Mevlana Celaleddin Rumi Hazretleri 30 Eylül 1207 tarihinde Horasan'da dünyaya gelmiştir.
Ömrünü "Hamdım, piştim yandım" şeklinde tarif eden Pirimiz Efendimiz Hazreti Mevlana bu alemde 66 yıl 2 ay ve 17 gün misafir kalmış ve 17 Aralık 1273 tarihinde hayatı boyunca erişmeye çalıştığı "Sevgilisi" ile buluşmuş ölümsüzlük alemine kanat açmıştır.
Şeb-i Arus, sevgiliye kavuşmaktır. Sevgiliye vuslattır. Muradına ermektir. Emel ve arzusuna kavuşmak, erişmektir. İmtihan dünyasından rahat ve huzur dünyasına erişmektir. Mevlevilikte ölüm korkulacak bir olay değildir. Ağlanacak, "vah vah" denilecek bir olay değildir. Tasanılacak kederlenecek bir olay da hiç değildir. Düğün gecesidir. Sevgilinin sevgiliye kavuştuğu "Gerdek" gecesidir. Sevinilecek bu olaya en iyi şekilde hazırlanılacak bir yolculuğun başlangıcıdır.
Mevlana,"Güneş bir yerde batar görünür fakat diğer yerde doğuşun müjdecisidir" der. Bu alemden batar gibi görünen "ölüm" diğer bir alemde "doğuşun" yeni bir ufkun yepyeni bir hayatın "müjdecisi" olduğunu işaret eder. Damat ve gelinin birbirleriyle buluşmasıdır. Bu sebeple de Mevlevilikte 17 Aralık Şeb-i Arus düğün gecesi gerdek gecesi olarak kabul edilmiştir. 17 Aralık günü yapılan törenlere de Şeb-i Arus töreni denilmiştir.
Mevlevilik'te vefat eden kişi için veya ölü denilmez "Hakk’a yürüdü" veya “Allah’a kavuştu" sözleri kullanılır. Ölen kişi için de konuşmayan anlamına gelen “Hamuş” sözcüğü kullanılır. Mezarlığa da "Hamuyan" veya "Hamuş-Hane” denilir. Mevlana Türbesi’nin “Üçler Mezarlığı’na bakan kapısının ismi de "Hamuşan Kapısı"dır. Türbede susanlar bu kapıdan çıkarılarak Türbe kabristanına defnedilirler.
Mevlana'nın sözlük anlamı "Efendimiz"dir. Alimler Sultanı Bahaeddin Veled'in oğlu Celaleddin'e biz ve bütün dünya Mevlana derken ona efendimiz olarak hitap etmekteyiz. Rumi ise "Anadolu" veya "Türkiye”li demektir. Rum diyarının efendisi anlamına gelen Mevlana Celaleddin Rumi olarak söylemekteyiz.
Türk tasavvufunun temeli Türkistan ve Horasan'da atılmıştır. Hoca Ahmet Yesevi'nin attığı bu tohumlar Horasan'da ve Anadolu’da filizlenmiş yeşermiş ve meyvesini vermiştir. Bu kutup şahsiyetler hak ve hakikati bulmakta bizlere rehberlik yapmışlar kutup yıldızı gibi bizlere yön vermeye çalışmışlardır. Mevlana’nın örnek hayatını solmayan ve her geçen gün daha da ışıklı bir şekilde bizleri aydınlatmaya çalışan hayatını örnek alanlara bu yolu da yürüyenlere de Mevlevi denilmiştir. Din, dil ırk, renk erkek kadın ayrımı gözetmek bizi bu yola davet eden Mevlana'yı dünyanın çok değişik yerlerinden Konya’ya kadar gelip onu ziyaret eden onbinlerce hayranı Şeb'i Arus töreninde bulunmak isterler ve bulunmaya da çalışırlar
Bütün enerjisini, gücünü islamiyetten alan ve "Kur’an-ı Kerim"in kölesiyim Muhammed Mustafa (S.A.V) yolunun tozuyum" diyerek yaptığı çağrılarla insanları islamiyete davet eden ve "Gel gel ne olursan ol yine gel" diyen Hazreti Mevlana "Mevnevi-Şerif" "Divan-ı Kebir" “Fihi Mafih" "Mektubat" "Meclis-i Seb-a” eserleri bir birinden kıymetli ve bizlere hepsi de ayrı ayrı fakat bir yolu gösteren eserlerdir.
Bu ölümsüz eserler bütün dünyada en çok okunan ve en çok satan kitaplar arasında yer almasından dolayı biz Konyalılar büyük mutluluk ve onur duymalıyız. Mevlana'nın aşkla ilgili sözlerinden bazıları, şöyle:
Aşk sayesinde dikenler, gül olur.
Aşk sayesinde sirke, tatlı şarap olur.
Ask sayesinde kazık (hükümdarlık) tahtı olur.
Ask sayesinde talihsizlik, talihe dönüşür
Aşk sayesinde hapishane, bahçeli köşke dönüşür
Aşk sayesinde küllerle dolu ocak, gül bahçesi olur,
Aşk sayesinde yakan ateş, güzel bir ışık olur
Aşk sayesinde şeytan, huri olur
Aşk sayesinde sert bir taş, tereyağı gibi yumuşar
Aşk sayesinde keder, neşeye dönüşür
Aşk sayesinde gulyabani, melek olur
Aşk sayesinde arı iğnesi, bal olur
Aşk sayesinde aslanlar, fare gibi zararsız olur
Aşk sayesinde hastalık, sağlık olur
Ask sayesinde öfke, merhamete dönüşür.
Sabah şerifleriniz hayırlı olsun. Şerler def olsun, günahlarımız af olsun Şeb-i Arus mübarek olsun.
Ömrünü "Hamdım, piştim yandım" şeklinde tarif eden Pirimiz Efendimiz Hazreti Mevlana bu alemde 66 yıl 2 ay ve 17 gün misafir kalmış ve 17 Aralık 1273 tarihinde hayatı boyunca erişmeye çalıştığı "Sevgilisi" ile buluşmuş ölümsüzlük alemine kanat açmıştır.
Şeb-i Arus, sevgiliye kavuşmaktır. Sevgiliye vuslattır. Muradına ermektir. Emel ve arzusuna kavuşmak, erişmektir. İmtihan dünyasından rahat ve huzur dünyasına erişmektir. Mevlevilikte ölüm korkulacak bir olay değildir. Ağlanacak, "vah vah" denilecek bir olay değildir. Tasanılacak kederlenecek bir olay da hiç değildir. Düğün gecesidir. Sevgilinin sevgiliye kavuştuğu "Gerdek" gecesidir. Sevinilecek bu olaya en iyi şekilde hazırlanılacak bir yolculuğun başlangıcıdır.
Mevlana,"Güneş bir yerde batar görünür fakat diğer yerde doğuşun müjdecisidir" der. Bu alemden batar gibi görünen "ölüm" diğer bir alemde "doğuşun" yeni bir ufkun yepyeni bir hayatın "müjdecisi" olduğunu işaret eder. Damat ve gelinin birbirleriyle buluşmasıdır. Bu sebeple de Mevlevilikte 17 Aralık Şeb-i Arus düğün gecesi gerdek gecesi olarak kabul edilmiştir. 17 Aralık günü yapılan törenlere de Şeb-i Arus töreni denilmiştir.
Mevlevilik'te vefat eden kişi için veya ölü denilmez "Hakk’a yürüdü" veya “Allah’a kavuştu" sözleri kullanılır. Ölen kişi için de konuşmayan anlamına gelen “Hamuş” sözcüğü kullanılır. Mezarlığa da "Hamuyan" veya "Hamuş-Hane” denilir. Mevlana Türbesi’nin “Üçler Mezarlığı’na bakan kapısının ismi de "Hamuşan Kapısı"dır. Türbede susanlar bu kapıdan çıkarılarak Türbe kabristanına defnedilirler.
Mevlana'nın sözlük anlamı "Efendimiz"dir. Alimler Sultanı Bahaeddin Veled'in oğlu Celaleddin'e biz ve bütün dünya Mevlana derken ona efendimiz olarak hitap etmekteyiz. Rumi ise "Anadolu" veya "Türkiye”li demektir. Rum diyarının efendisi anlamına gelen Mevlana Celaleddin Rumi olarak söylemekteyiz.
Türk tasavvufunun temeli Türkistan ve Horasan'da atılmıştır. Hoca Ahmet Yesevi'nin attığı bu tohumlar Horasan'da ve Anadolu’da filizlenmiş yeşermiş ve meyvesini vermiştir. Bu kutup şahsiyetler hak ve hakikati bulmakta bizlere rehberlik yapmışlar kutup yıldızı gibi bizlere yön vermeye çalışmışlardır. Mevlana’nın örnek hayatını solmayan ve her geçen gün daha da ışıklı bir şekilde bizleri aydınlatmaya çalışan hayatını örnek alanlara bu yolu da yürüyenlere de Mevlevi denilmiştir. Din, dil ırk, renk erkek kadın ayrımı gözetmek bizi bu yola davet eden Mevlana'yı dünyanın çok değişik yerlerinden Konya’ya kadar gelip onu ziyaret eden onbinlerce hayranı Şeb'i Arus töreninde bulunmak isterler ve bulunmaya da çalışırlar
Bütün enerjisini, gücünü islamiyetten alan ve "Kur’an-ı Kerim"in kölesiyim Muhammed Mustafa (S.A.V) yolunun tozuyum" diyerek yaptığı çağrılarla insanları islamiyete davet eden ve "Gel gel ne olursan ol yine gel" diyen Hazreti Mevlana "Mevnevi-Şerif" "Divan-ı Kebir" “Fihi Mafih" "Mektubat" "Meclis-i Seb-a” eserleri bir birinden kıymetli ve bizlere hepsi de ayrı ayrı fakat bir yolu gösteren eserlerdir.
Bu ölümsüz eserler bütün dünyada en çok okunan ve en çok satan kitaplar arasında yer almasından dolayı biz Konyalılar büyük mutluluk ve onur duymalıyız. Mevlana'nın aşkla ilgili sözlerinden bazıları, şöyle:
Aşk sayesinde dikenler, gül olur.
Aşk sayesinde sirke, tatlı şarap olur.
Ask sayesinde kazık (hükümdarlık) tahtı olur.
Ask sayesinde talihsizlik, talihe dönüşür
Aşk sayesinde hapishane, bahçeli köşke dönüşür
Aşk sayesinde küllerle dolu ocak, gül bahçesi olur,
Aşk sayesinde yakan ateş, güzel bir ışık olur
Aşk sayesinde şeytan, huri olur
Aşk sayesinde sert bir taş, tereyağı gibi yumuşar
Aşk sayesinde keder, neşeye dönüşür
Aşk sayesinde gulyabani, melek olur
Aşk sayesinde arı iğnesi, bal olur
Aşk sayesinde aslanlar, fare gibi zararsız olur
Aşk sayesinde hastalık, sağlık olur
Ask sayesinde öfke, merhamete dönüşür.
Sabah şerifleriniz hayırlı olsun. Şerler def olsun, günahlarımız af olsun Şeb-i Arus mübarek olsun.