Şehzade duruşu..!

Kerem İşkan

Naif, kırılgan, sakin, galesiz, keyfine düşkün, açtığı çukurluklardan beslenen, kendi yaptığı etliye ya da sütlüye bile karışmayan bir yönetim anlayışımız var…

Her devir de, liyakatsiz yönetimi devralan idarecilerin neredeyse ortak özellikleri işte bunlardır desek abartmış olmayız sanırım…

En azından benim gözlemim öyle…

***

Kalabalık nerede onlar orada…

Sıfır risk…

Ne önde, ne en arkada duran, acemi birliğindeki Anadolu askerinden bir farkı yoktur liyakatten uzak yönetmeye çalışanların…

Bulundukları makamı standby (beklemeye) alırlar… Adeta kilitlerler, tüm üretimi ve enerjiyi emerek hem de…

***

Bu durum;

Eksi ya da  artı bir değer üretmeden, nötr durup, çok fazla dikkat çekmeden, enerji harcamadan, başkalarının hata yapmasını bekleyerek, bir üst makama kazasız, belasız, firesiz, noksansız yükselmek diye de ifade edilebilir…

Şehzade duruşudur bu anlayacağınız…

Kelleyi her daim omuz üstünde tutma duruşudur…

***

Düşenle yükselmek

Her şeyden haberi olup, hiçbir şey bilmiyorum(!) duruşudur…

Padişah babayı kızdırmadan, el altından, saman altından suyu yürüterek, makamın kendine gelmesini sağlama duruşu gibi bir şey…

Diğerlerini öldürmeden, kazanamayacağına inanmak… Çapsızlığı şiddetle, hamasetle örtmek…

***

Etrafınıza bir bakın görürsünüz…

Vatandaşın canı çıkmış, hiç dert değil…

“Aman yukardan laf gelmesin, sokağın Allah canını alsın” misali…

***

Bana göre bu hastalıklı duruş, en çokta geleceğimizi karartıyor…

İnisiyatif almaktan korkan, mücadeleden uzak, içinde bulunduğu zamanı tasarlamak yerine “Bakalım zaman ne getirirci” bir yaklaşımı inceden hayatlarımıza enjekte ediyorlar…

En çok konuşması, en çok değer üretmesi gereken STK ‘larımız bile bu duruşu(!) maalesef bırakın benimsemeyi şiar edinmiş durumda…

***

“İnsanı yaşat ki, devlet yaşasın”dan;

Herkesi düşür ki, bir tek sen kalasın” anlayışı ile hayatları yaşanmaz kılacaklar bilesiniz…