Kurtulmuş, çözüm sürecinde PKK’nın koşulsuz silah bırakmasını, askerin de operasyonlara son vermesini isterken, Selahaddin Eyyübi ve Kılıçaslan’ın torunlarının arasına sokulmaya çalışılan fitnenin etkilerinin ortadan kaldırılması gerektiğini söyledi. Sorunun çözüm yerinin Meclis olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, bu süreçte Abdullah Öcalan’ın gündeme getirilmesinin çözümsüzlükte diretmekten başka bir şey olmadığını dile getirdi.
Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası’nda yapılan basın toplantısında çözümün anahtarının iyi niyet, feraset ve kararlılık olduğunu aktaran Kurtulmuş, “İyi niyet dağları aşırır, insanları ovaya indirir. İyi niyet, geçen günlerde vefat eden Diyarbakırlı Sait Şanlı’nın çabalarıdır. Bir kişinin nasıl 480 kan davalı aileyi barıştırdığını gördük. Kaldı ki Türkler ve Kürtler arasına kan da girmemiştir çok şükür. Hiç kimse ortamı germesin ve konuyu sulandırmasın. Varlığımızı ve geleceğimizi ilgilendiren bu konu bir siyasi risk veya siyasi rant olarak görülmesin. Kürt sorunu her şeyden önce, bir Türk sorunudur. Hükümet bu konudaki tavır ve söylemlerine dikkat etmeli ve gerginleştirici üsluptan kaçınmalıdır. Sorunun çözüm adresi sadece iktidar partisi değil, bu bir devlet sorunudur ve çözümün sorumlusu da devlettir. CHP ve MHP’nin bu sürece sert tepki göstermesi de süreci zorlaştırmaktadır” dedi.
Sorunun çözümüne ilişkin dört temel yaklaşımlarının olduğunu da aktaran Kurtulmuş, “Daha fazla kardeşlik. Bütünleşme, rızaya dayalı birlik. Çözümü kendi içinde, bölgede gerçekleştirecek. Medeniyet perspektifi, büyük ölçekli vizyon temel yaklaşımlarımızdır. Eşit kardeşliğe dayalı çözüm toplumda adaleti tesis edecek. Herkesin kendisi olarak kalabileceği, bireysel ve kültürel haklarına sahip olacağı, kültürünü geliştirebileceği, güvende olacağı, karnının doyacağı, onuru ile kendisinin ve bakmakla yükümlü olduğu aile bireylerinin geçimini sağlayabileceği şartların oluşturulması zorunludur. Çare kesinlikle bölge dışında aranmamalıdır” diye konuştu.
Kanın kanla yıkanmayacağını ve beyaz sayfa açılması gerektiğine işaret eden SP Genel Başkanı Kurtulmuş, “Bu süreçte dağdakiler, ‘Planlayanlar’ ve ‘Kullanılanlar’ olarak ikiye ayrılarak ele alınmalıdır. Çözüm sürecinde her türlü güvenlik önlemleri en üst seviyede alınarak, her türlü provokasyonun önüne geçmek için rutin operasyonlar durdurulmalıdır. Çünkü bu süreçte en fazla ihtiyaç duyulan şey, adalet ve merhamet esaslı kerim devlet anlayışıdır” diyerek konuya oldukça hassas yaklaşılmasını istedi.
Kurtulmuş, çözümün bir dayatma değil, Türkiye Cumhuriyeti ile vatandaşları arasında bir uzlaşma ve barışma süreci olarak takdim edilmesi gerekliliğine de işaret ederken sorunun çözüm adresinin iktidar partisi değil devlet sorunu olduğunu dile getirdi. Kurtulmuş, “Çözümün adresi sadece TBMM gösterilmelidir. Türk milletinin terörle yaralanmış ma'şeri vicdanı ve Kürtlerin masum talepleri arasında çelişki oluşturulmamalı. Çözüm bir dayatma olarak değil Türkiye Cumhuriyeti ile vatandaşları arasında bir uzlaşma, barışma süreci olarak takdim edilmelidir. Mevcut Anayasa ile bu sorun çözülmez. Anayasada sadece Kürt sorunu ile ilgili düzenlemeler yapmakla da çözülmez. Herkesin kendini görebileceği bir anayasa çıkarılmalıdır. Ayrıca Öcalan'ın muhatap kabul edilmesi olumlu süreci tehlikeye sokar ve sürecin çözümsüzlüğüne neden olur. Öcalan’ın muhatap alınmasını doğru bulmuyoruz. Çözüm mecliste olmazsa başka güçler bundan yararlanacak ve hiç kimsenin istemediği şeyler olabilir. Provokasyonlar olabilir ve birileri çelme takabilir. Ne zaman askerdeki ve dağdaki anne evet demeden bu sorun çözülmez. Ama ne olursa olsun geri adım atmamak lazım” şeklinde konuştu.
Sorunun çözümüne ilişkin dört temel yaklaşımlarının olduğunu da aktaran Kurtulmuş, “Daha fazla kardeşlik. Bütünleşme, rızaya dayalı birlik. Çözümü kendi içinde, bölgede gerçekleştirecek. Medeniyet perspektifi, büyük ölçekli vizyon temel yaklaşımlarımızdır. Eşit kardeşliğe dayalı çözüm toplumda adaleti tesis edecek. Herkesin kendisi olarak kalabileceği, bireysel ve kültürel haklarına sahip olacağı, kültürünü geliştirebileceği, güvende olacağı, karnının doyacağı, onuru ile kendisinin ve bakmakla yükümlü olduğu aile bireylerinin geçimini sağlayabileceği şartların oluşturulması zorunludur. Çare kesinlikle bölge dışında aranmamalıdır” diye konuştu.
Kanın kanla yıkanmayacağını ve beyaz sayfa açılması gerektiğine işaret eden SP Genel Başkanı Kurtulmuş, “Bu süreçte dağdakiler, ‘Planlayanlar’ ve ‘Kullanılanlar’ olarak ikiye ayrılarak ele alınmalıdır. Çözüm sürecinde her türlü güvenlik önlemleri en üst seviyede alınarak, her türlü provokasyonun önüne geçmek için rutin operasyonlar durdurulmalıdır. Çünkü bu süreçte en fazla ihtiyaç duyulan şey, adalet ve merhamet esaslı kerim devlet anlayışıdır” diyerek konuya oldukça hassas yaklaşılmasını istedi.
Kurtulmuş, çözümün bir dayatma değil, Türkiye Cumhuriyeti ile vatandaşları arasında bir uzlaşma ve barışma süreci olarak takdim edilmesi gerekliliğine de işaret ederken sorunun çözüm adresinin iktidar partisi değil devlet sorunu olduğunu dile getirdi. Kurtulmuş, “Çözümün adresi sadece TBMM gösterilmelidir. Türk milletinin terörle yaralanmış ma'şeri vicdanı ve Kürtlerin masum talepleri arasında çelişki oluşturulmamalı. Çözüm bir dayatma olarak değil Türkiye Cumhuriyeti ile vatandaşları arasında bir uzlaşma, barışma süreci olarak takdim edilmelidir. Mevcut Anayasa ile bu sorun çözülmez. Anayasada sadece Kürt sorunu ile ilgili düzenlemeler yapmakla da çözülmez. Herkesin kendini görebileceği bir anayasa çıkarılmalıdır. Ayrıca Öcalan'ın muhatap kabul edilmesi olumlu süreci tehlikeye sokar ve sürecin çözümsüzlüğüne neden olur. Öcalan’ın muhatap alınmasını doğru bulmuyoruz. Çözüm mecliste olmazsa başka güçler bundan yararlanacak ve hiç kimsenin istemediği şeyler olabilir. Provokasyonlar olabilir ve birileri çelme takabilir. Ne zaman askerdeki ve dağdaki anne evet demeden bu sorun çözülmez. Ama ne olursa olsun geri adım atmamak lazım” şeklinde konuştu.