Sürüye katılmak

Ayşe Aslı Duruk

Bir düşünce, herhangi bir konudaki bir fikir, ne kadar çok kişi tarafından sahiplenilirse, kendine o kadar fazla yer bulup, ses getiriyor. Hep bir ağızdan gümbür gümbür sesletilen fikirler, sonsuz bir ekoyla yankılanıyor sanki. Diyeceğim o ki, o düşünce her ne ise, onu benimseyen kişi sayısınca; o nicelikteki bir nispette daha canlı ve uzun ömürlü oluyor. Fikri yaşatan şey, onun doğruluğu ya da yanlışlığı değil; çoğunluk tarafından kabullenilip kabullenilmediği oluyor, bu noktadan sonra. Nicelik, niteliği alt ediyor.
Çoğunluğun ezici bir gücü var, sözün kısası.
Oysa, bazı sesler cılız kalarak, sönüp gidiyor. Bir fikir, yeterli çoğunluk tarafından benimsenip sesletilmediği sürece, karşılıksız ve yankısız kalıyor, adeta. O fikrin güzelliği, doğruluğu, ya da, geçerliliği önemini yitiriyor.
Azınlığın sesi, çoğunluğunkinin yanında ne kadar yükselebilir ki?
İnsan insandan güç alır ve sırtını ancak başka bir sırta dayayabilirken, verilecek bir omuz ve tutulacak bir el yokken, düşünceniz, kimsesiz ve arkası olmayan bir gariban gibi kalıyor sokak aralarında. Öyle sahipsiz, çaresiz ve yalnız…
Sürüden ayrılanı kurt kapıyor, bu bağlamda.
Sıradan ama sürüden olmak, daha tekin geliyor insana. ‘Çoğunluğun içinde kaybolmanın nesi kötü, hem, çoğunluk demek çokluk ve güç demektir’ sıradanlığı kendisine erek edinen kişiye göre. ‘Farklı olup dikkat çekmek, zaten başlı başına dikkat çekmek, akıllıca bir iş olabilir mi hiç, etliye sütlüye karışmadan ve göze batmadan yaşamak varken?’ Sırf bundan dolayı kendi fikrini, kişiliğini ve varlığını çoğunluğunkine uyup benzeyecek şekilde eğip büken, yontup törpüleyen kişi sayısı, o çoğunluğu daha da büyütüyor, günden güne. Evet, insan öyle korkak, çaresiz, vurdumduymaz ve aymaz kalıyor yani. Kralın çıplak olduğunu göre bile, ses çıkarmadan alkış tutuyor, çoğunluğun el çırpışlarına. Her türlü riya ve iki yüzlülük bile kabul edilip hoş görülebilir hale geliyor, bu uğurda. Göze batmama ve sıradan olma arzusu, insan onuruna ve dürüstlüğüne böyle bir leke çalıyor, vesselam.
Sıradan olma arzusu…
‘Nasılsa arkamda ezici bir çoğunluk var’ denilerek sesletilen fikirler, doğruluğun karşısında hep kazanan taraf oluyor, ne yazık ki. Dedik ya, bir fikrin ömrü ve geçerliliği, doğruluğu ya da güzelliği değil; kalabalıklar tarafından benimsenip benimsenmediğince belirleniyor. Kalabalıklar ise daha tekin geliyor insana; sıradan ama sürüden olmak daha akıllıca geliyor.
Böylece devran dönüyor, kervan yürüyor. Varsın kral çıplak kalsın. Kendini şık giysiler içinde sansın. Olsun! Sıradan ama sürüden olmak, yani, göze batmadan ve dikkat çekmeden yaşamak, kaybedilen dürüstlüğe ve onura değiyor maalesef. Çoğunluğun ve erkin yanında yer almak uğruna, neler neler kaçırılıp kaybedilmiyor ki…

 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.