Selçuk Üniversitesi (SÜ) İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Arif Behiç Özcan, Ortadoğu'daki son gelişmelerle ilgili Merhaba Gazetesi Haber Merkezi'ne brifing verdi. Eğitim brifingine Merhaba Gazetesi İmtiyaz Sahibi Rifat Tankut, Genel Yayın Yönetmeni Kerem İşkan, Sorumlu Yazı İşleri Müdürü İbrahim Büyükeken, Teknik Sorumlu Ahmet Göçergi, Muhasebe Müdürü Adem Turan, Sayfa Editörü İbrahim Başcı, İstihbarat Şefi Kerim Atıcı, merhabahaber.com'un editörü Mesut Turan ile Muhabir Halid Şen, Mehmet Akif Sütçü ve Berkhan Parlak katıldı. Hazırladığı sunumla Ortadoğu'daki gelişmeleri tarihsel arka planıyla birlikte değerlendiren Özcan, yaklaşık 3 saat süren eğitim brifinginde çarpıcı noktalara da temas etti.
DİNİ ETKENLER GÖZARDI EDİLİYOR
Sunuma Ortadoğu ile ilgili genel bilgiler vererek başlayan Yard. Doç. Dr. Arif Behiç Özcan, "Bu coğrafyadaki gelişmeleri tek bir nedene bağlamak doğru değil. Siyasi ve sosyal gelişmeler çok boyutlu. Bu yüzden Ortadoğu'yu iyi okumak gerekiyor. Olayların nazari, insani, dini, siyasi, iktisadi ve askeri boyutu var. Ortadoğu, 3 büyük dine ev sahipliği yapmış bir coğrafya. Ortadoğu ile ilgili yapılan analizlerde genelde askeri ve ekonomik boyutlar üzerinde duruluyor. Batı merkezli analizlerde insani ve dini etkenler gözardı ediliyor. Ortadoğu'nun bizim ruhumuza temas eden bir boyutu var. Çoğu meseleye duygusal yaklaşıyoruz. Kavramları Batı belirliyor. Ortadoğu'nun neresi olduğu belli değil. Bu coğrafyada kaç ülkenin olduğunu bilmiyoruz. Kimi Libya, Cezayir ve Tunus'u da bu coğrafyaya dahil ediyor. Kimi de dar bir Ortadoğu tanımlaması yapıyor. Dünya haritalarında Avrupa her zaman merkezdedir. ABD bile merkeze alınmaz. Avrupa Merkezci politikalar etkili. Bir coğrafyaya Uzakdoğu, birine Yakındoğu diyorlar. Bu coğrafyalar kime göre uzak, kime göre yakın? Batı dışında kalan her yer doğu. Bu coğrafyanın nüfusunun büyük bir bölümü Müslüman. Medeniyetlerin doğuşuna ev sahipliği yapmış bir coğrafyadan bahsediyoruz. 3 büyük din burada ortaya çıktı. Bu coğrafya kutsaldır bu dinlerin mensupları için. Buradaki mücadele sadece petrol için değil. Bu kutsal coğrafyaya sahip olmak için kıyasıya bir mücadele var. Bölge şu an tam bir çatışma alanı. Mezhep çatışmaları çok fazla. İslamsız Dünya kitabının yazarı, 'İslam olmasaydı çatışmalar daha çok olurdu. Yazar, İslam'la Hristiyanlık arasındaki benzerlik, Yahudilikle Hristiyanlık arasındaki benzerlikten daha fazla' diyor. Haçlı Seferleri, Selçuklu ve Osmanlı Devleti'nin yıkılması, Şark meselesi de coğrafyadaki gelişmelerde önemli" dedi.
ŞİDDETİ ÇOK İÇSELLEŞTİRDİK
"İngilizler, 1. Dünya Savaşı esnasında petrol aramaları için bölgeye gönderdiği asker kadar mühendis göndermişler" diyen Özcan, şunları söyledi: "Petrolün bölgede olduğu o dönem anlaşılıyor. 1. ve 2. Dünya Savaşı da Balkanlar'da çıkmıştır. Ama bu savaşlara katılan blokların temel hedefi de Ortadoğu'ya egemen olmak. Soğuk Savaş döneminde hem Doğu bloğu lideri olan Sovyetler Birliği hem de Batı bloğunun lideri ABD, dünyayı yok olmanın eşiğine getirdiler. Bu dönemde ya kominizmi ya da kapitalizmi seçecektiniz. Türkiye, sınır komşusu Sovyetler Birlği'nin yerine Batı blokunda yer aldı. Bu enterasan bir tercihtir. Dünyanın öbür tarafındaki lideri seçtik. O zamanlar Türkiye, Batı tarafından haritada 'Sovyet bariyeri' olarak tanımlanıyor. Soğuk Savaş döneminde sıcak bir çatışma olmadı. İki blokun lideri de birbirlerini Ortadoğu'da test etti. Bölgede İsrail'in kurulması da önemli bir etken. Ciddi bir stratejik rekabet var. Süveyş Kanalı en önemli nokta. Bütün mücadeleleri petrolle açıklamak doğru değil. Soğuk Savaş sonrasında şiddet ve zulüm arttı. Şiddet ve zulüm hala sürüyor. ABD'nin askeri manevraları büyük dramlar başlattı. Bugün yayınlanan bir habere göre IŞİD, bin 700 Irak güvenlik görevlisini kurşuna dizdiğini açıkladı. Şiddeti çok içselleştirdik. Şiddek tırmanışta. Bu utanılacak bir durum. Soğuk Savaş'ın hemen ardından 'Medeniyetler Çatışması' isimli kitabın yazarı, bundan sonra medeniyetler savaşının olacağını, ABD'nin değerlerinin dominat olacağını ve bunun kaçınılmaz olduğunu ifade etti. Bu fikirleri iyi okumak gerekiyor" diye konuştu.
BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI DEVAM EDİYOR
Ulus-devletlerin yapısında ve dünyada ciddi değişmelerin olduğunu, ulus-devletlerin geleneksel bir yaklaşımla siyaset üretemeyeceğini belirten Özcan, "Yeni bir siyasete ihtiyaç var. Youtube ve Twitter'ı kapatmak çözüm değil. Siz kapatıyorsunuz. Oysa o medya varlığını sürdürüyor. 100 yıl öncesinin siyasetiyle yeni dünyadaki sorunlarla başa çıkamayız. Sorunların niteliği değişiyor. Askeri bir savaş yok ama düşmanlarınız internet üzerinden kültürel kodlarınızla oynuyor. Bazı vatandaşlar '3. dünya savaşı ne zaman yapılacak' diye soruyor. Dünya savaşı sürüyor. Askeri savaşlar yok. Baskılanan sorunlar da gün yüzüne çıktı. 'Ya bizdensin ya da kara toprağın' yaklaşımlarıyla sık sık karşılaşıyoruz. Sorunlar gerçek anlamda tartışılmıyor. Halının altına atılıyor. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri IŞİD'in Musul'daki baskınıyla ilgili 'çok şaşırdım' dedi. Şok durumu oluştu. Türkiye'de bu şoku Gezi Parkı olaylarında yaşadık. Bana göre 1. Dünya Savaşı hala bitmedi, sürüyor. Bu sorunların çoğu dünya savaşından kalma. Sorunlarla 100 yıl sonra yüzleşiyoruz. Kimse Musul ve Kerkük'ü, Balkanlar ve Kafkasları sorgulamadı. Çözüm üretemiyoruz. Güvenlik tedbirleriyle sorunların üstesinden gelemiyorsunuz. IŞİD gibi terör örgütlerinin mensupları ölümü göze almış. Örgüt mensupları cennete gideceğini düşünüyor, şehit olacağını belirtiyor. Öldürerek çözemezsiniz. Bütün örgüt mensuplarını öldürseniz de terör bitmez. Terörü besleyen damarları siyasetle kurutursanız, bu belalardan kurtulursunuz" sözlerini kullandı.
ABD EL KAİDE'NİN KURULUŞUNA ÖNCÜLÜK ETTİ
Ortadoğu'da faaliyet gösteren örgütlerle ilgili de bilgi veren Özcan, sözlerine şöyle devam etti: "Bazen örgütleri süper güçler destekler ve yönlendirir. Devletler bazı örgütlerin kuruluşunda aktif rol oynadı. ABD, El Kaide'nin kuruluşuna bizzat öncülük etti. El Kaide, 11 Eylül olaylarında adından söz ettirdi. Örgütün rakipleri ABD ve İsrail. El Kaide, sözde İslamiyet adına eylemler yapıyor. İngiltere, dünyanın dizaynında belirleyicidir ama vitrinde yer almaz. İngiltere ABD ve dolaylı olarak İsrail'e yön veriyor. İsrail kapalı bir toplumdur. 2004 yılında kurulan ve Irak ve Suriye'de faaliyet gösteren IŞİD, şu an planlı bir faaliyet yürütüyor. Örgütün lideri Ebu Bekir Bağdadi. El Kaide'nin Suriye kolu olan IŞİD, El Kaide ile bağlarını kopardı. Suriye iç savaşıyla birlikte iki örgüt arasında çatışma başladı. Zihniyetleri aynı. El Nusra da coğrafyada faaliyet gösteriyor. Denilir ki, İngilizler dünyadaki bütün değerli şeylere sahip olmak ister. Sahip olamazsa da onların taklitlerini yaratır. Coğrafyada ise Peygamber soyundan geldiğini ifade edenler IŞİD'te yer buldu. Bunu siyasette koz olarak kullanıyorlar. PKK da bölgede faaliyet yürütüyor. Son günlerde PKK ile IŞİD ters düştü. PKK bölgede başka bir örgüt istemiyor alanında. Sosyalist anlayışa dayalı bir örgüt. Türkiye, Irak, İran ve Suriye'de aktifler. Kürt milliyetçisi terör örgütünün Suriye'deki kolu ise PYD. Bugün Suriye'nin belirli bölgeleri PYD'nin kontrolünde bulunuyor. Muhalefet kanadı, 'Türkiye bunları besledi. Şimdi IŞİD geri tepti' diyor. Bu kabul edilemez. Türkiye, Mavi Marmara'da kendisine verilen krediyi kaybetti. Türkiye, Suriye'de yeniden destek almak istedi. Bunun için de muhaliflere silah ve maddi yardımlarda bulundu. Özgür Suriye Ordusu'na destek veriyoruz. Suriye'de şu an kaos ortamı var. Türkiye, IŞİD'e silah göndermemiştir. Ama gönderdiği silahlar dolaylı olarak onların eline geçiyor olabilir. Son günlerde ABD ile İran arasında bir yakınlaşma var. Irak ve Suriye'deki gelişmelerden kaygılıyım. Türkiye Musul'a girmeyi göze alamaz. Kerkük, Kürtlerin eline geçti. Sınırlar değişecektir. Ortadoğu yakın zamanda güzel günler görmeyecektir. Bu sancılar sürecektir."
KERİM ATICI merhabahaber.com