İnsanı gerçek dünyadan koparıp kendi iç dünyasına döndüren, dış dünyayla bağlantılarında zayıflamalara neden olan şizofreni hastalığı toplumumuzda pek fazla bilinmiyor ya da yanlış anlaşılıyor. Bunun önüne geçmek amacıyla 2003 yılında Şizofreni Gönüllüleri Derneği Konya Şubesi kuruldu. Şizofreni hastalarının eğitimi, toplum içinde yer alması kendilerinin ve ailelerinin eğitimi amacıyla kurulan dernek, önemli projelere imza atmıştı. Bu projelerden en önemlisi AB destekli ve Büyükşehir Belediyesi ile ortaklaşa gerçekleştirilen Hayata Köprü Projesi’ydi. Proje çerçevesinde şizofreni hastaları, yakınları ve hastalıkla ilgili polis, sağlık ve rehberlik birimlerine eğitim verilmişti. Bu projeyle birlikte Mevlana civarında 3 katlı bir binada tadilat yapılarak Şizofreni Gönüllüleri Derneği Konya Şubesi’nin merkezi ve eğitim faaliyetlerini yürüttüğü yer olarak hizmete sunulmuştu. Ancak gereken ilginin olmaması ve maddi yetersizlikler nedeniyle dernek binası boşaltıldı ve kapatılma kararı alındı.
MADDİ SIKINTILAR VE İLGİSİZLİK KAPATTI
Şizofreni Gönüllüleri Derneği Konya Şubesi kurucularından Prof. Dr. Rüstem Aşkın, şizofreni hastalarının deşifre olacağı ve ailelerince yeterince destek verilmemesi nedeniyle derneğin kapatılma noktasına geldiğini söyledi. Konya Büyükşehir Belediyesi’nin kendilerine destek verdiğini, ancak gönüllü çalışanlara ihtiyaç duyulmasından dolayı sıkıntılar yaşandığını anlatan Prof. Dr. Rüstem Aşkın, derneklerin sivil grupların aktif katılımıyla başarılı olabileceğine de dikkat çekti.
KONYA’DA ORTALAMA 4 BİN ŞİZOFREN HASTASI VAR
Konya’nın yetişkin nüfusunun ortalama 500 bin olduğunu ve bunlar arasında 4 bin şizofren hastası bulunduğunu tahmin ettiklerini de ifade eden Rüstem Aşkın, “Şizofren hastalar, en ciddi ruhsal hastalık kategorisine giriyor. Kendi başlarına çalışabilecek, sosyalleşebilecek ve kendilerini geçindirecek bireyler değiller. Bundan dolayı bizler de bir ayara gelip sohbet etmeleri, hastalıklarını konuşmaları ve oyun oynamaları için derneği açmıştık” dedi. Derneğin faaliyette bulunduğu süre içerisinde işlevini tam olarak yerine getirdiğine işaret eden Rüstem Aşkın, “Bizim girişimlerimiz sayesinde şizofren hastalar da özürlü sınıfına sokuldu. Bu konuda gerekli çalışmanın yapılması için Sağlık Bakanlığına başvurmuştuk. Sağlık Bakanlığı da şizofren hastaların özürlü sınıfına girmesi için Çalışma Bakanlığına görüşünü bildirmişti. Bu sayede tüm Türkiye’de şizofren hastaları özürlü sayıldı” diye konuştu.
AKIL VE RUH SAĞLIĞI HASTANESİ BÜYÜK AVANTAJ
Şizofren Gönüllüleri Derneği’nin kapanmasına rağmen Beyhekim Sağlık Kompleksi içerisinde Numune Hastanesine bağlı olarak hizmet vermeye başlayan Akıl ve Ruh Sağlığı Hastanesi’nin şizofren hastaları için büyük fayda sağlayacağını düşünen Rüstem Aşkın, derneğin işlevini bu hastanenin sürdüreceğini sözlerine ekledi.