Sözün Önemsizleştiği Nokta

.
* Aptallar ne affeder, ne unutur; saflar affeder ve unutur; akıllılar ise affeder ama asla unutmaz. (T. Szasz)

‘Güne acıyla uyanmak’ nasıl bir şeymiş, çarşamba günü yaşayarak öğrendik. Normal bir güne başlamak isterken Hakkari-Çukurca’dan kara haber geldi; şehit var. ‘Çukurca’ isminde hayır yok, memleketin… Ama toprağın, memleketin ne kabahati var ki? Sakın yanlış anlaşılmasın; böyle büyük acıların yaşandığı dönemlerde ‘tehlikeli genellemelere’ sıkça düşmek gibi bir hata işler insan. Kürtler ve Güneydoğu üzerine hamaset yüklü ifadeler kullanmak belki en kolayı. Biz mümkün olduğunca genelleme hastalığından uzak durmak zorundayız. Çünkü böyle bir hataya düşmek, bölücü örgütün ekmeğine yağ sürer…
Çukurca’dan gelen kara habere dönecek olursak… Şehitlerin isimleri ve memleketleri belleklerimize yerleşir bir süre. Şehit İbrahim, Mustafa, Murat, Bilal, Koray… Sokaktaki insanın hafızası zayıftır. Acıyı içten hissetse bile; 3-5, en fazla 10 gün yas tutar sokaktaki insan. Sonra unutur, herkes kendi derdine düşer zaman içerisinde…
Yazık ki; ateş düştüğü yeri yakar. Şehidimizin annesi, eşi, çocukları, kardeşleri bir an için bile olsa içlerine düşen bu ateşten uzaklaşamaz… O nedenle ben en çok şehitlerimizin akrabaları için üzülüyorum… Onlara ‘başınız sağ olsun’ derken bile biliyorum ki; sözün artık pek fazla önemi yok…
İDAM CEZASI TERÖR SUÇLARI İÇİN TARTIŞILMALI…
Güvenlik güçlerimizin terör örgütüne indirdiği ağır darbe, elbette acılı insanlarımıza bir teselli olacaktır… Askere kurşun sıkan kalleşlerin tepesine elbette demir yumruk inecek… Ancak geride kalan yıllar bu sorunun askeri yöntemlerle çözülemeyeceğini ortaya koyan sayısız örneklerle dolu…
Siyaset kurumu etkin, sonuç alınabilir bir çözüm üretecekse devreye girsin. Yok açılımda olduğu gibi, yarım bırakacaksa; terörün iç ve dış kaynaklarını kurutup, işi güvenlik güçlerine bıraksın. Terör örgütünün siyasi uzantılarını da daha fazla konuşturmasın…
Zira yarım kalan her açılım, terör örgütünü azgınlaştırmaktan, bölücülerin cesaret kazanmasından başka bir işe yaramıyor!
Muhalefet partilerimiz de ‘fırsatı ganimet bilme’ yarışına girmemeli… Çözüm arayışı sürecinde Hükümete köstek olan anlayış, acaba ülkemizin bu temel sorununa ilişkin hangi çözümü ortaya koyabilmiştir?
Son olarak, belki ‘sert’ bulunabilecek bir öneriyi de tartışmaya açmak isterim; idam cezası ‘terör suçları gibi daraltılmış bir alana uygulanabilecek şekilde’ yeniden tartışmaya açılmalıdır. Zira cezalarda önemli olan husus caydırıcılıktır. Vatan evlatlarını kalleşçe katleden terör örgütü mensupları, sonra elini kolunu sallayarak gezememeli veya hapishanede devlet tarafından beslenmemelidir. Böyle bir yaptırımın konuşulması bile, bölücübaşını hizaya getireceği gibi, terör örgütünün militan kazanmasının da önünü tıkayacaktır. Zira terör nedeniyle hüküm giyen bölücü örgüt mensupları, cezaevlerindeki şartlar nedeniyle daha da azgınlaşmaktadır…
ABD’nin çoğu eyaletinde idam cezası kamu düzenini sağlamak adına etkin bir şekilde uygulanıyor. Elbette bütün hukuki yollar tıkandıktan, masumiyet noktasında herhangi bir soru işareti kalmadıktan sonra bu cezanın uygulanmasına geçilebilir. Kimse idama karşı, ‘Avrupa Birliği uyum yasaları’ palavrasını artık okumaya kalkmasın… Onların canı bu kadar yansa, çoktan idam cezasını getirmişti bile…
**
BAKAN DAVUTOĞLU; BİR SORU VE CEVAP…
• Salı günü Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ı da yanına alarak, Mevlana çevresindeki dönüşüm projesini (Mevlana Kültür Vadisi) düzenlenen toplantı ile ele alması, Hükümetin desteğini güçlü bir şekilde ifade etmesi ne anlama gelir?
- Mevlana çevresindeki kötü görüntüler ve buna bağlı olarak dönüşüm ihtiyacı; uzun yıllardır tartışılan, Başbakan Erdoğan’ı da kızdıran bir konuydu. Başbakan Erdoğan’ın Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Akyürek’e bu konuyla ilgili epeyce çıkıştığı biliniyor. Sadece kapalı kapılar ardında değil, mitingde de ifade etti Başbakan Erdoğan bu konudaki eleştirisini… Hatırlarsanız seçim öncesinde İzmir mitinginde sözü İzmir’deki dönüşüm ihtiyacından hareketle Konya’ya getirdiğinde kullandığı ifade şuydu: “Konya Büyükşehir Belediye Başkanıma da söyledim. ‘Mevlana’nın arkasındaki bu çirkin görüntüler Konya’ya yakışmıyor’ dedim.”
Şeb-i Arus’a yaklaşılırken Başbakan’ın bu yıl Konya ziyaretinde Mevlana çevresinde dönüşümle ilgili herhangi bir önemli adımın atılmamış olması, kabul edilemezdi. Yerel yönetimler bu konuda ağır davranınca, Bakan Davutoğlu devreye girdi. Üstelik kentsel dönüşüm alanının sorumlusu olan Bakan Erdoğan Bayraktar’ı da yanına alarak… Yani Bakan Davutoğlu, soruna güçlü bir şekilde el attı, kilidi açtı. Bayraktar’ın bu işe girmesi, merkezi bütçeden ciddi bir kaynak desteğinin de sağlanacağı anlamına gelir. Bakan Davutoğlu, belki de yerel yöneticilerimizi yeniden fırça yemekten kurtaracak…
Türkiye’nin diplomasi alanındaki yoğun trafiğine rağmen Bakan Davutoğlu’nun Konya’nın önemli sorunlarını yakından takip etmesi, projeler ile ilgili çözüm üretmesi takdire değer. Davutoğlu, Bakanlık’taki işlerine yoğunlaşmakla kalmıyor; Konya milletvekili olarak da yerel yönetimlerin açığını kapatmaya çalışıyor…
Kültür Vadisi’nin yanı sıra raftan indirttiği Hızlı Tren İstasyonu’na ilişkin gelişmeler bu gerçeği ortaya koyuyor… 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarlar Haberleri