Seçici ekonomi şart

Doç. Dr. Abdülkadir Buluş, dünyadaki finansal krizlerin etkisini en aza indirmek için belli ürünleri içine alan seçici ekonomiye ağırlık verilmesi gerektiğini söyledi.


Bilgi İletişim Kültür Araştırma Derneği (BİLKAD) Salı söyleşilerine devam ediyor. Bu haftaki söyleşinin konusunu ‘Küresel Kriz ve Türkiye Ekonomisinin Sorunları’ oluşturdu. Çok sayıda dinleyicinin hazır bulunduğu konferansa konuşmacı olarak Selçuk Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Abdülkadir Buluş katıldı. Abdülkadir Buluş var olan iktisat teorilerinin küresel krizi zamanında uyarmadığı için yeni iktisat teorisi arayışlarına gitmek gerektiğini ifade etti. Küresel krizin 1929’dan sonra yaşanan en büyük kriz olduğunu dile getiren Buluş, “Bu kriz devletleri ve insanları karamsarlığa itmiştir. Yatırımcılar yapacakları işleri bekletmiştir. İnsanlar piyasadan paralarını çekmiştir. Bu durum durgun olan ekonomiyi daha da durgunlaştırmıştır. Bu nedenle krizlerde panik etmemek en iyisidir. Bu karamsarlığın bir nedeni de iktisat teorilerinin krizle ilgili ön bilgi vermekte yetersiz oluşu ve kriz ortamında çok fazla çözüm üretememeleridir. Kısacası pratik hayatta geçerli değiller. Bu nedenle insanların beklentilerini, düşüncülerini içine alan yeni bir iktisat teorisi arayışına girmek gerekiyor” dedi.
SEÇİCİ EKONOMİ ANLAYIŞI ŞART
Türk ekonomisinin yaptığı en büyük hatanın seçici ekonomiye ağırlık vermemesi olduğunu dile getiren Buluş, “Türkiye 1980’den itibaren bir liberalleşme süresi yaşadı. Mal ve hizmet anlayışı ekonomiye bir de sermaye eklenmiştir. Türkiye dünya ekonomisinin içine girmiştir. Bunun sonucunda da yaşanan finansal krizlerin sonuçlarından etkilenmektedir. Bu nedenle bu finansal krizlerden kurtulmamızın bir yolu da mikro ekonomiye ağırlık vererek, belli ürünlerde üretimi teşvik etmek ve bu ürünleri bir marka haline dönüştürmek gerekmektedir. Demokratik olmayan Güney Kore ve Uzakdoğu’da birçok ülke bunun denemiş ve ekonomide başarılı olmuşlardır. Çünkü kendileri belli ürünlerde dünyada hem ucuzluk hem de hızlı üretim nedeniyle marka olmuşlardır” dedi. 
MESLEKİ EĞİTİME ÖNEM VERMELİYİZ
Türkiye’nin 28 Şubat sürecinden sonra İmam Hatiplileri baltalamak adına meslek liselerinin önünün kapatıldığını söyleyen Buluş, bu durumun piyasada kaliteli teknik eleman sıkıntısına yol açtığını belirtti. “İşgücü talebinin fazla olduğu halde arz ve talebin dengelenmiyor” diyen Buluş, “Türkiye’nin bir yatırım aracı olabilmesi için büyük hacimli mesleki eğitime ve Ar-Ge araştırmalarına önem vermeliyiz. Stratejilerimizi buna göre ayarlamalıyız. Türkiye bugün dünyanın 6. Büyük ekonomisi durumunda. Fakat Türkiye satın alma gücü bakımından dünyada 16. Sırada yer alıyor. Bunun nedeni işsizliktir. İşsizlik fazla olduğu için satın alma gücü düşmektedir. Mesleki eğitimi arttırarak piyasanın isteği kaliteli teknik elemanı yetiştirmemiz gerekiyor” diye konuştu.
HASAN AYHAN
 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Gündem Haberleri