Eylül ve ekim aylarında toprağa serpilen umut tohumları bahar döneminde yağmur, kış döneminde kar suları ile beslenip yeşerdi. Şimdilerde ise altın sarısına bürünen ovada hasat başladı
Büyük umutlarla tarlasına arpa, buğday, çavdar, kanola gibi hububat ürünlerini eken çiftçiler, bahar döneminde yeşeren umutlarını şimdi toplamaya başladı. Konya Ovası havanın ısınması ile birlikte adeta altın sarısı bir görünüm kazanırken, olgunlaşan hububat ürünleri de biçerdöverler aracılığı ile dirilmeye başladı.
10 YIL ÖNCE DE 50 KURUŞTU, ŞİMDİ DE 50 KURUŞ
İstanbul Yolu üzerindeki Bağrıkurt Köyü’nün Karacaören Yaylası’nda bulunan tarlasına ektiği arpayı hasat ettiren Hasan Koyuncu, düşüncelerini Merhaba’ya anlattı. Uzun yıllardır çiftçilik yaptığını dile getiren Hasan Koyuncu, özellikle son 10 yıldır hububat fiyatlarının hiç değişmediğini söyleyerek, düşük fiyatlardan yakındı. Arpanın bundan 10 yıl önce de 50 kuruştan alıcı bulduğunu söyleyen Hasan Koyuncu, aradan geçen yıllarda değişen tek şeyin girdi maliyetleri olduğunu ifade etti. “10 yıl önce 1 kilogram arpaya karşılık 1 litre mazot alabiliyordum. Şimdi ise 7 kilogram arpaya karşılık 1 litre mazot alabiliyorum” diyen Hasan Koyuncu, “Arpayı şimdi ortalama 50 kuruşa satın alıyorlar. Ama mazotun litresi 3,60 TL olmuş. Aradaki farkı siz düşünün” dedi.
ALLAH VERİYOR, KULU ESİRGİYOR
Genel olarak çiftçilerin ‘bu yıl da ekin kel oldu’ gibi yakınmalarda bulunduklarını ancak, Allah’ın her yıl bol bol verdiğini dile getiren çiftçi Hasan Koyuncu, “Benim 150 dönüm tarlam var. Bu yıl hepsine arpa ektim. Çok şükür Allah her yıl veriyor. Ancak hububat para etmiyor. Allah veriyor ama kulu harcanan emeğin karşılığını vermekten çekiniyor” diye konuştu.
Köylerinde su olmadığını, olan yerlerde de kuyu vurdurmanın maliyetinin çok yüksek olduğunu ifade eden Hasan Koyuncu, “Suyumuzun olduğu tarlalarda kuyular zaten kapalıydı. Ruhsat alıp kuyuyu açtırmanın maliyeti 500 bin lirayı buluyor. Çünkü burada su çok derinden çıkıyor. Bu kadar para harcadıktan sonra da karşılığını almak mümkün değil. Bu nedenle bu muhitte sulu değil, kuru tarım yapılıyor. Aslında devlet, destekleyecekse kıraç alanlarda yapılan tarımı desteklemeli. Arpa, buğday, çavdar, yulaf, kanola gibi kıraç alanlarda yetişen tarım ürünlerinin sulanabilir tarlalarda ekilmesi önlenmeli. Sulu tarım arazilerinde zaten her türlü tarımsal faaliyette bulunulabiliyor” ifadelerini kullandı.
DESTEK DEĞİL, EMEĞİMİZİN KARŞILIĞINI İSTİYORUZ
Çiftçilere yılın belli dönemlerinde mazot desteği, tohum desteği, gübre desteği gibi isimler altında ödeme yapıldığını ancak, hububat ürünlerinin fiyatının çok düşük olduğunu dile getiren Koyuncu, “Biz devletten destek istemiyoruz. Destek paralarını zamanında vermiyorlar. Verdiklerini de parça parça ödüyorlar. Diğer taraftan ektiğimiz arpa, buğday para etmiyor. Parayı kazanan çiftçi değil, aracı oluyor. Türkiye’nin sofrasını donatan unun hammaddesini biz çiftçiler üretiyoruz. Türkiye’nin karnını doyuruyoruz ama kendi karnımızı doyuramıyoruz. Biz devletten destek değil, emeğimizin karşılığını, mahsulümüzün değerini istiyoruz” dedi.
RASİM ATALAY