Müslümanların son yıllarda yaşadıkları en büyük yanılgı, kendileri dışındaki insanların hem dinlerini hem de kendilerini sorgulamıyor olduklarına dair kesin kabul içinde olmalarıdır.
Kendi kendilerini dört dörtlük Müslüman olarak görmelerine rağmen esasında, İslam ile bağını koparacak derecede iftira içinde olan bu kimselerin, yani yeni nesil İslam kahramanlarının Müslümanlıklarındaki bu büyük başarılarını, uzun süreli sorgulamalara, akıl yürütmelere bağladıklarını görmekteyiz.
1400 yıllık İslam ilim ve irfan geleneğine bağlı oldukları için hor gördükleri ve aslında sadece İslam dairesinde kalmaktan başka bir dertleri de olmayan müminleri “sorgulamaya cesaret edememiş”, "aklını kullanmayan", “kendi kabuğuna çekilmiş” ve “atalar dinine inanmış” kimseler olarak suçladıkları Müslümanlara yaptıkları aslında töhmetten başka bir şey değildir.
Bu kişilerin bakış açılarında göre akıl melekesi ve sorgulama yeteneği sadece Hz. Peygamberimizin(sav) sahih Sünnet ve Hadislerini reddedenlerin erdemidir.
Bu kahramanlara(!) verilecek en kısa cevap olarak Ziya Paşa’nın “Sen herkesi kör, âlemi sersem mi sanırsın?” mısraı yeterlidir.
Bu kişilerin kendi yetersizliklerini gizlemek maksadıyla söyledikleri “Benden öncekilerin tamamı hatalıydı” sözü gerçekte ırk temeline dayalı bölücülükten çok daha kötü bir bölücülüğü ortaya koyar.
Bu güne kadar pek çoğunun gerek toplum kaygısı gerekse başka nedenlerle söylemek istedikleri ama söyleyemedikleri bu bölücü dil, neredeyse bir ümmetin bütün fertlerini “yanlış Müslümanlar” ilan etmekle eşdeğerdir.
14 asır boyunca; Sahabe, Tabiîn ve Tebei Tabiin olarak adlandırılan Selefi Salihin neslinin, Hadis imamlarının, Fakihlerin ve Müfessirlerin yanlış yolda, son 100 yılda ortaya çıkan birkaç mealistlerin ise doğru yolda olduğunu iddia etmenin tevazu olmak bir tarafa tarihi gerçekleri ve ümmeti yok sayan kibir halinden başka bir şey değildir.
“Kur’an bize yeter” diyerek dini, Hz. Peygamberi(sav) hatta haşa Hz. Allah’ı(cc) sorgulamaya kadar vardırılan yanlışlıklar dizisi, Kur’an’ın nasıl anlaşılacağını kişinin keyfine bıraktığı için, sorgulamaları savrulmaya dönüşmekte, bugün herkes kendi mealini din yaptığı, kendi aklını hakem ilan ettiği için, tek din yerine binlerce din anlayışı ortaya çıkmış bulunmaktadır.
Hâlbuki kibirli kişinin aksine din Müslümanları bölmez, Kuran Müslümanları bölmez, suçladıkları Ehli Sünnet inancı da Müslümanları bölmez.
Ehli Sünnet düşüncesi Müslümanları bölmenin aksine çokluğu disipline eder.
Çünkü Ehli Sünnet düşüncesi; Mezhepleri din yerine koymaz tersine Mezhepleri din içinde anlama yolları olarak görür ve farklı görüşleri kavga sebebi değil, rahmet çerçevesi olarak düzenler.
Peki, şikâyet ettikleri bu kadar bölünmeyi gerçekleştirenler kim?
İslam Ümmetini bölenler; 14 asırlık ümmet birikimini “uydurma” diye çöpe atanlardır.
İslam Ümmetini bölenler; Sahabe, tabiîn nesli ile müçtehit imamları “yanılmış kalabalık” ilan edenlerdir.
İslam Ümmetini bölenler; Kısaca bütün bir ümmeti topluca “yanlış Müslüman” ilan edenlerdir.
FARKINDA MIYIZ?
Hz. Peygamberimizin(sav) ifadesiyle “-Ey İnsanlar! Mübarek ve büyük bir ayın gölgesi üzerimize düştü bu ayda, bin aydan daha hayırlı bir gece vardır.
Bu ayda Allah(CC) orucu farz, teravihi de mesnûn kıldı. Bu ayda kim hayır işlerse, başka zamanlarda bir farzı yerine getiren kimse gibidir, sevap kazanır. Bu ayda bir farz görevi yapan diğer aylarda yetmiş farz görevi yapmış gibidir. “ Müjdesine uymak ve gereğini yapmak varken Müslümanları çekiştirmekle vakit geçirenlere fırsat vermeyelim.
“Benden öncekilerin tamamı hatalıydı” demek kibirdir ve Allah(cc) kibirlenenleri sevmez!
Rabbimiz aklımızı kendi rızasına uygun bir şekilde doğru kullanmayı ve taklidî imandan tahkike geçmeyi bizlere nasip eylesin. Aklımızı, İblis'in gösterdiği doğrultuda kullanmaktan bizleri muhafaza eylesin.