Konya Büyükşehir Belediyesi KOSKİ Genel Müdürlüğü ile Türkiye Yazarlar Birliği Konya Şubesi tarafından gerçekleştirilen “Su Medeniyeti” konulu sempozyumun ilk üç oturumu dün Bera Otel’de gerçekleştirildi. Çeşitli üniversitelerden uzmanların ve yazarların katılımıyla gerçekleştirilen sempozyuma ilgi yoğun oldu.
SU DEYİNCE AKAN SULAR DURUR
Sempozyumun açılışında konuşan Türkiye Yazarlar Birliği Konya Şube Başkanı Ahmet Köseoğlu, KOSKİ Genel Müdürlüğü ile organize bir şekilde hazırlanan sempozyumda suyun önemini vurgulamayı amaçladıklarını bildirdi. Köseoğlu, konuyla ilgili 18 bilim adamına tebliğ özeti sunduklarını ve hazırlanan 60’ın üzerindeki tebliğden seçilenlerin sunulduğunu ifade etti. Köseoğlu ayrıca, bu toplantının suyun tarihine kayıt düşeceğini belirtti.
Konya Su ve Kanalizasyon İşleri (KOSKİ) Genel Müdürü Ahmet Sorgun da dünyanın dörtte üçünün suyla çevrili olmasına dikkat çekerek, “İnsan vücudunun da dörtte üçü sudur. Dolayısıyla her insan kendi içinde bir dünyadır. Bütün canlıların aslında, temelinde su vardır. Tarih boyunca bütün medeniyetler su çevresinde kurulmuştur. Ancak, suyun medeniyet boyutu özellikle de günümüzde hep göz ardı edilmiş, sadece suyun bize yetip yetmeyeceği konuşulmuştur. Biz, yağmuru rahmet olarak gören ve nehir kenarında olsa dahi suyu israf etmeyen bir anlayışın mensuplarıyız. Bu nedenle su deyince akan sular durur” dedi. Sorgun, suyun önemini daha iyi anlamak ve anlatmak için Su Medeniyeti Parkı yapma çalışmalarını başlattıklarını, projesinin hazır olduğunu ve 2 Temmuz’da dosyaların ilgili kuruma teslim edileceğini söyledi.
Açılış konuşmalarının ardından Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) Onursal Başkanı Mehmet Doğan başkanlığında ilk oturum gerçekleştirildi. Yrd. Doç. Dr. Hasan Hüseyin Bircan, Prof. Dr. Hasan Bahar, Prof. Dr. Ahmet Tırpan ve Prof. Dr. Mikail Bayram’ın sunumlarını yaptığı ilk oturumda Mehmet Doğan, Dede Korkut, Hz. Mevlana, Mehmet Akif Ersoy, Arif Nihat Asya ve Ahmet Hamdi Tanpınar’dan su ile ilgili yazılmış kaside ve şiirleri sundu.
BİRCAN: “ÖNCE SU VARDI”
Yüzüncü Yıl Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Hasan Hüseyin Bircan, dört temel unsurdan biri olan suyun, hayatın temel kaynaklarından biri olduğunu ifade etti. Suyun en hayati element olarak baştan itibaren insanın dikkatini çektiğini ve insan tarafından hayat için vazgeçilmezi olduğunun anlaşıldığını dile getiren Bircan, her din ve gelenekte suya atıfta bulunulduğunu söyledi. Suyun sanattan bilime, edebiyattan felsefeye insan etkinliğinin, anlama ve anlamlandırma çabasının hemen bütün alanlarına konu olduğunu bildiren Bircan, “İlk filozof olarak kabul edilen Aristo Thales tarafından varlığın ilk ve yegane unsuru olarak su belirlenmiştir. Yine ilk filozoflardan Empedokles her şeyin temelinde dört unsur olduğunu savunmuş ve bunlardan birinin de su olduğunu söylemiştir” dedi. Bircan, son yıllarda suyun değerinin unutulduğunu, rengi ve kokusunun da kirlenme sonucu tahribata uğradığını sözlerine ekledi.
BAHAR: “UYGARLIKLARIN KAYNAĞI SU”
Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Başkanı Prof. Dr. Hasan Bahar, Tahir öncesinden günümüze insanlar tarafından hayatın özünü oluşturan en önemli maddelerin başında suyun görüldüğünü bildirdi. Doğumdan ölüme kadar insanın suya ihtiyaç duyduğunu ifade eden Hasan Bahar, uygarlıkların temelinde suyun yer aldığını bildirdi. Bahar, “Uygarlıklar, küçük akarsu uygarlıkları, büyük akarsu uygarlıkları, deniz uygarlıkları ve okyanus uygarlıkları dönemlerini yaşamıştır. Görüldüğü gibi su, uygarlıkların oluşmasında ve gelişmesinde başlıca rolü oynamış ve günümüzde de bu rolünü sürdürecektir. Su ve su kaynaklarına sahip olan uygarlıklar diğerleri karşısında en önemli gücü elinde bulunduracaktır” dedi.
TIRPAN: “HİTİTLER SUYU KUTSAL SAYDI”
Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dekanı Arkeoloji Bölümü, Sualtı Arkeolojisi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ahmet Tırpan, yaptığı “Hititlerde Su Kültürü” konulu sunumunda, Hititlerin suyu kutsadıklarını ifade etti. Bu dönemde suyun hukuk kurallarında da kullanıldığını dile getiren Ahmet Tırpan, “Zanlı bir kişi, suçu ispat edilemediği durumlarda nehre atılırdı. Bu kişi nehirden kurtulabilirse, suçsuz olduğu anlaşılır ve affedilirdi. Kurtulamazsa zaten ölüyordu” dedi. Hititlerden günümüze kadar bir çok kültür ögesinin geldiğini bildiren Tırpan, “Eşmekaya köyünde Hititlerden kalma baraj var. Eflatunpınar, Yalburt yaylası, Hatip, Hotamış ve İvriz’de de su anıtları var” diye konuştu.
KONYA ŞEBEKELERİNİN TEMELİ SELÇUKLULARDA ATILDI
Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mikail Bayram’da “Selçuklular zamanında Konya’da su şebekeleri” konusu üzerine sunum yaptı. Konya’nın Selçuklu Devleti’nin başkenti olduğunu ve o dönemde 50 bin nüfusu bulunduğunu bildiren Mikail Bayram, “Bu büyüklükteki şehrin su ihtiyacını karşılamak için yöneticiler büyük uğraş sergilemiş ve şehri tatmin edebilecek sağlam su şebekeleri inşa etmişlerdir” dedi.
RASİM ATALAY