Araştırmacı-Yazar Mustafa Armağan,” Türkiye hiçbir zaman sömürülmedi. İstiklal mücadelesi vererek, bağımsızlığını korudu. Ancak bir zamanlar yapılan uygulamalar nedeniyle sömürge ülkesi kadar olduk” dedi.
Araştırmacı-Yazar Mustafa Armağan, Zindankale'de verdiği söyleşide çarpıcı açıklamalarda bulundu. Yakın tarihteki olaylarla ilgili konuşan Armağan, “Osmanlı'nın bitiş dönemine baktığımız zaman, sömürge ülkelerinde uygulanan olaylarla karşılaşıyoruz. Türkiye hiçbir zaman sömürülmedi. İstiklal mücadelesi vererek, bağımsızlığını korudu. Biz bir sömürge ülkesi olmadık, diyorum. Ancak bir sömürge ülkesi kadar olduk. Şapka inkilabı geldiği zaman, Ankara Valisi Galip Bey, 'Yahu şu şapkanın üstüne bir ay yıldız koyalım da onlardan bari bir farkımız olsun' demiştir. Zamanın devlet büyüklerimiz, malum kişiler de, 'Onlardan bir farkımız olmasın diye takıyoruz' diyor. Durumun ne kadar kötü olduğunu görüyorsunuz. Lozan’la birlikte Batılılaşmak için, tüm imkanlarımızla çalıştığımız gözler önündedir. Milliyetçiyim diyorsun, seni işgal eden ülkenin alfabesini kullanıyorsun. Milliyetçiysen giderdin Göktürk alfabesini getirirdin. Bunun gibi yakın tarihimizde bilmediğimiz bir çok yanlış husus var. 1918-23 arası gözden geçirildiğinde, Osmanlı Devleti savaşın kaderini kendi belirlemiş durumdadır” dedi.
7. ORDU SAVAŞTAN KAÇTI
7. Ordu'nun savaştan kaçtığını belirten Armağan, “7. Ordu'nun neden savaştan çekildiği anlaşılamamıştır. Resmi yazılarda, zayiyat vermeden çekildiği söyleniyor. Bunun tek bir açıklaması vardır. Bu ordu resmen savaştan kaçmıştır. Düşünün Çanakkale'de 'Aman bütün devletler saldırıyor, biz en iyisi zayiyat vermeden geri çekilelim' denseydi ne olurdu, bilmiyorum. Savaşa zaten zayiyat vermek için gidiyorsun. Bu tür düşünceler, bir taktik hatası değildir. Bir beyin yıkamanın sonucu atılmış yanlış bir adımdır. İngiliz komutan geliyor, ülkemizdeki komutanları tayin ediyor. Padişah var, Bakanlar Kurulu var, Genelkurmay var. Genelkurmay'ın imzası ile tayinler yapılıyor. Ancak açıkça görülüyor ki o imzaları İngiliz komutanlar attırıyor. Bu atamalar da gösteriyor ki, Türkiye sadece sözde sömürülmüyor. Bu atamalar bir tutsaklığın göstergesidir ve asla bağımsızlıkla örtüşemez” ifadelerini kullandı.
İNÖNÜ ZAFERİ UYDURMADIR
I. İnönü Zaferi'nin bir uydurma olduğunu söyleyen Armağan şöyle konuştu: “İnönü'nün kendi elleriyle kaleme aldığı kitaptan bir altıntı yapmak istiyorum, ' Atatürk I. İnönü Muharebesi'ne çok büyük önem vermiş görünmektedir. Aslında I. İnönü Muharebesi çok mütevazi bir savaştır'. Bu bir itiraftır. O savaş aynen İsmet beyin dediği gibidir. Yunanlılar gelmişler, zararlı çıkacaklarını gördükten sonra savaşa girmek istememişlerdir. Arada 30-40 kadar askerleri ölmüştür. Düşünün, bu mudur büyük zafer? Savaştaki bir ayrıntı daha var ki içler acısı. Onlar geri çekiliyorlar, ondan sonra biz de geri çekiliyoruz. Bu nasıl bir mantık, nasıl bir taktiktir ? II. İnönü Muharebesi ise tamamen Fevzi Çakmak'ın zaferidir. II. İnönü Muharebesi, İnönü beye rağmen kazanılmıştır. İnönü, orduyu geri çekmek istemiş. Fevzi Çakmak ise karşı gelmiştir. Paşa bile olamayan bir insan, paşaları yönetmiş ve tamamen başarısız olmuştur. Askeri tecrübesi yok, asker bile değil. Ancak savaşın kaderine karar verecek bir mevkide bulunuyor. Eğer diplomasimiz son derece başarısız olmasaydı, Kurtuluş Savaşı'na gerek bile kalmazdı”
ESKİ İSMİ, İNÖNÜ GEZİ PARKIYDI
Gezi Parkı'nın eski isminin, İnönü Gezi Parkı olduğunu belirten Armağan, “Araştırmalarım sonucunda, Gezi Parkı'nın eski isminin İnönü Gezi Parkı olduğunu gördüm. Hatta eski bir gazetede diyor ki, 'İnönü Gezi Parkı'na yapılacak heykel için valilik 300 bin lira para ayırdı.' O zamanda bu parayla bütün Türkiye'yi bir hafta boyunca karnını doyurabilirsiniz. Millet açlıktan hayvan yemi yerken, devlet büyükleri egolarını şişirmekle meşgul. Lozana giden delegelerin başkanlığını yapan İnönü bey, Lozan'da tam bir fiyasko olduğunu yine kendi sözleriyle belirtiyor. İnönü'nün kaleminden size aktarmak istiyorum, 'Ben bütün konferans boyunca büyük bir baskı altında çalıştım. Biz 2-3 dosya ile konferansa katılırken, İngilizler'in ve Fransızlar'ın kamyon ile dosya indirdiğini gördüm. Eğer herhangi biri çıkıp şu kararları alın deseydi, alırdım.' Bunun tarihsel olarak bir açıklaması kesinlikle olamaz. Tarihini değişterecek bir konferansa gidiyorsun, elinde 3 sayfa dosya var. Bakın bir alıntı daha yapıcam ki, artık neyin ne olduğunu sizler anlayacaksınız. İnönü diyor ki, 'Ülkemizdeki bütün toprak meselelerini hallettik. Bütün toprak sorunlarını çözdük. Toprak meselelerinde, kendi zararımıza ancak müttefiklerin yararına olacak kararlar aldık. Müttefiklerin istediklerini yaparak, boğazları uluslararası yönetime açtık.' İşte bu sözler o zamanki durumun ne kadar vahim olduğunun kanıtıdır” diye konuştu. Armağan, konuşması bittikten sonra konferansa katılanlara, kitaplarından imzaladı ve onların sorularını cevapladı.
BERKHAN PARLAK