Sistem Zengin İlişkisi

Nevzat Laleli
Bir ülkenin insanları kendi aralarında ki ilişkileri ile devletle olan ilişkilerini sağlamak için kullandıkları kanunlar (yasalar) manzumesine sistem veya nizam denmektedir. Bir sistemin uygulandığı ülkede, o ülkede yaşayan bütün kurumlar, kuruluşlar ve insanlar o sisteme uymaya mecburdurlar. Uyulmayan yerde ve uyulmayan miktar kadar, yine sistemin takdir ettiği cezalar verilir.
Sistemler genelde dört guruptadırlar. Bunlar; Hukuki sistem, Ekonomik sistem, Ahlakî sistem ve İlmi sistemlerdir. Bu yazı da ana hatlarıyla ekonomik sisteme bir göz atalım.
Bizde uygulanan ekonomik sisteme, “Liberal ekonomik sistem” veya “Kapitalizm yani kapitale, paraya dayalı sistem” de denmektedir. Bu sistem insanı esas almaz, parayı esas alır. Parayı kazan da istersen, ahlaksızlık yoluyla kazan. Sistem için bunun önem yoktur.
Bundan bir müddet evvel ölen ve İstanbul vergi rekortmenliği üç beş yıl elinden düşürmeyen genel evler patroniçesi Matild Manukyan gibi.
Bu sistem faizcidir. Sistemin gereği vergiler büyük halk kitlerinden alınır. Zenginlerin verdiği vergiler, satıştan elde edilen kar üzerinden olduğundan yani satılan otomobilden elde edilen gelirin bir kısmı (Kurumlar vergisi, gelir vergisi gibi) vergi diye ödendiğinden, aslında vergi otomobilin fiyatı üzerinden tüketiciden yani halktan alınır.
Faiz ödemeleri ve reklam giderleri masrafa gider olarak yazılabildiğinden sonuçta bunlar maliyete intikal ederler ve mal satılırken alıcıdan yani tüketiciden tahsil edilirler.
Böylece ekonomik sistem o şekilde ayarlanmış ki, “Sistem kendi zengini doğururken, zengin de sistemin devamını sağlamaktadır”
Bu sistemde “Vergi rekortmenleri” oluşur. Bunlar liste haline getirilir ve halka ilan edilirler. Kendilerine plaketler verilir, aferinler çekilir.
80 senedir uygulanan bu sistem şimdi de iktidarda bulunan AKP tarafından da (kendilerinin ne oldukları önemli değil) katıksız bir şekilde uygulanmaktadır.
Geçtiğimiz ay ülkemizin Kurumlar vergisi ve Gelir vergisi mükellefleri arasından üst sıralarda yer alan 100’er Rekortmen ilan edildi. Bunlardan ilk 10’a girenler şunlar:
2009 KURUMSAL VERGİ REKORTMENLERİ
SIRA UNVANI    TAHAKKUK TUTARI
1. Türk Telekomünikasyon    764.040.218,65 (764 Katrilyon)     
2. Ziraat Bankası    528.013.849,20
3. Akbank    267.104.793,57
4. İş bank    261.624.164,69
5. Halk bank    237.099.248,36
6. Garanti Bankası    223.603.680,79
7. Vakıfbank    181.808.148,33
8. TÜPRAŞ    160.285.391,63
9. Zorlu Holding    128.289.019,56
10. Devlet Hava Meydanları İş.    115.950.431,70
11. Ereğli Demir ve Çelik Fab.    115.515.632,21
12. Finans Bank    112.700.818,08
2009 GELİR VERGİSİ REKORTMENLERİ
ADI SOYADI    FAALİYET TÜRÜ    TAHAKKUK TU.(TL)
1-Aydın Doğan    Menk. Yat. Ort     19.161.631,50
2-Salvo Taragano    Menk. Yat. Ort.     15.614.144,46
3-Mustafa Rahmi Koç    MSİ-Ücret-GMSİ     11.160.788,98
4-Semahat Sevim Arsel    Menk. Yat. Ort.      9.587.634,98
5- (*)    Ücret-MSİ    7.986.148,99
6-Mustafa Vehbi Koç    Menk. Kıy. Faaliyeti    7.312.597,03
7-Hamit Cankut Bağana    Gayrimenkul    7.202.890,43
8-Suna Kıraç    Menk. Kıy. Faaliyeti    6.841.142,78
9-Nezih Barut    Menk. Yat. ort.    6.658.948,44
10-Hüsnü Mustafa Özyeğin    Menk. Yat. Ort.    6.488.220,27
11-Nesrin Esirtgen    Menk. Kıy. Faaliyeti    5.950.806,50
Bu listeler incelenince gözümüze çarpan ilk şeyin, bankalar ve menkul kıymetlerin kârlılıkta ilk sıraları aldıklarıdır. Ve önemli bir tespit de “konuşmaya meğer ne kadar çok para ödediğimiz”dir.
Bankalar, milletin mevduatlarını düşük faizlerle toplamakta ama kredi verirken (tabii yatırımlara kredi veren bankayı bulmak mümkün değildir) tüketime (otomobil kredisi, konut kredisi ve ferdi ihtiyaç kredisi gibi kredi verilmekte) yüksek faizler tahakkuk ettirmektedir. Sonra da kredi taksitlerini zamanında ödeyemeyen müşterilerinin (kredi kartı gibi) gecikme faizleriyle derisini yüzmektedirler. Banka memureleri, “Bizim için iyi müşteri, borcunu zamanında ödemeyen müşteridir” diyebilmektedir.
İkinci sırada ki Salva Taragano gibi çok ismin işi, “Menkul kıymetler” yazsa da “faktoring (para tahsil işleri)” işi yapmakta ve bunlar iyi para kazanmaktadırlar.
Sizin bir kişiden veya şirketten vadeli alacağınız var da bu alacağınızı alamıyorsanız veya paraya sıkıştınız ve alacağınızı bir an önce nakde çevirmek istiyorsanız, bunlara başvuruyorsunuz. Alacaklı olduğunuz kişi ya da şirket batmış da olabilir.
İşte bu gibi durumlarda faktoring şirketlerine geliyorsunuz ve elinizdeki senetleri, sözleşmeleri bu şirketlere devrediyorsunuz.
Bunlar, vadenin uzunluğuna ve size borçlu kişi ya da şirketin ekonomik gücüne bakarak, yüzde 20, riskli durumlarda yüzde 50’yi bulan bir komisyon kesiyorlar. Yani diğer bir deyişle, alacağınızı satın alarak sizi devreden çıkarıyorlar.
Sonra, kadrolarında çalıştırdıkları yüzlerce avukatla bu parayı “seve seve” yöntemiyle tahsil ediyorlar. Yasal yollarla, gerekirse borçlunuzun ayağındaki donu bile alıyorlar.
Faktoring şirketlerinin en sevdikleri dönemler, ekonomik krizlerin yaşandığı dönemlerdir. Çünkü o zaman “borçların ödenmemesi riski” artmakta, bunlar için de “yüksek iş sezonu” açılmış olmaktadır.
Yüksek karlar yaparak vergi rekortmeni olan bu şirketlerden, “Ülkemizde ekonomik krizin teğet geçip geçmediğini…” siz de kolayca anlaya bilirisiniz.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.