Servet Çokluğu-3-

Nurten Selma Çevikoğlu

İnsanlara güzel gösterilen dünya nimetleri ahretteki güzelliklerin yanında sönük ve donuk kalır. İnsanlar asıl gidilecek tek mekânın ahret olduğu bilinciyle dünyâya bağlanmalı ve ona o kadar kıymet vermelidir. “Kadınlardan, oğullardan, kantarlarca yığılmış altın ve gümüşten, (otlağa) salınmış atlardan, davarlardan ve ekinlerden gelen zevklere düşkünlük, insanlara süslü (câzip) gösterildi. Bunlar sâdece dünya hayâtının geçimidir. Asıl varılacak güzel yer, Allâh’ın yanındadır.” (1)
İnsanların fıtratlarında mevcut olan servet merâkı kişinin ahlâkını menfi etkiler. Zengin kişiler genellikle mallarıyla, mülkleriyle övünürler, şımarırlar hatta kibirlenirler. “Bilin ki dünya hayâtı, ancak bir oyun, eğlence, bir süs, aranızda bir övünme ve daha çok mal ve evlât sâhibi olma isteğinden ibârettir. Tıpkı yağmurun bitirdiği ve ziyâretçilerin de hoşuna giden bir bitki gibi önce yeşerir sonra kurur da sen onun sapsarı olduğunu görürsün; sonra da çerçöp olur. Âhirette ise çetin bir azap vardır. Yine orada Allâh’ın mağfireti ve rızâsı vardır. Dünya hayâtı aldatıcı bir geçinmeden başka bir şey değildir.” (2) Servetiyle, malıyla, mülküyle övünme bir ahlâkî zâfiyettir. Mümin sâhip olduğu her şeyin asıl sâhibinin Cenâb-ı Hak olduğunu ancak belirli bir süre dünyâ geçimliği için kendisine emâneten verildiği bilinciyle hareket etmeli. Gâyet mütevâzice, hâlisâne, muhlisâne bir şekilde malıyla meşgul olmalı. Gün gelip ondan hesâba çekileceğini aklından hiç çıkarmamalıdır.
Servet çokluğu insanı safahat ve eğlenceye sevk edebilir. Mevla korusun içki, kumar ve fuhuş gibi kötü alışkanlıklara müptela kılabilir. Bu durum hem kişiyi hem aileyi perişan eden üzüntü sebebidir. Dizginlenmeyen nefsi istekler kişileri helâke götürür. “Bırak onları! Yesinler, tad çıkarsınlar (eğlensinler) ve boş emel onları oyalayadursun!.. Yakında (hakikati ve başlarına gelecek kötü neticeyi) bilecekler…” (3) Böylelerine dünyâda yaşadıkları o rezil hayat çabucak geçer ve bir de bakarlar ki ömrün sonuna gelmişler ama o zaman iş işten geçmiş olur. “Kıyâmet gününü gördüklerinde, (dünyâda) sâdece bir akşam vakti ya da kuşluk vakti kadar kaldıklarını sanırlar.” (4)
Servet çokluğu kişilerde genellikle daha çok artırma isteği doğurur. Bu da dürüst olmayan insanları çoğunlukla suistimallere, haksız kazançlara, hilelere, sahtekarlıklara bulaştırabilir. Kişiye yanlış işler yaptırabilir. Çeşitli azgınlıklara, haramlara karıştırabilir. Bu tür durumlar, işleyen kişi ve aile çevresi için hep üzüntü ve sıkıntı verir. Bu sebeple servet ‘din sınırları’ içinde tutulmalı ve harcamalarda dengeli bir ölçü bulunmalıdır. Peygamber aleyhisselam; ‘Dünya tatlı ve hoştur. Allah sizi ona vâris kılacak ve nasıl hareket ettiğinize bakacaktır.’ (5) buyururlar. Ve yine bir başka hadiste; ‘Ey insanlar! Allâh’a karşı muttakî olun ve (dünyevî) isteklerde mûtedil/ölçülü olun. Zirâ hiçbir kimse yoktur ki, (Allâh’ın kendisine takdir ettiği) rızkını eksiksiz elde etmeden ölmüş olsun. Rızkı gecikse bile ona mutlaka kavuşacaktır. Öyleyse Allah’tan korkun ve talepte mûtedil olun, (gayrı meşrû yollara sapmayın) helal olanı alın, haram olanı terkedin.’ (6)
Değerlerimizi kaybettiğimiz şu asırda ölçü ve denge üzere hayâtı dînî çerçevede yaşamak her Müslüman’ın en çok istediği ideal olmalıdır. Bu muhteşem ideal hatırlarda dâima zinde tutulmalıdır. Hayır üzere kalın efendim.
---------------------
1) Âli İmran, 14
2) Hadid, 20
3) Hicr, 3
4) Nâziat, 46
5) Müslim, Zikir 99
6) Kütüb-i Sitte, 17/245

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.