Sillenin Ufkunda Yeni Bir Güneş: SİLLE

.
(Bin Yıllık Birliktelik)

 
 

Nedendir bilmem Sille, beni kırk yıldır peşinden koşturur. Bu güzel yöreye meclubiyetim hâlâ devam eder. Kış, yaz demem; vakit buldukça ruhumu dinlendirmek için Sille vadisine sığınırım. Kışın kendisine has özelliği, güzelliği vardır; Ama, asıl coşkunluğu ve cömertliği yazındır Sille’nin. Baharın o doyulmaz ilk günlerinden itibaren çeşit çeşit çiçeklerle, yeşilliklerle, renklerle, kokularla donanmaya başlar, giyinir, kuşanır, allanır pullanır. Kışın soğuk, yolvermez, karla kaplı vadisi, nisanla birlikte, birden bire munisleşir, toprağı kabarmaya, kayası yumuşamaya, suları coşmaya başlar. Elhasılı, dört mevsimi de bir başka güzelliktedir Sille’nin.. Baharla birlikte, ziyaretçisi, hayranları da artar. Konya’dan koşanlar olduğu gibi, yurtdışından merak ve heyecanla de çoğalır. Sille’yi uzun yıllar inceledim, pek çok ziyaretler yaptım. Gezdim, gezdirdim. Tanıdım, tanıttım. Uluslararası kongrelerde tebliğler sunarak, on asrın mamur, müreffeh; son yetmiş yılın mahzun ve mükedder Sille’sini gündeme getirerek, dikkatleri üzerine çekmeye özen gösterdim. Yaklaşık otuz yılı bulan bilimsel araştırma ve incelemelerimi,1998 yılında, güzel bir kitap haline getirdim. Yurtiçinde , yurtdışında alâka gördü, büyük hizmetler yaptı. Dikkat ve alâkaları Sille üzerine çekerek, sempozyumlar düzenlemesine, yayınlar yapılmasına önayak oldu. Bu tarih, kültür ve sanat vadisinin, ulusal ve uluslararası turizm şirketlerinin yıllık gezi programları arasına girmesini de sağladı.

O kitabımın “Önsöz”ünde şu noktalara temas etmiştim: “Hemen belirteyim ki Sille, sadece bu değil ve bu kadar da değil; İleride başka eserler de gelecek. Çünkü Sille, her araştırmacının kucağını yeni belge ve bilgilerle dolduracak zenginliğe sahiptir… Sille, bir aysberk (buzdağı). Gelecekteki yayınlar onu, daha da değişik yönleriyle ve görebildiği, dalabildiği derinlikleriyle tanınmasını sağlayacaktır… Çok yakında görülecektir ki Sille, üzerine serpilen ölü toprağından silkinerek uyanacak bütün güzellikleriyle mamur ve müreffeh hayata tekrar kavuşmakta gecikmeyecektir… Bu nâçiz kitabım Sille’yi, sahip bulunduğu maddî ve mânevî değerlerinin daha iyi anlaşılmasına yardımcı olarak, müreffeh günlerinde olduğu gibi gündemdeki lâyık olduğu yere yerleştirilebilir; Sille’yi mamur, Silleleri mesrur edecek o mutlu günlerin yaklaşmasına, yurt ve hattâ dünya çapındaki, ilim, kültür, sanat ve turizm çevrelerinin dikkatlerinin Sille üzerine çekilmesine vesile olursa, kendimi ebediyen mesud ve bahtiyar addedeceğim. ” (s.: XII).

Bu samimi düşünce, dilek ve temennilerimde yanılmadığımı zaman gösterdi. Bu gün Sille, üzerinde hassasiyetle durulan bir belde durumundadır. Ziyaretçisi çok artmıştır. Selçuklu Belediyesi sahip çıkmış ve yapabildiğince hizmetler yerine getirmiştir. Birçok tarihi eser onarılmış ve aktivite kazandırılmıştır. Silleliler, asırlık uykularından uyanarak, beldelerine sahip çıkmaya başlamışlardır. Bu konudaki güzel gelişmelerden birisi de, “Sille’yi Kalkındırma ve Tanıştırma Derneği”nin başkanlığına, Prof. Dr. Mehmet Ali Kapar gibi idealist bir ilim adamının gelmesidir. Onun ve gönüldaşlarının sayesinde canlanarak, üzerine düşen görevleri ifaya; adına, amacına lâyık biribirinden güzel faaliyetleri gerçekleştirmeye başlanılmıştır. Şirin bir dergi de çıkararak, Sille’nin nabzını tutmaya, güzellik ve zenginliklerini tanıtmaya, Silleliler ve Sille’yi sevenler arasında iletişim kurmaya başladılar. Konferanslar, oturumlar düzenleyecek, Sille’nin yüzündeki yorgunluk ve bitkinlik tozunu silmeye koyuldular. Konya Aydınlar Ocağı’nın Sille Konağı’ndaki haftalık “Salı Konuşmaları”, havaya ayrı bir güzellik kattı.

Şimdi, Sille’ye dair kitabımın önsözündeki o samimi tahmin ve niyazlar nereden mi aklıma geldi? Hemen söyleyeyim; Sille’nin gökkubbesine ışıklarını salan güneş gibi, Sille’nin tarihine projektörlük yapan yeni bir eserin yayınlandığını görmek, böylesine güzel bir esere kavuşmuş olmak... Bundan böyle Sille üzerinde siyasî, ictimâî, iktisadî, tarihî, kültürel açılardan araştırma yapmak isteyenlere, engin ve zengin binlerce materyal ve belgeyi içeren bir nefis eser. Yazarı: Barış Sarıköse. Eserinin adı: Sille –Bin Yıllık Birliktelik-. 710 sayfalık muazzam, çiçeği burnunda bir eser. Künyesi hakkında şu bilgilere yer verilmiş. “Çizgi Kitabevi Yayınları: 211, Tarih: 13. Genel Yayın Yönetmeni: Mahmut Arlı; Kapak: Tolga Kılıç. Baskı: Sebat Ofset. Basım Tarihi: Nisan 2209”. 80 gr. birinci hamur kâğıda çok temiz bir şekilde basılan eser, aslında Prof. Dr. Yusuf Küçükdağ danışmanlığında hazırlanılmış, “Osmanlı Döneminde Sille” başlıklı, kabul edilmiş bir doktora tezi. Müellif Barış Sarıköse, 1977 Mersin doğumlu. S.Ü. Eğitim Fakültesi Tarih Öğretmenliği Bölümü mezunu. Bu nefis eserini, “Kıymetli Hocam Prof. Dr. Yusuf Küçükdağ Bey’e şükran duygularımla…” diyerek tezi hocasına armağan etme nezaketini de göstermiş.

Eser, şu ana başlıkları içeriyor: “Önsöz, Kısaltmalar, Tablo Listesi, Giriş, Araştırmanın Amacı ve Kapsamı, Araştırmanın Yöntemi, Araştırmanın Kaynakları.

Birinci Bölüm: Sille’nin Tarihçesi, Fizikî ve Demografik yapısı; İkinci Bölüm: Sille’nin Askerî ve İdarî Yapısı. Üçüncü Bölüm: Slle’nin İdarî ve Kültürel Yapıları. Dördüncü Bölüm: Sille’nin Ekonomik Yapısı. Beşinci Bölüm: Sille’de Sosyal Hayat. Altıncı Bölüm: Sille’nin Kültürel Yapısı. Sonuç; Bibliyograftya, Dizin, Ekler”.

Bu ana başlıkların altında, ara ve tali başlıklarla, sayfalar tutan doyurucu bilgiler, gergef gibi işlenilerek verilmiş.

Eserin ilk bakışta dikkati çeken özelliği, son yıllarda yayınlanan çoğu eserde hasret kaldığımız bir özelliğin varlığı, hem de zenginliğidir; Bu, araştırmada orijin arşiv belgelerine geniş yer ve öncelik verilmiş olmasıdır. Bunlar arasında, yayınlanmamış otantik arşiv belgeleri araştırmaya ayrı bir değer ve önem kazandırmış bulunmaktadır. Bunun ardından, konuya dair yazma eserlere, yayınlanmış arşiv belgelerine, kitaplara, tezlere, makalelerle ve kaynak kişiler de yer verilmiş olmasıdır. Ulaşma başarısını elde ettiği bu otantik kaynakların ışığında müellif, gerek ana ve gerekse ara başlıklara uygun, aydınlatıcı bilgiler vererek, okuyucuyu tatmin eden sentezlere ulaşma başarısını da göstermiştir. Bu takdir, tebrik ve tebcile lâyık özelliğin gerçekleşmesinde muhakkak ki, tez danışmanı olan hocasının, tayin, tesbit, plânlama ve rehberlik gücünün büyüklüğü, daha ilk bakışta kendini göstermekte ve kabul ettirmektedir.

Sille’nin, dolayısıyla Konya’nın Tarihine, Sosyo-Ekonomik Yapısı’na dair araştırma yapacak olanlara uzun yıllar her bakımdan faydalı olacak kapasitedeki eser böylece, alanında bir büyük açığı kapatmış olmaktadır.

Sonuç olarak belirtelim ki bu yayın, orijin bir eserdir. Alanındaki otantik kaynaklara ulaşılarak, başarılı bir şekilde senteze gidilmiş, bâkir belgelerin ışığında te’lîf edilmiştir. Amacına ulaşmış, büyük bir ihtiyaca cevap vermiştir. Bütün bu üstün taraflarından dolayı, kıymetli genç müellifini, değerli tez yöneticisini, böyle ilmî eseri bizlere, Konya kitaplığına kazandırdıkları için gönülden kutluyor ve teşekkürlerimi sunmaktan büyük haz duyduğumu belirtmek istiyorum. Uzun yılların göz nuru, alınteri ile yoğrulan böyle güzel bir eseri, münderecat ve muhtevasına lâyık şekilde güzel, temiz baskı ile bizlere kazandıran Çizgi Kitabevi’ne, Sebat Ofset’e ve bu güzelliklerin oluşmasında emeği geçen herkese, tebriklerimi sunmayı zevk bildiğimi de ifade etmeliyim. 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarlar Haberleri