SİYASİLER VE YALANLARINI ANLAMA YOLLARI

Süleyman Küçük
Bu ülkede vatandaşların karşısına çıkıp olmayacak konularda olmayacak sözler verip yalan söylemek doğruyu söylemekten çok daha kolaydır. Özellikle de siyasiler için.
Bunun içindir ki bizim ülkemizde yalan söylemek, toplumun birçok ferdinde olduğu gibi siyasiler içinde su ve hava gibi vazgeçilemez bir ihtiyaç halini almıştır.
Öyle ki siyasi parti liderlerinin seçim zamanı dışında bile rakiplerinin açıklamaları ve davranışları hakkında gerçeği yansıtmayan şeyler söylediği normal karşılanır olmuştur.
Bu sebeple; bu ülkede bakanların açıklamalarında zam yok ifadesinin geçmesi en geç bir kaç gün içinde zam olacak anlamına gelmektedir.
Bu sebeple; milletvekillerinin muarızları bir yana kendi parti liderleri veya bölge milletvekilleri hakkındaki açıklamalarında bile sonradan özürle kurtarılamayacak derecede vahim yalan ifadeler bulunabilmektedir.
Bu sebeple; belediye başkanları seçim beyannamelerinde hemşerilerine yapılması konusunda söz verdikleri hususları sonradan hiç hatırlamaz hale gelmeleri bile artık vaka-i adiye den olmuştur bu ülkede.
Hal böyle olunca ülkemizde, bölgemizde, şehrimizde, işyerimizde ve hayatın hemen her safhasında gözümüzün içine baka baka, yüzümüze karşı bile bile yalan söyleyen birçok kişiye rastlamışızdır.
Hatta yalancıların bazıları yaptıkları bu yüz kızartıcı işi o derece ileri götürmüşlerdir ki, bunların birçoğu bizim doğrusunu bildiğimiz şeyleri bile hiç utanmadan sıkılmadan ve sesi bile titremeden bizim yüzümüze karşı söylemek cüretini bile gösterebilmektedirler.
Vatandaşların, hemşerilerin açık bir biçimde başta siyasi yalancılar olmak üzere kendisine yalan söyleyen tüm yalancılara karşı cephe almamaları nedeniyle yalancılık sorunun, neredeyse toplumun genlerine işlemiş bir biçimde toplum yaşamının hemen her kesiminde hayata hâkim olan bir davranış haline geldiği konusunda, nerede ise toplumsal ittifaklar bile oluşmaya başlamıştır.
Sıradan kişilerin söylediği yalanlar insanların hayatında fazla etkili ve önemli olmayabilir denilse bile, toplumu yönetme iddiası ile toplum önüne çıkmış kişilerin söyledikleri yalanlar böyle basit ifadelerle geçiştirilemez.
Siyaseti bir meslek gibi görüp öyle davrananların uzun yıllardır bu ülkede iç siyasette, dış siyasette, ekonomide yaptıkları inanılmaz yanlışlar sonunda söyledikleri yalanların faturası nedense hep halka kesildiği görülmüştür.
Bu ülkede çiftçilerle, köylülerle, öğrencilerle, işçi ve memurlarla, devlet hizmetlerinin yerine getirilmesine yönelik ve ekonomik hayatta sağlanacak istikrar kararları ile ilgili olarak zamanında öyle yalanlar söylenmiştir ki, bunu dillerine doladıkları ehven-i şer ile açıklamak mümkün değildir.
Siyasette yalan her zaman olacaktır diyenlere sözümüz yalan söyleyerek kendilerini kandıran, olmayacak vaatler veren ve iş başına geldiğinde verdiği sözleri unutup sözlerini yerine getirmeyen politikacıları bu davranışlarının geri tepen bir silah gibi yeri ve zamanı geldiğinde en başta politikacıları vurduğunu hatırlatmak olacaktır.

Yerel seçimlerin yapılmasından bu yana 2,5 yıl gibi bir zaman geçmiş olmasına rağmen yerel basında zaman zaman belediye başkanlarının seçim beyannamelerinde verdikleri sözleri yerine getirmediklerine dair yazıların hala yer alıyor olması bize bu düşünceleri bir kez daha hatırlatmıştır.
Bu sebeple yalancı yönetici ve idarecileri kolayca tanıma yollarından birkaçını hatırlatmak istedik.
-Yalan söyleyenler, genellikle konuştukları kişiler ile göz temasından kaçınır.
-Yalan söyleyen insanlar, genel olarak donuk tavırlarla konuşmaya başlar ve konuşmalarını aynı minval üzere sonlandırırlar
-Yalan söyleyenler, kendilerine sorulan basit sorulara daha önceden cevabını tasarladığı için gerektiğinden detaylı cevaplar verirken, beklemedikleri bir soru geldiğinde bir an bocalar ve verecekleri cevap için zaman kazanmaya çalışır veya hiç cevap vermezler. 
-Yalan söyleyen insanların, mutluluk, sevinçli bir haberi paylaşma ya da olumsuz bir durum ile korku ya da şaşkınlığa sebep olan durumlarda duygularını belirttikleri mimik ve ifadeleri tüm yüzleri yerine sadece ağız bölgeleriyle sınırlı kalır.
- Yalan söyleyenler, hiç gerekmediği halde güler, şakalar yapmaya çalışır ya da çok dramatik bir hikaye anlatarak konuyu geçiştirme yolunu tercih ederler.
- Yalan söyleyen insanlar, konuştukları toplum ve kişilerle daima aralarına mesafe koyarlar.
- Yalan söyleyenler, konuşmalarında kısa, kesin ve öz ifadeler yerine "herkes bilir ki..." gibi genel ifadelere yer vermeyi tercih ederler.
- Yalan söyleyen insanların, gerçeği söylemekten kaçındıkları için "ben" zamirini kullanmazlar ve onu yerine "biz" ifadesini tercih ederler. Çünkü birinci tekil şahıs zamiri olan “ben” zamirinin kullanımı kişinin söylediklerine bağlı olduğunu gösterir.
- Yalan söyleyen idareci ve yetkililer, konuşmalarında kendilerini ve yaptıklarını anlatırken sık sık “ en büyük, en fazla, çok daha iyi, olağanüstü, inanılmaz, muhteşem” gibi sıfatları kullanırlar.
 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.