersizliği, verimin artırılamaması ve ıslah yetersizliği, fiyatlardaki istikrarsızlık, hayvan ve ürünlerin hareketlerinin denetimsizliği, eğitimsizlik ve nitelikli eleman yetersizliği, pazarlama ve tüketim yetersizliği, hayvan hastalıklarının yaygınlığı ve üniversite – sanayi – üretici işbirliğinin yetersizliğidir. Çözüm ise iyi tarım uygulamalarından geçmektedir. Yani, sosyal alanda yaşanabilir, kârlılık oranı ve verimi yüksek, insan sağlığını koruyan işletmeler kurulmalıdır. Mevcut işletmelerin kapasitesi artırılmalı, kaliteli üretim özendirilmelidir. Koyun ve keçi yetiştiriciliği yeniden desteklenmelidir. Kırsal kesimden göç önlenmelidir” dedi. Türkiye’de en büyük sorunlardan birinin de süt tüketiminin azlığı olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Ahmet Semacan, süt tüketmek yerine gazlı içeceklerin tercih edildiğini bildirdi.
RASİM ATALAY