Selâm; İslâm’ın mesajı ve Müslümanların tanışma ve haberleşme aracıdır.
Selâm; bir İslâm ve ahlâk terimidir
Selâm; iyi niyetin, sevginin ve saygının sesidir
Selâm; kardeşliğin, dayanışmanın ve kaynaşmanın işaretidir.
Selâm; tanışmaya ve sohbete vesiledir
Selâm; mümin gönüllerin nuru, zihinlerin düşüncesi ve cennetin anahtarıdır.
Selâm; ruhu ferahlatır, bedeni rahatlatır, aklı ve nefsi yönlendirir
Selâm; sevap kazandırır. Ahiret derecesini yükseltir
Selâm; barış, kurtuluş ve esenlik demektir
Selâm; Allah (cc)’ın emri, Peygamberin sünnetidir.
Selâm veren kimse muhatabına, kendisinin Müslüman olduğunu, onun hakkında çok iyi niyetler beslediğini, hakkında güzel şeyler düşündüğünü ve güvenli bir yerde bulunduğunu haber veriyor demektir.
Selâmı aynı şekilde alan kimse de, selâm verene aynı duygularla dolu olduğunu açıklamış oluyor.
Kuran-ı Kerim’de;
“Ey iman edenler; kendi evinizden başka evlere geldiğinizi hissettirip (izin alıp) ev sahiplerine selâm vermeden girmeyin. Bu davranış sizin için daha hayırlıdır. Düşünüp anlayasınız diye size böyle öğüt veriliyor” ( Nur suresi ayet;27)
“Siz bir selâm ile selâmlandığınız zaman, siz de ondan daha güzeli ile karşılık verin veya verilen selâmı aynen iade edin. Şüphesiz Allah; her şeyin hesabını gereği gibi yapandır.” (Nisa suresi ayet;86) buyrulur.
Sevgili peygamberimiz de şöyle buyuruyor;
Abdullah b. Amr İbnil-As (R.Anh.)’dan. Bir adam Resulullah (S.A.S) den
- İslâm’ın hangi ameli daha hayırlıdır? diye sordu:
Resulü Ekrem efendimiz (S.A.S.):
- Yemek yedirmekliğin, tanıdığın ve tanımadığın kimselere selâm vermekliğindir buyurdu. (R.S.Cilt–2 Sayfa- 226. Hadis- 848)
Ebu Hureyre (R.Anh.) dan; Resulu Ekrem (S.A.S):
“Siz iman etmedikçe cennete giremezsiniz. Bir birinizi sevmedikçe de iman etmiş sayılmazsınız. Size bir şeyi haber vereyim. Onu yaptığınız zaman bir birinizi seversiniz. Aranızda selâmı yayınız.” (R.S. Cilt 2, Sayfa-228, Hadis-851)
İmran b. Huseyin (R.Anh) diyor ki; Peygamber Muhammed Mustafa (S.A.S.) e bir adam geldi.
- Esselâmü aleyküm dedi.
Peygamber o kimsenin selâmını aldı. Sonra adam oturdu. Peygamber (S.A.S.) on sevap kazandı dedi.
Sonra bir başka adam geldi. O da;
- Esselâmü aleyküm ve rahmetullahu dedi. Peygamberimiz (S.A.S) onun da selâmını aldı. Adam oturdu. Peygamberimiz yirmi sevap kazandı dedi.
Kısa bir zaman sonra bir başkası geldi;
- Esselâmü aleyküm ve rahmetullahu ve berekâtühü dedi. Peygamberimiz onun da selâmını aldı. Adam oturdu. Ve otuz sevap kazandı dedi ve sevabın buna göre olacağını açıkladı.”
“Ebu Umama (R.Anh)’den Peygamber Aleyhisselâm, İnsanların Allah yolunda en makbul olanı; önce selâm verendir. Önce selâm veren Allah’a daha yakındır.” (R.S Cilt–2, Sayfa–234, Hadis–859)
Yezit kızı Esma R. Anh’den;
“Biz mescitte kadınlarla oturuyorduk. Nebiyi Zişan yanımızdan geçerken bize selâm verdi. (Eliyle bizi selâmladı.”
“Usame (R.Anh) den;
Nebiyyi Muhterem (S.A.S), Müslümanlar, Yahudiler, putperestlerden oluşan bir topluluğun yanından geçerken onlara selâm verdi.” (R.S Cilt–2, Sayfa–243, Hadis–872)
Konuyu şu ayetle noktalayalım;
“Gerçekten, Allah ve melekleri Peygambere salât ederler. Ey iman edenler! Siz de O‘na teslimiyetle salât edin ve selâm verin.” (Ahzab suresi, Ayet–56)