Tarih boyunca atalarımız bir olayı örnek vererek anlatmayı uygun görmüşlerdir. Örneğin su tarif etmek istedikleri zaman çeşitli örnekler vermişlerdir. “İplik”, “mil”, “serçe parmağım”, başparmağım”, “bilek kalınlığı”, gövde kalınlığı” su akıyor demişler, damla damla akıyor, iplik gibi akıyor, çorap milini kastederek mil gibi akıyor.. demişlerdir. Karşısındaki kişi de bunu hemen anlamış ve akan suyun nasıl aktığını kafasında canlandırmıştır. Su hayat demektir. Suyun çok aktığı yerler olduğu gibi az aktığı veya çok az aktığı bölgelerde olmuştur. Bilim adamlarımız gelecek yıllarda veya gelecek yüzyıllarda su yüzünden “su savaşları”nın çıkabileceğini tahmin etmektedirler. Su canlılık verir. Tabiatın canlanmasını ve insanların orada yaşamasını sağlar.
Suyun az olduğu yerlerde bazı isimler konulmuş, halk arasında bu isimler yöneticiler tarafından da onaylanarak bu yerin ismi olarak da anılmıştır. “Sudirhemi” gibi.
Sille’nin bir zamanlar ismi “Sudirhemi” nahiyesidir. Suyu Sille’de dirhem ile anlatmaya çalışmış yaşayan insanlarımız. Su burada okka ile değil de dirhem ile anlatılmak istenmiştir. Meram’da da suyun bol olduğu bölgede su ‘okka’ ili anlatılmış, ölçü olarak orada okka kullanılmış bu bölgeye de ‘dört okka’ ismi verilmiştir. Bir bölgede dirhem, diğer bir bölgede okka…
Sille’yi Kalkındırma ve Tanıştırma Derneği her ayın son Cuma akşamı Sille’de kültür evinde toplantı yaparak Sillelileri kaynaştırıp kültürlerini birleştirmek için çok büyük gayret göstermektedir. Bu çalışmaların neticesini de her geçen ay belirli bir şekilde alındığına şahitlik etmekteyiz. Geçtiğimiz Mayıs ayının son Cuma akşamı Sille kültür Evi’nde Silleli olan ve Sille’ye gönülden olduğu gibi kan bağı olan Sille aşığı, Sille hayranı değerli dost Mehmet Yuca “Sille’de Su Kültürü” üzerine bir konuşma yaptı. Sille’de doğup Sille’de büyüyen Sille’de yaşadığı için kitabi bir konuşma yapmadı, yaşadıklarını gördüklerini ve büyüklerden duyduklarını bizlere anlattı. Çok doyurucu bir konuşmaydı. Mehmet Yuca’nın anlattıklarının bütün detayına kadar girmek istemiyorum. Bizlere bir çeşmenin nasıl olması gerektiğinden bahsetti, kullanım dışındaki suların bir başka büyük havuda veya havuzlarda nasıl toplandığını, bu suların daha sonra bağ ve bahçelerde fidanların nasıl sulandığını anlatarak suyun bir altın kadar kıymetli olduğunu, açılan küçük küçük su kanallarının birleşmesiyle bir başka havuzda suların toplandığını ifade etti.
Sille’de yani Sudirhemi nahiyesinde yeşil korunurken suyun da ne şekilde muhafaza edildiğini, biriktirildiğini gözler önüne seren Mehmet Yuca genç kuşaklara da suyun kıymetini vurgulamak istedi.
Su toplumun ortak malıdır. Suyun bir damlası bir gün gelir bir hayat kurtarır. İsraf etmeyelim. Lüzumsuz yere su kullanmayalım, su gibi aziz olalım.
Suyun az olduğu yerlerde bazı isimler konulmuş, halk arasında bu isimler yöneticiler tarafından da onaylanarak bu yerin ismi olarak da anılmıştır. “Sudirhemi” gibi.
Sille’nin bir zamanlar ismi “Sudirhemi” nahiyesidir. Suyu Sille’de dirhem ile anlatmaya çalışmış yaşayan insanlarımız. Su burada okka ile değil de dirhem ile anlatılmak istenmiştir. Meram’da da suyun bol olduğu bölgede su ‘okka’ ili anlatılmış, ölçü olarak orada okka kullanılmış bu bölgeye de ‘dört okka’ ismi verilmiştir. Bir bölgede dirhem, diğer bir bölgede okka…
Sille’yi Kalkındırma ve Tanıştırma Derneği her ayın son Cuma akşamı Sille’de kültür evinde toplantı yaparak Sillelileri kaynaştırıp kültürlerini birleştirmek için çok büyük gayret göstermektedir. Bu çalışmaların neticesini de her geçen ay belirli bir şekilde alındığına şahitlik etmekteyiz. Geçtiğimiz Mayıs ayının son Cuma akşamı Sille kültür Evi’nde Silleli olan ve Sille’ye gönülden olduğu gibi kan bağı olan Sille aşığı, Sille hayranı değerli dost Mehmet Yuca “Sille’de Su Kültürü” üzerine bir konuşma yaptı. Sille’de doğup Sille’de büyüyen Sille’de yaşadığı için kitabi bir konuşma yapmadı, yaşadıklarını gördüklerini ve büyüklerden duyduklarını bizlere anlattı. Çok doyurucu bir konuşmaydı. Mehmet Yuca’nın anlattıklarının bütün detayına kadar girmek istemiyorum. Bizlere bir çeşmenin nasıl olması gerektiğinden bahsetti, kullanım dışındaki suların bir başka büyük havuda veya havuzlarda nasıl toplandığını, bu suların daha sonra bağ ve bahçelerde fidanların nasıl sulandığını anlatarak suyun bir altın kadar kıymetli olduğunu, açılan küçük küçük su kanallarının birleşmesiyle bir başka havuzda suların toplandığını ifade etti.
Sille’de yani Sudirhemi nahiyesinde yeşil korunurken suyun da ne şekilde muhafaza edildiğini, biriktirildiğini gözler önüne seren Mehmet Yuca genç kuşaklara da suyun kıymetini vurgulamak istedi.
Su toplumun ortak malıdır. Suyun bir damlası bir gün gelir bir hayat kurtarır. İsraf etmeyelim. Lüzumsuz yere su kullanmayalım, su gibi aziz olalım.