Konya İnanç Özgürlükleri Platformu’nun 231. hafta basın açıklaması her hafta olduğu gibi Kayalıpark alanında gerçekleştirildi. Platform üyeleri adına bu hafta Yasin Burak Sağdıç konuştu.
MİT’ten üst düzey yetkililerin ifadeye çağrılmasının Türkiye’de pek çok şeyi yeniden gündeme getirdiğini söyleyen Platform Üyesi Yasin Burak Sağdıç, “MİT'in yetkileri nedir, sınırları nereye kadardır, hangi olayda ne kadar parmağı vardır? MİT'ten başka, hangi istihbarat birimleri mevcuttur? Bunların ne kadarının görev ve vazife alanları bilinmektedir? Hiçbir hukuki dayanağı olmayan istihbarat birimleri var mıdır? Kontrolden çıkmış, amacından kopmuş, istihbarat birimleri mevcut mudur? Ülkenin karanlık gündeminde bu istihbarat birimlerinin rolü ne kadardır? Faili meçhullerde, provokatif olaylarda ne kadar etkili olmuşlardır? Ülke gündemini ciddi belirleyen yüzlerce insanın, onlarca yıllık mahkûmiyetlerine sebep olan popüler kişilerin öldürülmesinde bu istihbarat birimlerinin ne kadar parmağı vardır? Uluslar arası ilişkilerde bu istihbarat birimleri hangi oranda kullanılmış, hangi sınırlarla sınırlandırılmışlardır?” diye sordu.
Arap baharı, Tunus, Libya, Mısır ve benzeri ülkelerdeki olaylarda, istihbaratın etkisini ne kadar olduğunu da merak ettiklerini bildiren Yasin Burak Sağdıç, “En önemli sorumuz ise, İstihbarat birimlerinin yabancı istihbarat birimleriyle ilişkileri neyle sınırlandırılmaktadır?
Bu sorular daha da çoğaltılabilir. Halkımızın bu soruların cevabını bilmeye hakkı vardır. Yetkililer bir an önce bu ve benzeri soruların cevabını halkımıza vermeli ve onların vicdanlarını rahatlatmalıdır” dedi.
NATO'NUN İŞGALLERİ İÇİN SURİYE HAZIRLANIYOR MU?
Suriye'deki olayların tırmanıp zalim Baas rejiminin baskılarını arttırdığını, öldürülenlerin sayısının da binlerle ifade edilmeye başlandığını belirten Sağdıç, “Olaylar bir hak talep etme özgürlük alanlarının genişletilmesi olmaktan çıktı; bir iç savaşa dönüşmekte. Uluslar arası aktörler, meseleye daha fazla müdahil olmakta, istihbarat teşkilatları Suriye olaylarını yönlendirmektedir. Üst düzey uluslararası pek çok aktör, muhaliflerin silahlandırılması, uçuşa kapalı alanlar oluşturulması, tampon bölgeler meydana getirilmesi gibi daha önceden alışık olduğumuz pek çok işgal senaryosunu dillendirmekte ve işgalin altyapısını hazırlamaktadırlar. NATO'nun müdahalesini istemek, akl-ı selimden uzaklaşmak demektir. Daha önceki müdahalelerin neyle sonuçlandığını biliyor olmakla birlikte, hala göz göre göre NATO ve Birleşmiş Milletler'i müdahaleye davet etmek ancak bir akıl durması ile ifade edilebilir” ifadelerini kullandı.
Suriye olayları üzerinden etnik, mezhebi ve bölgesel çatışmaların tezgâhlanmaya çalışıldığını vurgulayan Sağdıç, “Amerikan emperyalizminin stratejik ortakları ve işbirlikçileri, bu çatışmalardan büyük menfaatler ummaktadır. Fakat bilmelidirler ki, bölgede meydana gelecek olan her çatışma kendi aleyhlerinedir. Kendi iç bütünlüklerini de tehdit etmektedir.
Suriye olayları hakkında, ulemanın değişik bölgelerde yaptığı; sivillere karşı yapılan saldırıları durdurmaya ve bu emirleri verenlere itaat etmemeye yönelik çağrısını olumlu buluyor ve bu çağrıyı destekliyoruz. İslam'a ve Müslümanlara düşmanlığıyla bilinen NATO Genel Sekreteri Rasmussen, Malatya'da kurulması için uğraşılan füze savunma sisteminin Türkiye'de konuşlandırılması talebinin Ankara'dan geldiğini söyledi. Bu bilgi üzerinde çokça durulması gereken önemli bir açıklamadır. Hedefleri ve gayesi belli olan bu füze savunma sisteminin, Türkiye'de kurulmasını Ankara'nın istediği bilgisi doğru mudur? Doğru ise bunun sebepleri nedir? Kamuoyu bu bilgiyi öğrenmek istemektedir” diyerek sözlerini tamamladı.
HABER MERKEZİ