Şehr – i Asude

Şehr – i Asude

Ruhu olan yalnızca insan mıdır? Ruh, insanın varlığından mı ibarettir yalnızca? Nadide bir ruha sahip olmak, insana mı özgüdür? Bir ruhun cismen görünür olma nimeti, insana mı verildi sadece? İnsana hitaben mi bir tek, ona verilen ruha ait olma gerçeği?

Peki neden bazı mekanlarda kendimizi daha huzurlu hissederiz? Neden bazı eşyalarımızı tekrardan elimize aldığımızda, bizi yine o âna götürürler? Neden bazı kitapları yeniden okuyunca, hep o aynı duyguları hissederiz? Neden bazı ağaçları hiç unutmayız? Yürüdüğümüz bir sokak, niçin diğerlerinden daha güvenli gelir bize? Neden bazı şehirlerde yaşamak bizi daha mutlu eder? Hiç düşündün mü? ‘ Çocukluğumda’ diye başlayan her konuşmanda; kendini istemsizce ilk, neden hep o evde hayal ettiğini?

Bazı renklerin, kokuların varlığımızla bütünleştiğini hissetmemiz, onların bizi farklı, bambaşka düşüncelere yönlendirmesi sıradan bir tesadüf müdür?

Evet, gerçek şu ki; an’ lar , anılara dönüşür. Anılar bazı oluşumları, varoluşları, hisleri unutulmaz kılar. Ancak bu, sadece anılardan ötürü olamaz zannımca. Benim için, mekanların, eşyaların, ağaçların, kitapların, çocukluğumuzun geçtiği o evin, şehirlerin de ruhu vardır. Nadide, mutena, biricik, nevi şahsına münhasır...

Bir şehir var misal.

Seçilmiş, tanınmış, tanıtılmış, sahiplenilmiş, saygın kılınmış, sevilmiş, korunmuş, farklılaştırılmış, yer etmiş, yer edinilmiş. Kazanılmış, kazandırılmış, övülmüş, öğütlenmiş bir şehir var. Kökleri yüzyıllar öncesine tutunan, geçmişin elini üzerinden hiç çekmediği, geleceğe en önde yürüyen, kaybolmayan, kaybetmeyen, zamana rağmen değişmeyen, yeryüzünün belki de en kıymetli, en eşsiz şehri bu şehir. Dünyanın en güzel beldelerinden biri...

Taşı, toprağı nice mücevherden değerli, bütün vatan toprağının anası bu şehir. Huzur diyarı, ilim yuvası, görkemli tarihin en aziz şahidi. Ferasetin kaynağı, zihinlerin Mevlevi dergahı, Bahâeddin Veled’ in yetiştirdiklerinin ayak izlerini taşıyan kadim başkent...

Nice âlimin, velinin, abdalın, dervişin, fakirin, Allah dostunun, meczubun, Hak yolcusunun, şehzadelerin, sultanların ocağı, evi, yurdu, durağı, sancağı, dayanağı bir şehir.

Öyle bir şehir ki; dünü, bugünü, yarını, varlığı; yalnızca kelamla anlatılamayacak kadar özel. Dediğim gibi çünkü. Bu şehrin ruhu var. Sarıp sarmalayan, kimseyi kimsesiz bırakmayan, sonsuz kucak açan. Geleceğe hazırlanan, geleceği geçmişin yolunda inşa eden. Nesiller arasında köprü olan. Küçükten büyüğe, yaşlıdan gence, çocuktan kadına, hiç kimseyi unutmayan. Önce “ ilim – irfan, ahlak – bilgi, kültür - miras, medeniyet – toplum “ diyen, önce ‘ eğitim ‘ , ‘ vicdan ‘ , önce ‘ fikir’ diyen, ilk hedefi her zaman, her anlamda önce insan yetiştirmek olan bir şehir burası.

Can memleketim. Güzel Konya’m...

Her yaştan, her çağdan, kimlikten, düşünceden yana kalplere dokunan bir şehirdir hep.

Bu asude şehir ‘ önce insan’ der her zaman. Günümüzde yaşanan, şahit olunan, ne yazık ki karşılaşılan onca olumsuzluğa, zorlu gidişata rağmen; şiddete, korkuya, karmaşaya rağmen her kesimin elinden tutar.

Allah u Alem’ ( c. c.) in ilk emri olan “ Oku! “ ayetini düstur edinip, bu yolda durmadan çabalar. İnsana insanı, insana kainatı okumayı hatırlatır daima. Bütün yaşamı, bu anlamlı temel üzerine kurar. Varlığın ancak buna göre en düzgün haliyle şekillenebileceğini telkin eder. Çünkü bu şehrin ruhu var. Bakmakla görülmez. Görmek için, bakmayı bilmek gerekir.

Nitekim bakmayı bilmeyen de, göremez zaten.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarlar Haberleri