"Siyasettir" dedik, "politika" yalandır dedik; siyaset Arapça da köken olarak seyislikten, at bakıcılığından geliyor dedik, sanki bu mesleğin şartları bunu gerektiriyormuş gibi karşıladık.
“Yalandır zaten, bu işle meşgulsen dürüstlüğü unut.” “Bugün verdiğin sözlerin yarın arkasında duramazsın, durmuyorlar da...” İşin ilginç tarafı milletin duyarsızlaşması... Atlar ayakta da uyuyabiliyor tabi... Özgür bir hayvandır, asildir. Değişik cinsleri vardır. Üzerine binen kişiyi aşağı atabilir. Ata eşek muamelesi yaparsan bir gün seni de üstünden atıp çiğneyiverir.
Machiavelli iyi bir jokerdi. Hedefe ulaşmak için atların dışkısını tahlil edip hangi cinsin iyi koşabileceğini önceden kestirecek denli politik hırsa sahipti, koşuda birinci gelebilmek için en sevdiği şeyleri dahi satabilecek her yolu mubah sayan fikirleri vardı.
Başta siyasetin sonra yaşam sahasının pis ve karanlık, neticede mors olacak tarafı ; "amaca ulaşmak için her yol mubahtır" anlayışı, yani Makyavelizm… Ateist bir imamın görevini yerine getirip "bu bir görev ve meslektir, ben bu ise sadece meslek gözüyle bakıyorum fakat Allah'a inanmıyorum, demesi gibi bir şey olsa gerek. Ya da şöyle diyelim, ben verdiğim söz ve vaatleri, anlaşmaları mesleğim ve amacım icabı bozuyorum. Her türlü naneyi yerim, yeri geldiğinde dolandırır, yolsuzluk yapar, yeri geldiğinde ihaleye fesat karıştırıp bozgunluk yaparım. Yeri geldiğinde bu vatana ihanet eden ve etmeye devam eden hainlerle milletimden gizli anlaşırım. Bu bir meslektir ve amacım uğruna yaparım. Ve atların üstüne biner bu yolda koşturur giderim, ne de olsa atlar ayakta uyuyor. Üzerinden de atamazlar beni!
Bir zaman adı lazım değil bir grup dedi ki; “hedefe ulaşmak için her yol mubahtır, adam kayıralım, kurumlara kendi adamlarımızı sokalım, sınav sorularını bizden olanlara verelim, hukuk bizden, asker bizden çıksın.” Alnının teriyle çalışan inancı ya da duruşu ne olursa olsun hak edenlerin hakkını yiyip önüne geçtiler, gerekçeleri ise o vakit söylendiğine göre “dini hâkim kılmak, bir nevi cihat idi.” Ne oldu peki? Oraya buraya milletin hakkını yiyerek soktuğunuz adamlar şimdi fişlenip bir kenara savrulmak için aranan ve bulunur bulunmaz fişi çekilen adamlar oldu mu olmadı mı? İşte “hedefe ulaşmak için her yol mubahtır” anlayışının hazin sonuçları bunlar... Gerçi hedefin ne olduğu da karanlıktı! Bugün onlara yarın da sizlere uğrar bu sonuçlar...
Bu işler hep böyledir maalesef. En iyi olduklarınızla aranız bozulur, düşman oluverirsiniz. Geçer gider. En kötü olduklarınıza göz kırpar yanınıza almaya çalışırsınız. Büyük konuşmayacaksın, ne çok seveceksin ne de çok nefret edeceksin. Sadece siyaset arenası değil dünya sahnesi böyle...
Dürüst siyasetçilere ihtiyacı var bu ülkenin. Burası bir gerçek… Bir de siyaset ile dürüstlük kelimelerini yan yana getirmenin yersiz olduğu anlayışından kurtulabilmek…
Ahmet Telli’nin bir şiiri ile bitirelim:
Anlat bize yürüyüşün güzelliğini
…
Kişneyen bir tayın sevincini anlat
Öfkeyi ve sağırındaki mahmuz yarasını
Masallardaki şehzadeleri anlat bize…