Saadet Partisi Konya İl Kadın Kolları Başkanı Mahmure Boyalı, düzenlediği basın toplantısında, son günlerin en önemli gündem maddelerinden biri olan sınırlardaki mayınların temizlenmesi konusu üzerine değerlendirmede bulundu. Türkiye’nin Ottowa Antlaşması’na imza atmış bir ülke olarak sınırlarındaki mayınları temizleme konusunda kararlı olduğunu ifade eden Mahmure Boyalı, “Türkiye bu işleme 510 kilometre uzunluktaki Suriye sınırı ile başlamak istemektedir. Saadet Partisi ‘mayınla adam öldürme’ olayına kesinlikle karşıdır ve Ottowa Antlaşmasını desteklemektedir. Partimiz ayrıca mayınlı arazilerin, asker veya sivil Türk kuruluşları tarafından en iyi, en uygun şekilde temizlenebileceğine inanmaktadır” dedi.
YABANCILARA İHALE ETMEK SAKINCALI
Mayınların temizlenmesi ve sonra da bu alanların yüklenici yabancı firmaya kiralanması ile, Türkiye’nin bazı bölgelerinin üstünde başkalarının fiili kontrolünün gerçekleşmiş olacağına dikkat çeken Mahmure Boyalı, “Mayınlı arazi alanı en az 350 bin dekar olup, temizlendikten sonra buna Ceylan Pınar Devlet Üretme çiftliği ve diğer devlet arazileri de eklenince arazi 650 bin dekara yükselecektir. Bu da yaklaşık Bolu ili kadar bir yer veya Aydın ilinin ekili-dikili topraklarının iki katı yer demektir. Bunca arazinin 49 yıllığına başkalarına verilmesi çok sakıncalı bir durumdur” ifadelerini kullandı. Bu toprakların mevcut şartlar kabul edildiğinde yarım asırlık bir dönem için başka bir devleti beslemek üzere tarıma açılacağını belirten Boyalı, bu durumun Türkiye’nin milli çıkarlarına aykırı olduğunu vurguladı.
KIBRIS ADASI DA ZAMANINDA AYNI ŞARTLARLA VERİLMİŞTİ
Kıbrıs Adası’nın da vaktiyle, sadece donanmalarının bakım ve ikmali yapması gayesi ile geçici olarak İngilizlerin kullanımına verilmiş olduğuna ve daha sonra tamamen Osmanlı’nın elinden çıktığına dikkat çeken Boyalı, “Mayın temizleme gayesi ile adı geçen alanlar, İsrail veya perde arkasındaki İsrail firmalarına kiralandıkları takdirde, İsrail’in hayali ve ideali olan Dicle-Fırat sularına ulaşmış olacağı da gözden kaçmamalıdır. Önümüzdeki yıllarda beklenen gıda ve içme suyu darlığı sırasında bu verimli ve suyu bol toprakları kiralamak tamamen milli çıkarlara ters düşen bir olaydır. Kabul edilemez” diye konuştu.
MAYIN TEMİZLEME İŞİ KESİNLİKLE YABANCIYA VERİLMEMELİ
Sınırlardaki mayınları temizleme işinin ve sınır arazilerinin başka bir devlete kiralanmasının söz konusu bile edilmemesi gerektiğine dikkat çeken Saadet Partisi İl Kadın Kolları Başkanı Mahmure Boyalı, “Mayın temizleme işinin, toprak kiralama olayından kesinlikle ayrılması gerekmektedir. Bu işler arasında doğal bir bağ ve gerekçe yoktur. Tarım arazileri mutlaka Türkiye’nin elinde kalmalıdır. Yer altı ve yer üstü su kaynakları ve değerli maden kaynakları da Türkiye’nin kontrolünde bulunmalıdır. Yine aynı arazide bulunduğu kuvvetle tahmin edilen petrol kaynağının da Türk milli doğal zenginliği olduğu unutulmamalıdır. Aksi bir durum, Türkiye milli çıkarları açısından olumsuz sonuçlar doğurabilir” dedi.
SINIR GÜVENLİĞİMİZİ TEHLİKEYE ATMAYALIM
Ottowa Antlaşması gereğince sadece anti-personel mayınların temizlenmesi öngörülürken, 4 Haziran 2009 tarihinde mecliste öngörülen 5 bin 903 nolu mayın temizleme kanununda hem anti-personel, hem de anti-tank mayınlarının kaldırılmasının söylendiğini ifade eden Boyalı, “Bu tank mayınlarının kalkması ülke güvenliği açısından tehlikelidir. Ayrıca bu mayınları sınır boyuna zamanında yerleştiren NATO’nun Namsa isimli firmasıdır. Mayınlı arazinin haritası hem NATO’da hem Türk Silahlı Kuvvetleri’nde bulunmaktadır. Hiçbir şey yapılamıyorsa bile sınırlar NATO’nun Namsa adlı firmasına temizletilmelidir” diyerek sözlerini tamamladı.
RASİM ATALAY
YABANCILARA İHALE ETMEK SAKINCALI
Mayınların temizlenmesi ve sonra da bu alanların yüklenici yabancı firmaya kiralanması ile, Türkiye’nin bazı bölgelerinin üstünde başkalarının fiili kontrolünün gerçekleşmiş olacağına dikkat çeken Mahmure Boyalı, “Mayınlı arazi alanı en az 350 bin dekar olup, temizlendikten sonra buna Ceylan Pınar Devlet Üretme çiftliği ve diğer devlet arazileri de eklenince arazi 650 bin dekara yükselecektir. Bu da yaklaşık Bolu ili kadar bir yer veya Aydın ilinin ekili-dikili topraklarının iki katı yer demektir. Bunca arazinin 49 yıllığına başkalarına verilmesi çok sakıncalı bir durumdur” ifadelerini kullandı. Bu toprakların mevcut şartlar kabul edildiğinde yarım asırlık bir dönem için başka bir devleti beslemek üzere tarıma açılacağını belirten Boyalı, bu durumun Türkiye’nin milli çıkarlarına aykırı olduğunu vurguladı.
KIBRIS ADASI DA ZAMANINDA AYNI ŞARTLARLA VERİLMİŞTİ
Kıbrıs Adası’nın da vaktiyle, sadece donanmalarının bakım ve ikmali yapması gayesi ile geçici olarak İngilizlerin kullanımına verilmiş olduğuna ve daha sonra tamamen Osmanlı’nın elinden çıktığına dikkat çeken Boyalı, “Mayın temizleme gayesi ile adı geçen alanlar, İsrail veya perde arkasındaki İsrail firmalarına kiralandıkları takdirde, İsrail’in hayali ve ideali olan Dicle-Fırat sularına ulaşmış olacağı da gözden kaçmamalıdır. Önümüzdeki yıllarda beklenen gıda ve içme suyu darlığı sırasında bu verimli ve suyu bol toprakları kiralamak tamamen milli çıkarlara ters düşen bir olaydır. Kabul edilemez” diye konuştu.
MAYIN TEMİZLEME İŞİ KESİNLİKLE YABANCIYA VERİLMEMELİ
Sınırlardaki mayınları temizleme işinin ve sınır arazilerinin başka bir devlete kiralanmasının söz konusu bile edilmemesi gerektiğine dikkat çeken Saadet Partisi İl Kadın Kolları Başkanı Mahmure Boyalı, “Mayın temizleme işinin, toprak kiralama olayından kesinlikle ayrılması gerekmektedir. Bu işler arasında doğal bir bağ ve gerekçe yoktur. Tarım arazileri mutlaka Türkiye’nin elinde kalmalıdır. Yer altı ve yer üstü su kaynakları ve değerli maden kaynakları da Türkiye’nin kontrolünde bulunmalıdır. Yine aynı arazide bulunduğu kuvvetle tahmin edilen petrol kaynağının da Türk milli doğal zenginliği olduğu unutulmamalıdır. Aksi bir durum, Türkiye milli çıkarları açısından olumsuz sonuçlar doğurabilir” dedi.
SINIR GÜVENLİĞİMİZİ TEHLİKEYE ATMAYALIM
Ottowa Antlaşması gereğince sadece anti-personel mayınların temizlenmesi öngörülürken, 4 Haziran 2009 tarihinde mecliste öngörülen 5 bin 903 nolu mayın temizleme kanununda hem anti-personel, hem de anti-tank mayınlarının kaldırılmasının söylendiğini ifade eden Boyalı, “Bu tank mayınlarının kalkması ülke güvenliği açısından tehlikelidir. Ayrıca bu mayınları sınır boyuna zamanında yerleştiren NATO’nun Namsa isimli firmasıdır. Mayınlı arazinin haritası hem NATO’da hem Türk Silahlı Kuvvetleri’nde bulunmaktadır. Hiçbir şey yapılamıyorsa bile sınırlar NATO’nun Namsa adlı firmasına temizletilmelidir” diyerek sözlerini tamamladı.
RASİM ATALAY