Bir yere, bir ideale, bir teşkilata bağlı olup o teşkilatın bütün kural, ilke ve kararlarına bağlı kalmak doğru ve güzel olan bir şeydir.
Ancak hiç sorgulamadan Ağmeş'in keçisi gibi her şeye kafa mı sallamak lazım. Elbette hayır. Sorgulamakta yarar vardır. Sorgulayıp karşılıklı istişare ederek en doğruya, en doğru sonuca ulaşmak gerekir. Her şeye evet diyenlerin ne halde olduklarını bu gün görüyoruz, yarın da göreceğiz.
Peki bu sorgulama nasıl ve hangi ölçüde olmalıdır. Bizim sorgulamamızın temeli taa Hazreti İbrahim (as) Muhammed Aleyhisselam ve sahabelere dayanır.
Hazreti İbrahim Aleyhisselam Hacer annemizle oğlu İsmail'i kupkuru Mekke çölüne bırakınca Hacer annemiz İbrahim (as)'a seslenip bağırdıkça İbrahim Aleyhisselam ona bakmıyor, yürüyüp gitmeye devam ediyor ve cevap vermiyordu. Sonra Hacer annemiz: “Dur, bizi buraya getirmeni sana Allah mı emretti? Hazreti İbrahim (cevap veriyor): “Evet. Hacer annemiz: “Ozaman sen git, o (Rabbim) bizi bırakmaz, unutmaz” demişti.
Sonra Resulullah (sav)'e sahabe bazı dünya işlerinde soruyordu: “ Ya Resulullah bu, Vahiy mi yoksa senin kendi görüşün mü?” Sonra da: “ Biz bu ağaç budama işlerini şöyle-şöyle yaparız/ yapardık.”
Bir keresinde de Hazreti Ömer halife iken ganimetten birer parça kumaş dağıtılmıştı da, bir sahabe minberde iken Hazreti Ömer'e: “Bu kumaş gömlek olarak sana nasıl yetti? Demişti de Hazreti Ömer durumu izah edince o sahabe: “Şimdi konuşabilirsin, seni dinleriz,” demiş. Bunun üzerine Hazreti Ömer ellerini açıp havaya kaldırarak: “Allah'ım sana şükürler olsun, ben Haktan saparsam beni hakka çağıracak tebam var,” demişti.
Saadet Partisi’ne, Saadet Partisi mensuplarına helal olsun! Öyle ani ve uyanık bir şekilde tepkilerini gösterip sorgulama yaptılar/yapmaktalar ki, takdire şayandır. Ancak örneklerde sunduğumuz ölçüler çiğnenmemelidir. Nedir Onlar? Sahabenin: “Artık seni dinleriz, sana itaat ederiz, ”dediği gibi açıklama yapıldıktan sonra itirazı sürdürmemek gerekir. Şeytan, fitne gözlerini belertmiş bizi dikizliyor. Aman ha, aman dikkat! Kaş yapalım derken göz çıkarmayalım.
Yönetim tarafı da İbrahim Aleyhisselam gibi Muhammed Aleyhisselam gibi sorgulamaya gayet olumlu açıklayıcı cevap vermelidir. Bence yeterince cevap verildi. Hatta Hazreti Ömer gibi dua edip dinamik, Uyanık, dikkatli ve hassas bir kitleye sahip olmaktan Allah'a şükretmeleri lazımdır.
Bir de bazı konular vardır ki; bekleyip görmek lazım. Evet ben her iki cenahın itirazını ve savunmasını dikkatle dinledim/dinliyorum. Her iki tarafın da çok-çok haklı olduğu noktalar var. Bu mezheplerin ayrıştığı gibi fıkhi bir mesele değildir. Bu, sürece bağlı biraz sosyolojik, biraz ideolojik, biraz da siyasi bir meseledir. Kimin dediği, iddiası haklı çıkacak bekleyip göreceğiz.
Ben 1974'teki rahmetli Erbakan Hocamızın CHP ile birlikte hükümet kurup o günkü dağılmayı, ama sonucun çok-çok hayırlı bitmesini taa 30-40 yıl sonra anlayabildim. (Tabii o zamanlar çok gençtim.)
Cenab-ı Allah kişilerin samimiyeti ve ihlası ölçüsünde şerleri hayra tebdil eyler. Hacı Veyis Zade Hocamızın Konya İmam Hatip okulunun temelini atarken söylediği söz: “Bunların niyeti kötü ama inşallah Allah hayırlı edecek,” dediği gibi yanlış ve hata ile yaptığımız işleri Allah hayra çevirir inşallah!