Çocukların hayatında aşılmaz dağlar, çıkılmaz yokuşlar, topluluk, kalabalık karşısında konuşamama, sınıfta ders anlatamama, kendine güven duygusu, kendi problemlerini rahtlıkla dile getirememe, düşüncelerini duygularını söyleyememe. En önemlisi rahat tutum ve davranış sergileyememesidir. Topluluğun karşında ve yeni girilen bir ortamda olduğundan fazla abartılı bir şekilde sıkılma boğulacak gibi olma, terleme, yüzün kızarması, eleştiri korkusu, arkadaşlarım ne der, konuştuklarımla alay edebilirler mi? Düşüncesi. Kendine güvensizlik, aşağılık kompleksi sonucunda, saldırganlık göstermesine kadar gitmektedir. Bu durumdaki çocuğun rehberliğe ihtiyacı vardır. Ya da bir pedologla görüşmesiyle duygulardan kurtula bilir. Çocuğun psiko-sosyal gelişimini etkilemekte, çocuğun okul hayatını, ders başarısını ve ileride iş hayatını olumsuz yönde etkilemektedir.
Yıllar önce öğrencilerimden K ..’yı ne zaman tahtaya kaldırsam ve ne zaman soru sorsam. Bildiği halde sorulara cevap verememektedir. Vermediğine kızmıyorum. Onun o konuyu iyice bildiğinden ve kavradığından eminim, fakat cevap alamıyorum. Her soru sorduğumda ve her tahtaya kalktıktan sonra, teneffüste biriyle dövüştüğüne şahit oluyorum. Birkaç kavganın nedeni alt alta yazdım. Baktım kavgaların nedeni hep aynı; ‘öğretmenim ben tahtada iken bana güldü’. ‘Siz bana soru sorduğunuzda bana güldü.’ Her gün bir arkadaşıyla didişmektedir. Çocuğun diğer bir probleminde, okula erken gelmesiydi. ‘Okul bahçesinde havare havare dolanıyor.’ Çocuğa oğlum dedim. ‘Yarın annen ya da baban okula gelsin.’ ‘Öğretmenim sizinle görüşmek istiyor deyin’.. ‘Yanındaki arkadaşların ile kavga etmektesin ve davranışların gittikçe saldırgan. Evladım senin bu tutumun nedir? Dedim. Durumun iyiye gitmiyor. Tahtaya çıkınca sıkılıyorsun, konuşamıyorsun, terliyorsun, Bildiğin halde elin ayağın bir birine dolaşıyor. Okula zamanından erken geliyorsun. Ben sana söylemedim mi? Erken gelme evinde otur. Dışarıda dolaşıyorsun.’
Baba okula geldi konuştuk. Doğruları tam olarak anlatmadı. Problemi yine çözemedim. Anneyi çağırdım ‘lütfen bana mutlu aile rolü yapmayın. Çocuk ciddi ciddi problem yaşıyor. Dedim. Çözüm arıyorum, ama ben öğretmen olarak yetersiz kalmamam için bana evdeki durumu, lütfen doğru anlatır mısınız?’ diye söyledim.
Çocuğunuzun şu durumları var diyerekten söze başladım. ‘Hocam anlatayım’ diye sözcükleri dökmeye başladı. ‘Biz kayın baba, kayın valide, kaynım aynı evde oturuyoruz. Evde kaynımın sözü geçiyor. Kısacası eltimin sözü geçiyor. Onun çocukları güzel, akıllı, zeki her şeyleri dört dörtlük. Benim çocuklarım onlara göre aptal, geri zekâlı, akılsız bu sözler önceleri benim için geçerliydi. Bu eve geldiğimden beri önce bana yapılan davranışlar, şimdi çocuklarıma aynısı yapılmaktadır. Eltimin çocuklarınla dövüşseler, benim çocuklarım, haklıda olsa haksızda olsa cezayı bunlar çeker. Bu yüzden evden okula erken gönderiyorum. Okula gelmese parkta oynayacak, evden kaçırıyorum.’ Bu durumu babayla görüşeyim, konuşayım mı? Dedim. ‘Aman hocam sakın’ dedi. Siz rehberlik servisiyle görüşün, biraz yardım alın, dedim. Yapacağım fazla bir şey kalmadı. Yalnız çocuğun durumu bildiğim için, biraz daha fazla ilgilenmeye başladım güven duygusu aşılamaya, kendine güvenmesinin, kendisinin bizim ve sınıf arkadaşları için değerli biri olduğunu, zeki olduğunu söyledim. Sınıfta biraz rahatladı.
Evet, burada çocuk ebeveyn ve aile içinde aşağılanmış, duygusal yönden çöküntüye girmiş. Davranışlarına karşı olumlu tepki almamış, davranışlarının güzelliği, doğruluğu ebeveyn tarafından onanmamış. Sen bilmezsin, sen yapamazsın, sen suçlusun, sen beceriksizsin, sen kavgacısın sen, yaramazsın. Çocuk olumsuzluk içinde boğulmuş. Olumlu tepki alamadığı içinde olaylar karşısında, endişe, kaygı ve tahtaya çıkanca ona biraz gülümseyen arkadaşına, ‘Sen bana niye gülümsedin’, diye hemen saldırmaktadır. Bu problem çözülmez ise hayatta karşılaştığı her problem karşısında, bu korku ve endişeleri taşıyacak, ya da saldırganlaşacaktır.
Ana baba sevgisinden emin olan çocuk. Çevresine karşı endişesiz ve açık davranmasını bilir. İlk iki yaşına kadar çevresine organik olarak bağlıdır. İlk iki yılda çocuğun davranışlarını beslenme isteği belirler. Bu bağ bakım ve beslenmedir. İkinci yıldan sonra kendi yetenekleri değil, çevreden aldığı tepkiler ve eğitimdir. Kendisine düşmanca duygular beslenen bir ortamda büyüyen bir çocuk, sosyal ortama uymaz ve uysa da zorlayarak uyar. Sosyal gelişimine engel olunmuş bir çocuk, davranış kazanamadığı için, topluma uyum problemi yaşar. Çocuğun eğitiminde nereye bakarsan bak, ebeveyne dayanır ebeveyn çocuğun yetiştirilmesinde, ne fazla hoş görü, ne fazla baskıcı tutum, nede dengesiz karasız tutum, sergilemelidir. Ebeveynin çocuğuna biraz fazla zaman, vakit ayırıp, sevgi ve güvene dayalı bir anne ve baba eğitimi ile güven ve sevgi aşılamasıdır.
Yıllar önce öğrencilerimden K ..’yı ne zaman tahtaya kaldırsam ve ne zaman soru sorsam. Bildiği halde sorulara cevap verememektedir. Vermediğine kızmıyorum. Onun o konuyu iyice bildiğinden ve kavradığından eminim, fakat cevap alamıyorum. Her soru sorduğumda ve her tahtaya kalktıktan sonra, teneffüste biriyle dövüştüğüne şahit oluyorum. Birkaç kavganın nedeni alt alta yazdım. Baktım kavgaların nedeni hep aynı; ‘öğretmenim ben tahtada iken bana güldü’. ‘Siz bana soru sorduğunuzda bana güldü.’ Her gün bir arkadaşıyla didişmektedir. Çocuğun diğer bir probleminde, okula erken gelmesiydi. ‘Okul bahçesinde havare havare dolanıyor.’ Çocuğa oğlum dedim. ‘Yarın annen ya da baban okula gelsin.’ ‘Öğretmenim sizinle görüşmek istiyor deyin’.. ‘Yanındaki arkadaşların ile kavga etmektesin ve davranışların gittikçe saldırgan. Evladım senin bu tutumun nedir? Dedim. Durumun iyiye gitmiyor. Tahtaya çıkınca sıkılıyorsun, konuşamıyorsun, terliyorsun, Bildiğin halde elin ayağın bir birine dolaşıyor. Okula zamanından erken geliyorsun. Ben sana söylemedim mi? Erken gelme evinde otur. Dışarıda dolaşıyorsun.’
Baba okula geldi konuştuk. Doğruları tam olarak anlatmadı. Problemi yine çözemedim. Anneyi çağırdım ‘lütfen bana mutlu aile rolü yapmayın. Çocuk ciddi ciddi problem yaşıyor. Dedim. Çözüm arıyorum, ama ben öğretmen olarak yetersiz kalmamam için bana evdeki durumu, lütfen doğru anlatır mısınız?’ diye söyledim.
Çocuğunuzun şu durumları var diyerekten söze başladım. ‘Hocam anlatayım’ diye sözcükleri dökmeye başladı. ‘Biz kayın baba, kayın valide, kaynım aynı evde oturuyoruz. Evde kaynımın sözü geçiyor. Kısacası eltimin sözü geçiyor. Onun çocukları güzel, akıllı, zeki her şeyleri dört dörtlük. Benim çocuklarım onlara göre aptal, geri zekâlı, akılsız bu sözler önceleri benim için geçerliydi. Bu eve geldiğimden beri önce bana yapılan davranışlar, şimdi çocuklarıma aynısı yapılmaktadır. Eltimin çocuklarınla dövüşseler, benim çocuklarım, haklıda olsa haksızda olsa cezayı bunlar çeker. Bu yüzden evden okula erken gönderiyorum. Okula gelmese parkta oynayacak, evden kaçırıyorum.’ Bu durumu babayla görüşeyim, konuşayım mı? Dedim. ‘Aman hocam sakın’ dedi. Siz rehberlik servisiyle görüşün, biraz yardım alın, dedim. Yapacağım fazla bir şey kalmadı. Yalnız çocuğun durumu bildiğim için, biraz daha fazla ilgilenmeye başladım güven duygusu aşılamaya, kendine güvenmesinin, kendisinin bizim ve sınıf arkadaşları için değerli biri olduğunu, zeki olduğunu söyledim. Sınıfta biraz rahatladı.
Evet, burada çocuk ebeveyn ve aile içinde aşağılanmış, duygusal yönden çöküntüye girmiş. Davranışlarına karşı olumlu tepki almamış, davranışlarının güzelliği, doğruluğu ebeveyn tarafından onanmamış. Sen bilmezsin, sen yapamazsın, sen suçlusun, sen beceriksizsin, sen kavgacısın sen, yaramazsın. Çocuk olumsuzluk içinde boğulmuş. Olumlu tepki alamadığı içinde olaylar karşısında, endişe, kaygı ve tahtaya çıkanca ona biraz gülümseyen arkadaşına, ‘Sen bana niye gülümsedin’, diye hemen saldırmaktadır. Bu problem çözülmez ise hayatta karşılaştığı her problem karşısında, bu korku ve endişeleri taşıyacak, ya da saldırganlaşacaktır.
Ana baba sevgisinden emin olan çocuk. Çevresine karşı endişesiz ve açık davranmasını bilir. İlk iki yaşına kadar çevresine organik olarak bağlıdır. İlk iki yılda çocuğun davranışlarını beslenme isteği belirler. Bu bağ bakım ve beslenmedir. İkinci yıldan sonra kendi yetenekleri değil, çevreden aldığı tepkiler ve eğitimdir. Kendisine düşmanca duygular beslenen bir ortamda büyüyen bir çocuk, sosyal ortama uymaz ve uysa da zorlayarak uyar. Sosyal gelişimine engel olunmuş bir çocuk, davranış kazanamadığı için, topluma uyum problemi yaşar. Çocuğun eğitiminde nereye bakarsan bak, ebeveyne dayanır ebeveyn çocuğun yetiştirilmesinde, ne fazla hoş görü, ne fazla baskıcı tutum, nede dengesiz karasız tutum, sergilemelidir. Ebeveynin çocuğuna biraz fazla zaman, vakit ayırıp, sevgi ve güvene dayalı bir anne ve baba eğitimi ile güven ve sevgi aşılamasıdır.