Şehirde Yanıltılmak

Şehirde Yanıltılmak

İnsanlar şehirlerinde yaşamak ve yaşadıkları şehre sahip çıkmak isterken, şehri şehirlikten çıkarıp kent haline getirerek, istedikleri şekilde yönetmek arzusunda olanlar tarafından yanıltıldık.

Önümüzdeki yıldan başlamak üzere birkaç yıla kalmaz dünyanın değişen ekonomik ve siyasi modeli doğrultusunda, şehirler tümden değişmesi gerekiyor diyenler tarafından, insanlar için inşa edilen şehirlerin, maddi menfaatini önceleyenlerin kentine dönüştürülmesi sebebiyle yanıltıldık.

Anadolu şehirlerinin gerçekten gerekli olup olmadığına bakılmadan büyükşehir statüsüne dönüştürülmesi ile köylerin ve kasabaların görünüşte mahalleye gerçekte ise terk edilmişliğe dönüştürülmesi ile yanıltıldık.

Büyükşehirlerde olan her şey diğer yerlerde de olacak diyenlerin, büyükşehirleri sadece çalışan nüfus için dizayn etmeleri sonucunda, yaşlı ve emekli nüfus için neredeyse yaşanmaz hale getirmeleri ile yanıltıldık.

Sabahın köründe yüzbinler hatta milyonlar işe yetişmeye çalışıyorken, yolların trafik sıkışıklığıyla kilitli, toplu taşımaların ise balık istifi dolu bir halde trafiği engelleyen birinci sebep hale getirilmesi ile yanıltıldık.

Eğitim öğretim yaşındaki insanların okullarda olması gerekirken, alışveriş cenneti olarak takdim edilen pahalı çılgınlık merkezlerinin boş vakit geçirme yerlerini tıka basa doldurmalarına seyirci kalınması ile yanıltıldık.

Hastanelerin en az 25 sene çalıştıktan sonra gönüllü veya zorla emekli edilen insanlarca dolu, tedavi edilmek için ise yer yer saatlerce nefes almanın bile zorlaştığı poliklinik sıralarında beklemeye mahkûm edilmesi ile yanıltıldık.

Hayatının son dönemlerini rahat ve huzurlu bir şekilde geçirmeyi beklerken, “sen emeklisin; her gün işe gitmiyorsun, dolayısıyla üretim zincirinin içinde değilsin, devletin gözünde büyük ölçüde sen ekonomik olarak değeri olmayan bir kişisin” şeklindeki davranışlarını görmekle yanıltıldık.

Bu günlerdeki makamını mevkisini, hatta işyerini bile 30 yıla yakın bir zamanını çalışarak emek vermiş emeklilere borçlu olduğunu unutarak, 28.000 lira asgari ücreti bile çok gören işveren ve patronların en büyüğü olan devletin, “Bu parayla büyükşehir merkezinde yaşamaya çalışma, daha ucuz yere, mesela kırsala köyüne git veya küçük bir şehre taşın, orada hayatını devam ettir” şeklindeki davranışlarına muhatap olmakla yanıltıldık.

Bu şehrin her sokağını ve her mahallesini ya ben ya da benim çevrem bu günkü duruma getirdi, dolayısıyla ben bu şehirde doğdum büyüdüm, bu şehirde yaşadım, bu şehirde ölmek istiyorum, bunun için de sağlık hizmetimi eksiksiz almak ve toplu ulaşımdan ücretsiz yararlanmak ve sahip olamasam bile en azından kirasını ödeyebileceğim bir meskende ikamet etmek istiyorum diyenlere sırt dönerek asgari ücretin neredeyse 2 katı aidatla kooperatif kurup dar gelirliyi görünce görmezden gelenlerce yanıltıldık.

Alzheimer ve demans rahatsızlıklarının şehirlerin karmaşası ve gürültüsünde daha çok artmasından şikâyet edenlerin bu rahatsızlıklarda rol oynayan sebeplerden birinin mekân değişikliği olduğunu bilmelerine hatta itiraf etmelerine rağmen şehirdeki mahalle kültürünü yok ederek modern hapishaneler inşa etmeleri ile yanıltıldık.

Yaşlılar ve emekliler bu ülkenin hafızaları ve kıymetleri ödenmeyecek kadar değerlileridir dedikleri ve emeklilerin çalıştıkları yıllarda 25 yıldan daha fazla bir sürede ödediği primin karşılığını yüksek emekli maaşı olarak geri alması gerekirken devlete şu kadar yükleri oluyor diye hor görenler tarafından yanıltıldık.

FARKINDA MIYIZ?

Bugüne kadar insanlara çalışırken insanca ve müreffeh bir hayat için yeterli olacak asgari ücret, emekli olduklarında ise kimseye muhtaç olmayacak bir hayat için gerekli olan emekli maaşını vermeyenlerin 30 bin lirayı aşmayan bir miktar ödeyerek aslında bize çok net bir şey söylediklerinin farkında mıyız?

Kentsel dönüşüm projeleri başta olmak üzere şehri kent yapmaya dönük projeler sana yapılmıyor, yapılan her dönüşüm ve değişimle birlikte kentleri giderek daha pahalı, daha sermaye yoğun ve yüksek gelirli nüfus ile patronuna daha çok çalışan insanların tıkış tıkış yaşayacakları bir kent şekillendiriliyor.

Sen hâlâ “beni burada daha rahat yaşatacaklar?” diye düşünürken, Hayatı öyle pahalı hale getirecekler ki, seni kimse kolundan tutup sürmeyecek, sen ne kadar dirensen de seni bu şehirde yaşatmayacaklarını görecek ve sen zaten seve seve kendin bu şehirden çıkacaksın.

Şehrin kente dönüştürülmesindeki problemlerin temel sebebi olarak sonunda suçlanacak olan yine sen olacaksın.

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (1)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.

Yazarlar Haberleri