Sınırlar değişiyor

Süleyman Küçük

Son zamanlarda siyaseten sıkça söylenen sözlerden birisidir Orta Doğu’daki sınırların değiştiği veya değiştirileceği.

Hemen herkesin ilk söylendiği günden bu yana bu söz ile sadece ülkelerin maddi sınırlarının yani haritalarının değişeceği anlaşılmasına rağmen esasında sadece harita değişikliği ile sınırlı olmadığı ve bu sözün asıl amacı geçen zaman içinde yaşanan olaylarla daha bir anlaşılır oldu.

Bu söz adına Arap Baharı denilen emperyalist düzenbazlık döneminin başlangıcından önce ifade edilmişti Condoleezza Rice tarafından.

Condoleezza Rice’ı hatırlamış olmalısınız.

Her türlüsünü alçaklık olarak tanımladığımız klasik ve post modern askeri darbeleri ya bizzat yapan veya yaptıran ya da yapılmasına göz yuman olarak bildiğimiz gibi, ileride de aynı alçaklıkları ilk fırsatta tekrar yapacağına emin olduğumuz stratejik dostumuz(!) ABD’nin Ulusal Güvenlik Danışmanı idi bu kadın.

Bugünkü geldiğimiz aşamada hala stratejik dostumuz(!) olan ABD’nin Ulusal Güvenlik Danışmanı Condoleezza Rice’ın Ağustos 2003 tarihli Washington Post Gazetesi’nde çıkan demecindeki sözlerini hiç unutmadık ve unutturmayacağız.

Neden aklımızdan çıkartmamız lazım geldiğini tekrar açıklayalım.

Ne diyordu ABD’nin düşünceleri yüzünden daha kara olan Ulusal Güvenlik Danışmanı:

"BOP içinde yer alan 22 ülkede rejimler ve sınırlar değiştirilecek."

2003’den bu yana BOP sınırları olarak çizilen Akdeniz havzasındaki Libya’dan Suriye’ye kadar yaklaşık 10’a yakın ülke ya bizdeki gibi post modern darbelerle veya resmen işgal edilerek önce yönetimleri değiştirildi.

Yönetimleri değiştirilen ülkelerde şimdi emperyalist kuklalar tarafından idare edilecek butik devletler kurmak yoluyla sınırların değiştirilmesi aşamasına geçiliyor.

Bundan daha önemlisi ise, maddi sınırların halen değiştirilmediği ülkelerde zihinsel sınırların değiştirildiğinin görülmesidir.

İşte Mısır.

İşte Cezayir ve Tunus.

Bu ülkelerdeki adları sözde İslami hareket olan grupların veya partilerin bu günkü geldikleri durumlar bu ülkelerde emperyalistler eliyle zaman için gerçekleştirilen  zihniyet değişikliğinin en açık göstergesidir.

Ya da işte bu günkü Türkiye.

Kendilerini 2003 öncesinde siyasal İslamcı olarak ifade eden Müslümanların geçen 15 senede siyaseten nerelere nasıl savrulduklarına bir bakın.

Daha dün denecek kadar yakın bir zaman öncesinde laiklik karşıtı konuşmalarında laikliği dinsizlik olarak gören ve gösteren kişilerin başta Mısır olmak üzere bizim gibi çoğunluğu Müslüman olan ülke halklarına laikliğin faziletlerini nasıl abartılı bir şekilde anlattıklarına bir bakın.

Ya da son 16 yıllık tek parti iktidarının nimetlerini devşirerek kaba tabirle birer abdestli kapitalist olup çıkan eski mütedeyyin Müslümanların ekonomik olarak elde ettikleri kazanımlarına karşılık başta faizli işlemler olmak üzere inanç olarak nelerden vazgeçtiklerine.

Ya da daha güncel meselelere bakalım.

İdam cezasının geri gelmesi veya bedelli askerlik gibi.

İdam cezası için seçimlerden önce aslan kesilenlerin seçimlerden sonra süt dökmüş kedilere benzemeleri sizce nasıl bir zihniyet değişmesidir acaba?

Ya da bir yıl kadar önce bedelli askerlik konusunu gündeme getirmenin bunca yıldır terör nedeniyle verilen şehitlere saygısızlık olacağından bahseden anlı şanlı siyasetçilerin seçimden sonra neredeyse TBMM’nin kanun çıkarmasına bile gerek görmeden kararname ile işi halledebiliriz noktasına gelmesi?

Vatandaş tarafından bedelli askerlik meselesine bakınca durum daha vahim gözüküyor.

Daha dün destekledikleri parti liderini kefenlerle karşılayıp bizi Afrin’e götür diyenlerin bu gün bedelli askerlik için bankaların verdikleri faizli krediler için sıraya girmeleri kendilerine asker millet diyenlerde nasıl bir sınır değişikliğinin sonucudur.

Bunlar Türkiye’de parlamenter demokrasi döneminde harita değişikliğinden önce kafalarda ve zihinlerde yaşanan sınır değişikliğinin örnekleri.

Rockfeller Vakfı’nın desteklediği GEB ajanlarına cirit attığı ülkeler için söylediği şu sözü hiç unutmayın.

“HER PROGRAM YALNIZCA EKONOMİYİ DEĞİL, AYNI ZAMANDA KIRSAL TOPLUMLARIN GELENEK VE KÜLTÜRÜNÜ DE DÖNÜŞTÜRECEKTİR”

Temmuz 2018 itibarıyla Türkiye’de yeni sistem başladı.

Milletimizi ve memleketimizi tek adam idaresi olarak tarif edilebilecek bir sistemin sonucunda yaşanacak bu ve buna benzer sınır değişikliklerinden Allah(cc) korusun.

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (1)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.