Timaş yayınlarından çıkan eser 336 sayfadan oluşuyor ve Mevleviliğin sıkıntılı günlerini gün yüzüne çıkarıyor. Midhat Bahari’nin Feridun Nafiz Uzluk’a gönderdiği 76 mektubu Osmanlıcadan günümüze çevirerek gün yüzüne çıkaran Nuri Şimşekler, amacının Mevleviliğin her yönüyle öğrenilmesini sağlamak için olduğunu söyledi. Bahariye Mevlevihanesi’nde çile çıkararak semazen olan Midhat Bahari Beytur daha sonra 1924 yılında Konya Makam Çelebisi Abdülhalim Çelebi’nin elinden destar giyerek ‘Dede’ unvanını kazandığını aktaran Şimşekler, 1925 yılında ise tekke ve dergâhların kapanmasından sonra Kasımpaşa Mevlevihanesi Mesnevihanı olduğunu ifade etti. Şimşekler, Bahariye Mevlevîhanesi son postnişîni Midhat Bahârî’nin, tekkeler kapatılıp, “meydan”lar boşaldıktan sonra derviş Feridun Nafiz Uzluk’la yıllarca mektuplaştığını belirtti. Mektuplar hakkında bilgi veren Şimşekler, “Bu mektuplar da Şeyh Efendi Mevlevîliğin eski günlerini yâd ediyor. Mektuplarda ‘Ne zaman gönlüme gelse inanın/Değişir zevke döner âlâmım./Bana en canlı birer hâtıradır/Mevlevîlikte geçen eyyâmım’ diyerek, teselli buluyor. Bir yandan da, tekke mensuplarının sıkı takibata uğradığı o yıllarda aktif-siyasî bir direniş göstermek yerine, dervişliği nasıl sürdürebileceklerine dair alternatif bir ‘meydan’ öneriyor. ‘Ardında eser bırakan, halef bırakmış olur’ düsturunca Mevlevîliği kitaplarda, gazetelerde, mecmualarda basılı matbuatta yaşatmak istiyor” diye konuştu.
HASAN AYHAN
HASAN AYHAN