YILLARIN BİRİKİMİ 50 TL İDİ
6 Ağustos 1974 tarihinde Kıbrıs’a çıkarma yapmak üzere yola çıkan Etimesgut Zırhlı Muharebe Grubu, Dedeler Köyü yakınlarında mola verdiklerinde köyün sakinleri evlerindeki tüm yiyeceği Mehmetçiklere vermişti. Aynı köyde yaşayan ve o gün 39 yaşında olan Mesude Özcan, (Sultan Bacı) o anda evinde yiyecek olmadığı için tüm birikimi olan 50 TL’yi köy imamına vererek parayı ihtiyacı olan bir ere vermesini istemişti.
MAGOSA’YI ARMAĞAN ETTİK
Sultan Bacı’nın bu hareketi karşısında çok duygulanan dönemin Alay Komutanı Albay Ahmet Demir, daha sonra kaleme aldığı anısında, “15 Ağustos’ta Magosa’yı almıştık. Ancak Sultan Bacı’nın öyküsünü unutmamıştık. Magosa’nın en güzel üç kartpostalını alarak Dedeler Köyü’ne gönderdik. Arkasına “Sizin desteklerinizi ve özellikle (Sultan Bacı’nın) 50 lirasını unutmadık, karşılığında sizin şahsınızda, Türk ulusuna Magosa’yı armağan ediyoruz” cümlelerini kullanmıştı.
ALDIĞIM EN GÜZEL ARMAĞANDI
Bugün halen Dedeler’de yaşayan 74 yaşındaki 7 çocuk 22 torun sahibi Sultan Bacı, 35 yıl önce yaşadığı mutluluğu unutmadığını ifade ederken, hayatında aldığı en değerli hediyenin, savaştan sonra Mehmetçiklerin köyüne gönderdiği kartpostallar olduğunu söyledi. Sultan Bacı, 35 yıl sonra Kıbrıs savaşanın heyecanını yeniden yaşadığını da dile getirerek, oldukça duygulandı.
MAGOSA’YI ARMAĞAN ETTİK
Sultan Bacı’nın bu hareketi karşısında çok duygulanan dönemin Alay Komutanı Albay Ahmet Demir, daha sonra kaleme aldığı anısında, “15 Ağustos’ta Magosa’yı almıştık. Ancak Sultan Bacı’nın öyküsünü unutmamıştık. Magosa’nın en güzel üç kartpostalını alarak Dedeler Köyü’ne gönderdik. Arkasına “Sizin desteklerinizi ve özellikle (Sultan Bacı’nın) 50 lirasını unutmadık, karşılığında sizin şahsınızda, Türk ulusuna Magosa’yı armağan ediyoruz” cümlelerini kullanmıştı.
ALDIĞIM EN GÜZEL ARMAĞANDI
Bugün halen Dedeler’de yaşayan 74 yaşındaki 7 çocuk 22 torun sahibi Sultan Bacı, 35 yıl önce yaşadığı mutluluğu unutmadığını ifade ederken, hayatında aldığı en değerli hediyenin, savaştan sonra Mehmetçiklerin köyüne gönderdiği kartpostallar olduğunu söyledi. Sultan Bacı, 35 yıl sonra Kıbrıs savaşanın heyecanını yeniden yaşadığını da dile getirerek, oldukça duygulandı.
Sultan Bacı unutulmadı
Kıbrıs savaşı sırasında köylerinin yakınında mola veren askerlere yıllardır biriktirdiği 50 TL’yi veren Sultan Bacı’nın bu hareketini unutmayan Mehmetçikler savaş sonrası zaferlerini Sultan Bacı’ya armağan etmişti
35 YIL SONRA AYNI MUTLULUK
6 Ağustos 1974 tarihinde Kıbrıs’a çıkarma yapmak üzere yola çıkan Etimesgut Zırhlı Muharebe Grubu, geçtikleri her yerde olduğu gibi o zamanlar Cihanbeyli ilçesi’ne bağlı olan Dedeler Köyü yakınlarında mola verdiklerinde köy sakinlerinin büyük bir sevgi gösterisi ile karşılanmıştı. Dönemin Dedeler köyü imamı Kemal Göksu’nun anonsu üzerine tüm köy halkı evlerinde yiyecek olarak ne varsa Mehmetçiklere getirmişti.
TÜM BİRİKİMİNİ ASKERE VERDİ
O yıllar 39 yaşında olan ve ‘Sultan Bacı’ olarak bilen Mesude Özcan ise evinde yiyecek olmadığı için yıllardır biriktirdiği 50 TL’yi köy imamına vererek ihtiyacı olan bir askere vermesini söylemişti. Aradan geçen 35 yıl sonra dün görüşlerini aldığımız Sultan Bacı, olayın mutluluğunu yaşadığını söylerken, bugün olsa aynı hareketi düşünmeden yapacağını söyledi.
MAGOSAYI ARMAĞAN ETTİLER
Dedeler beldesinde yaşayan yakınları bu gün 74 yaşında 7 çocuk ve 22 torun sahibi olan Sultan Bacı’nın 35 yıl önce yaptığı hareketten kendilerinin de gurur duyduğunu söyledi. Yaptığı işin bir vatan borcu olduğu için bu konuda çok fazla konuşmak istemediğini söyleyen Sultan Bacı, “Unutamadığım tek olay. Benim parayı verdiğim askerler savaştan sonra köyümüze kart atarak kazandıkları zaferi bize armağan ettiğini söylediler. Bu her şeye bedeldi” dedi.
ALBAYIN SULTAN BACI ANISI
Dönemin Alay Komutanı Albay Ahmet Demir anısında, “Kıbrıs Barış Harekâtı başlamış büyük bir coşku ve heyecanla birinci hareket tamamlanmış bu arada Etimesgut’ taki zırhlı birliklere bağlı alayımıza (Zırhlı Muharebe Grubu)da Kıbrıs’a çıkma görevi verilmişti. 6 Ağustos 1974 tarihinde saat 08.00’de Etimesgut Garnizonu’ndan uğurlandık. Saat 08.00’den 18.00’ e kadar 240 kilometre yol kat etmiştik. Personelin yemek yemesi, araçların bakım ve ikmallerinin yapılması gerekiyordu. Ertesi günde erkenden hareket edileceği için, personelin yemek yedikten ve ikmal görevini bitirdikten hemen sonra dinlenmelerini istedik. Saat 20.00 sıralarında büyük bir kalabalığın gürültü ile ordugâha doğru geldiğini gördük. Nöbetçi subayı Üsteğmen Şefik Fidan’a bunlarla ilgilenmesini söyledim. Üsteğmen Şefik Fidan, Altınekin ilçesine bağlı Dedeler Köylülerinin geldiğini ve yiyecek getirdiklerini söyledi. Üsteğmenle birlikte köylülerin yanına gittik. Köylüler traktör ve kamyonlara yiyeceklerini doldurmuşlar, askere ikram etmek üzere gelmişlerdi. Dedeler köyü sakinleri Kıbrıs’a giden birliğin yolda olduğu haberini alınca, Köy imamı Kemal Göksu, akşam namazından sonra camide köylülere, askerlere yardım etmeleri çağrısında bulunmuş. Bunun üzerine köylüler akşam yediklerinden kalanlarını askerlere getirmişler. Öyle ki tenceredeki pilavın yarısı yenmişti, ama öteki yarısını getirmişlerdi. Yumurta, çorba. Hatta ertesi gün yiyecekleri yemekleri, kısaca neleri var neleri yok hepsini getirmişlerdi. Köylüler yanımızdan ayrılmak üzereyken köy imamı Kemal Göksu yanıma yaklaştı ve bana bir 50 lira uzattı, “Köyümüzden yiyecek gönderemeyen Mesude Özcan adındaki, Sultan Bacı lakabıyla anılan hanım gönderdi bunu. Parası olmayan bir ere vermemi istedi. Siz bunu ihtiyaç sahibi bir askere verirsiniz” dedi. Ben şaşırdım, almak istemedim. Kendisine teşekkür ederek “Harbe gidiyoruz, orada paraya gerek olmaz askerin yiyeceği de giyeceği de var. Kendilerine teşekkürlerimizi bildirin” dedim. İmam Göksu, “Ben bir din adamıyım. Bu parayı bana askere vermem için verdiler, geri götüremem. Siz bunu alın ve Sultan Bacı’ya dua edin” dedi ve almadı. Parayı aldım. Ertesi gün sabah tekmilinde Keşif Bölük Komutanı Üsteğmen Fikret Nebioğlu’na olayı anlattım ve bu parayı, parası olmayan bir ere verilmesini söyledim. Bölük Komutanı gereğini yaptı. Bizim kadar askerlerde bu olaya çok duygulandılar. Birliğimiz Kıbrıs’a çıktı. İkinci Barış Harekâtı başladı. Alayımıza da hedef olarak Magosa verilmişti.15 Ağustos 1974 günü saat 18.30’da Magosa’ ya girildi. Yeni sınır çizildi. Ertesi gün, Magosa’yı, güneyindeki Derinya sırtlarından gurur ve sevinçle seyrederken, bizimle birlikte tüm Türkiye’ nin de heyecan içinde olduğunu biliyordum. Bizi buralara uğurlarken Türk halkının içtenlikle gösterdiği yakınlığa ve güvene layık olduğumuzu, borcumuzu ödediğimize inanıyordum. Dedeler Köyünden verilen Sultan Bacı’nın 50 lirasının öyküsünü unutmamıştık. Magosa’nın en güzel üç kartpostalını Dedeler Köyünün muhtarına, Öğretmenine ve imamına gönderdik. Kartın arkasına da kendimizi tanıtan birkaç cümleden sonra “Sizin desteklerinizi ve özellikle Mesude Özcan, (Sultan Bacı’nın) 50 lirasını unutmadık, karşılığında sizin şahsınızda, Türk ulusuna Magosa’yı armağan ediyoruz” diye yazdık. Sonradan öğrendiğimize göre, Kıbrıs Barış Harekâtı’nın heyecanının devam ettiği günlerde ellerine geçen bu kartlara tüm köy halkı çok sevinmiş. Kartları okula, köy odasına ve caminin önüne gururla asmışlar. Aylar geçmişti. Görev süremiz dolup anavatana Ankara Etimesgut’taki Zırhlı Birlik Okulu ve Eğitim Tümeni’ne döndükten sonra Dedeler köyü köylüleri bir heyetle gelip bizi ziyaret etti, köylerine davet ettiler. Bizi köylerinin fahri hemşerisi yaptılar. Halkımızın, ordusuna bu kadar içten davranışının en güzel örneği olarak bu 50 lira hiçbir zaman anılarımız arasından çıkmayacaktır.”
Dönemin Alay Komutanı Albay Ahmet Demir anısında, “Kıbrıs Barış Harekâtı başlamış büyük bir coşku ve heyecanla birinci hareket tamamlanmış bu arada Etimesgut’ taki zırhlı birliklere bağlı alayımıza (Zırhlı Muharebe Grubu)da Kıbrıs’a çıkma görevi verilmişti. 6 Ağustos 1974 tarihinde saat 08.00’de Etimesgut Garnizonu’ndan uğurlandık. Saat 08.00’den 18.00’ e kadar 240 kilometre yol kat etmiştik. Personelin yemek yemesi, araçların bakım ve ikmallerinin yapılması gerekiyordu. Ertesi günde erkenden hareket edileceği için, personelin yemek yedikten ve ikmal görevini bitirdikten hemen sonra dinlenmelerini istedik. Saat 20.00 sıralarında büyük bir kalabalığın gürültü ile ordugâha doğru geldiğini gördük. Nöbetçi subayı Üsteğmen Şefik Fidan’a bunlarla ilgilenmesini söyledim. Üsteğmen Şefik Fidan, Altınekin ilçesine bağlı Dedeler Köylülerinin geldiğini ve yiyecek getirdiklerini söyledi. Üsteğmenle birlikte köylülerin yanına gittik. Köylüler traktör ve kamyonlara yiyeceklerini doldurmuşlar, askere ikram etmek üzere gelmişlerdi. Dedeler köyü sakinleri Kıbrıs’a giden birliğin yolda olduğu haberini alınca, Köy imamı Kemal Göksu, akşam namazından sonra camide köylülere, askerlere yardım etmeleri çağrısında bulunmuş. Bunun üzerine köylüler akşam yediklerinden kalanlarını askerlere getirmişler. Öyle ki tenceredeki pilavın yarısı yenmişti, ama öteki yarısını getirmişlerdi. Yumurta, çorba. Hatta ertesi gün yiyecekleri yemekleri, kısaca neleri var neleri yok hepsini getirmişlerdi. Köylüler yanımızdan ayrılmak üzereyken köy imamı Kemal Göksu yanıma yaklaştı ve bana bir 50 lira uzattı, “Köyümüzden yiyecek gönderemeyen Mesude Özcan adındaki, Sultan Bacı lakabıyla anılan hanım gönderdi bunu. Parası olmayan bir ere vermemi istedi. Siz bunu ihtiyaç sahibi bir askere verirsiniz” dedi. Ben şaşırdım, almak istemedim. Kendisine teşekkür ederek “Harbe gidiyoruz, orada paraya gerek olmaz askerin yiyeceği de giyeceği de var. Kendilerine teşekkürlerimizi bildirin” dedim. İmam Göksu, “Ben bir din adamıyım. Bu parayı bana askere vermem için verdiler, geri götüremem. Siz bunu alın ve Sultan Bacı’ya dua edin” dedi ve almadı. Parayı aldım. Ertesi gün sabah tekmilinde Keşif Bölük Komutanı Üsteğmen Fikret Nebioğlu’na olayı anlattım ve bu parayı, parası olmayan bir ere verilmesini söyledim. Bölük Komutanı gereğini yaptı. Bizim kadar askerlerde bu olaya çok duygulandılar. Birliğimiz Kıbrıs’a çıktı. İkinci Barış Harekâtı başladı. Alayımıza da hedef olarak Magosa verilmişti.15 Ağustos 1974 günü saat 18.30’da Magosa’ ya girildi. Yeni sınır çizildi. Ertesi gün, Magosa’yı, güneyindeki Derinya sırtlarından gurur ve sevinçle seyrederken, bizimle birlikte tüm Türkiye’ nin de heyecan içinde olduğunu biliyordum. Bizi buralara uğurlarken Türk halkının içtenlikle gösterdiği yakınlığa ve güvene layık olduğumuzu, borcumuzu ödediğimize inanıyordum. Dedeler Köyünden verilen Sultan Bacı’nın 50 lirasının öyküsünü unutmamıştık. Magosa’nın en güzel üç kartpostalını Dedeler Köyünün muhtarına, Öğretmenine ve imamına gönderdik. Kartın arkasına da kendimizi tanıtan birkaç cümleden sonra “Sizin desteklerinizi ve özellikle Mesude Özcan, (Sultan Bacı’nın) 50 lirasını unutmadık, karşılığında sizin şahsınızda, Türk ulusuna Magosa’yı armağan ediyoruz” diye yazdık. Sonradan öğrendiğimize göre, Kıbrıs Barış Harekâtı’nın heyecanının devam ettiği günlerde ellerine geçen bu kartlara tüm köy halkı çok sevinmiş. Kartları okula, köy odasına ve caminin önüne gururla asmışlar. Aylar geçmişti. Görev süremiz dolup anavatana Ankara Etimesgut’taki Zırhlı Birlik Okulu ve Eğitim Tümeni’ne döndükten sonra Dedeler köyü köylüleri bir heyetle gelip bizi ziyaret etti, köylerine davet ettiler. Bizi köylerinin fahri hemşerisi yaptılar. Halkımızın, ordusuna bu kadar içten davranışının en güzel örneği olarak bu 50 lira hiçbir zaman anılarımız arasından çıkmayacaktır.”
ALİ SAİT ÖGE