Sonsuzluk Ülkesine Doğru Uçtu

Nurten Selma Çevikoğlu
Şartlar ne kadar olumsuz da olsa güzel yaşamak lâzımdır. Güzel yaşayanların ardından güzel şeyler söylenir. Güzel yaşayanı Hak da sever. O(c.c) sevince onu halka sevdirir. Doğruluklarından ve dürüst çizgilerinden vazgeçmeyen insanlar geçmişte hep var olmuş ve var olmaya devam edeceklerdir. Memleketimizin saf, tertemiz, arı-duru, çilekeş evlâdı Muhsin YAZICIOĞLU ağabey o hep gitmek istediği sonsuzluk yurduna uçtu. Bu memleketimiz adına hakikaten büyük bir kayıp. Başta kederli ailesine, sevenlerine ve milletimize başlığı dileyerek başlamak istiyoruz yazımıza. Hüzünlüyüz, acılıyız.

Olayı hepiniz basından takip etmişsinizdir diye düşündüğümüz için çok irdelemeden asıl endişe ve kuşkularımızı dile getirmek istiyoruz. Bu hâdise nasıl oldu? Gerçekten bir kaza mı? Ardında gizlenen bir şey var mı? Helikopterin bulunduğu mekan bunca gelişmiş teknolojiye rağmen nasıl tespit edilemez? Türkiye’deki askeri teşkilatta mevcut son çağdaş teknoloji var. NATO’nun Türkiye üzerinden frekansları alma, bulma, kaydetme icraatları varken bir türlü frekansların bulunamamasını doğrusu şaşırtıcı bulduğumuzu belirtmek istiyoruz. Memleketimizin bu aziz evlâdı acaba bir kazaya mı kurban gitti yoksa dönen başka bir şeyler mi var anlayamadık bir türlü.

Şimdi, haber7.com’dan aldığımız haberleri sizlere iletmekte fayda görüyoruz: ‘Şüpheli bir helikopter kazasıyla hayatını kaybeden BBP lideri Muhsin Yazıcıoğlu için tüm Türkiye yasa bürünürken, istihbaratçılardan gelen acı itiraf, dehşet verici bir şüpheyi beraberinde getirdi. Bazı istihbarat yetkililerinin, konuyla ilgili değerlendirme yaptıkları bazı habercilere, kazanın olduğu andan itibaren Muhsin Yazıcıoğlu’nun kendileri tarafından izlenen üç telefonunun yerini tespit etmeye çalıştıklarını, ancak anlaşılmaz bir şekilde bu telefonların sinyallerini yakalayamadıklarını anlattıkları öğrenildi. Tüyler ürperten iddiaya göre, istihbaratçılar, Muhsin Yazıcıoğlu’nun kullandığını bildikleri ve sürekli izledikleri üç telefon numarasının yerini de kazanın gerçekleştiği ilk andan itibaren, ellerindeki tüm teknik takip imkânlarıyla bulmaya çalıştılar. Ancak, gelişmiş tüm imkânlara rağmen Yazıcıoğlu’nun kullandığı bilinen üç numaraya da ulaşılamadı. Aynı araştırma, Yazıcıoğlu’nu yanındakiler için de yapıldı. Fakat kazayı haber veren İHA muhabiri İsmail Güneş dâhil, hiçbirinin telefonuna ulaşamadılar. İstihbaratçılar, hava koşulları ne olursa olsun, ellerindeki imkânlarla bu numaralara ulaşmaları gerektiğini belirterek, şu dehşet verici tespiti yaptılar: “Bunun tek açıklaması var: Kazanın yaşandığı bölgede bir tür jammer, yani sinyal kesici cihaz çalıştırılmış olmalı” İstihbarat uzmanlarının tespiti ve iddiası bu. Yetkililerin konuyla ilgili araştırmalarından çıkacak sonuç, bu iddianın ardından daha büyük bir merak konusu oluşturacak gibi görünüyor.’

Birde Samanyolu Haberden aldığımız bilgiler var, onlarda çarpıcı doğrusu; ‘Büyük Birlik Partisi Genel başkanı Muhsin Yazıcıoğlu’nun da hayatını kaybettiği helikopter kazasında üzerinde neredeyse hiç durulmayan bir konu var. Konu azıcık gündeme geldi ve hemen üstü kapatıldı.

Ne biliyor musunuz?

Helikopterin gerekli teçhizata sahip olup olmadığı, gerekli donanımların helikopterde bulunup bulunmadığı, eğer teçhizat varsa bunların çalışıp çalışmadığı. Helikopterde sinyal cihazı bulunması yetmiyor. Acaba sinyal cihazı çalışıyor muydu? Cihazın şarjı var mıydı? Bunlar hep önemli sorular. Helikopterde sinyal cihazı vardı demek meseleyi çözmüyor.

Şimdi düşünün her şeyi en ince ayrıntısına kadar irdeleyen medyamız sizce niçin bu konu üzerinde yeteri kadar durmadı?

Uğur Dündar ya da Mehmet Ali Birand ya da CNN Türk’ün habercileri niçin konuyu hep pas geçti. Niçin Hürriyet, Milliyet, Vatan bu olayı büyütmedi?

Niçin helikopter “BBP Helikopteri” olarak lanse edilip duruldu?

Oysa rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu bu helikopteri kiraladıklarını kazadan dakikalar önce bizzat söylemişti.

Uçanla kaçanın bile ellerinden kurtulamayacağı Doğan Medyası acaba niçin helikopteri sorgulamaya hiç yanaşmadı?

Niçin hep arama çalışmalarının uzaması ve yanlış yerlerde arama yapıldığı üzerinde duruldu?

Yoksa arama çalışmalarının bilinçli olarak uzaması ve yanlış yerlere yönlendirilmesi mi sağlandı?

Acaba helikopter kazasından hemen sonra Yazıcıoğlu’nun iyi olduğu hatta Kayseri’ye hastaneye götürüldüğü bilgisi bilinçli olarak mı kamuoyuna pompalandı?

Bunları hiç düşündünüz mü? Gelin düşünelim. Bütün bu soruların gündeme gelmemiş olması sizce normal mi? Hayır normal değil. --Yoksa bunda bir iş olmasın?

Şu bilgilere dikkat edin.

Düşen helikopter Med-Air adlı firmaya ait.

Bu firma Ali Sabancı’nın. Ali Sabancı ise Aydın Doğan’ın damadı. Diğer bir deyişle düşen helikopter Doğan Grubu’nun patronu Aydın Doğan’ın kızı Vuslat Doğan Sabancı’nın eşine ait. Sizce Doğan gazete ve televizyonları kendi patronlarının kızının firmasını zor duruma düşürecek soruları irdeler mi? Helikopterde bulunan hayati öneme sahip cihazların çalışıp çalışmadığı incelemelerden sonra belli olacak.

Şimdi düzeltelim.

Düşen helikopter ‘BBP helikopteri’ değil. Doğan’ın kızının ve damadının helikopteri.

Özellikle;

- Hiç tarzı olmadığı ve partisinin büyük bir mali sıkıntı yaşadığı dönemde helikopter kiralama konusunda ikna edilmesi. Helikopter kiralamayı hiç istemediği, “Bırakın bu helikopter işini. Hava var diyorlar. Beni öldürtecek misiniz?” dediği halde ısrar edilmesi.

- Helikopterin düştüğü anda, İHA muhabiri İsmail Güneş’in, dakikalarca telefonla konuşmasına karşın yerlerinin tespit edilememesi.

- Helikopterde bulunan ve yer belirtme sinyali veren ELT adlı kahrolası cihazın, helikopterin paramparça olduğu çarpmaya rağmen çalışmaması.

- Bölgedeki köylülerin, helikopterin irtifa kaybederek üzerlerinden geçip, hemen yukarıdaki dağa büyük bir gürültüyle düştüğünü görerek Jandarmayı aramasına karşın, bu ihbarlarının dikkate alınmaması. Aramaların tümüyle aksi istikamete yönlendirilmesi.

- Her gün onlarca casus uyduları ülkemizin üzerinden geçen, başta ABD olmak üzere batılı müttefik ülkelerden destek istenmesinin, iki gün boyunca kimsenin aklına gelmemesi.’

Bütün bunları düşünmemiz lâzım.

Kaza sonucu sonsuzluk ülkesine yolcu olan bu sabır ehli, hayâtı mücâdeleyle geçmiş, etrafına hep itidâli tavsiye etmiş olan kıymetli ağabeyimize Rabbimiz cennetinin en müstesna köşelerini açsın diye dualar ediyoruz. Sağcısıyla solcusuyla, halkıyla, yazarı çizeriyle herkes değerli Muhsin ağabey hakkında hep iyi şeyler söylediler. Hakkı teslim ettiler, doğru insanı takdir ettiler. Bu ülkemiz adına güzel bir gelişme. Ne olursa olsun, hangi görüşten olursa olsun onurlu, ahlaklı, dürüst insanlarımız hakkında halkımız doğru görüşlerini serdedebiliyorlar çekinmeden. Fakat gönül diliyor ki ayni hassasiyet yaşayanlara da gösterilsin. İnsanların güzel yönleri illâ da ölünce mi söylenmeli? Yaşarken de birbirimizle güzel iletişimlerde bulunup hep hayrı ve hakkı söyleyen kişiler olabilmek ümidiyle…

Bütün Türkiye’nin başı sağ olsun. Varsa sis perdeleri aralansın. 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.