Vefatının üzerinden 83 yıl geçmesine rağmen Türk milleti tarafından minnet ve rahmetle anılmaya devam eden Türk Ordusu’nun mümtaz Generali Kâzım Karabekir, Şark Cephesi Kumandanı iken Ermenilerin doğu illerinde Müslüman Türklere karşı uyguladığı katliam ve mezâlimin yanısıra, birçok olayın içinde bulunmuştur. 1882 yılında İstanbul Küçükmustafa Paşa semtinde dünyaya gelen, 1902’de Harbokulu’ndan mezun ve 1905’te Erkânı Harbiye mektebini birincilikle bitirerek kurmay subay olan Karabekir Paşa; Mareşal Fevzi Çakmak, Mustafa Kemal Atatürk, İsmet İnönü, Rauf Orbay, Ali Fuat Cebesoy, Refet Bele, Cafer Tayyar, Fahrettin Altay, Harbiye Nâzırı Cemal Paşa, Erkânı Harbiye Reisi (Genelkurmay Başkanı) Cevad Paşa, Enver Paşa ile aynı dönemde vatanî görev yapmıştır. Kırım harbi sırasında 16 yaşında gönüllü olarak orduya yazılarak Silistre ve Sivastopol muharebelerine katılan babası Mehmet Emin Paşa, Karaman’ın Kâzım Karabekir nahiyesinden olduğu için ecdadının diyarını soyadı olarak alan Kâzım Karabekir, ilk tahsiline İstanbul Zeyrek’te başlayıp, babasının görevi sebebiyle Van, Harput ve Mekke’de devam etmiş, ortaokulu İstanbul Fatih Askerî Rüşdiyesi’nde, lise tahsilini de Kuleli Askerî İdadisi’nde yapmıştır.
Kurmay yüzbaşı olarak 2 sene Manastır’da görevli iken Rum ve Bulgar komiteleri ile 7 defa müsademeler yaparak Kolağalığına (önyüzbaşı) terfi ettirilmiş, meşrutiyetin ilânından sonra Edirne’de 3. Piyade Fırkası erkânıharpliğine tayin edilmiş, 1909’da meydana gelen 31 Mart vak’ası sırasında Harekât Ordusu 2. Fırka erkânıharbi (Kurmay Başkanı), 1910’da Arnavutluk isyanını bastıran kolordunun harekât şubesi şefi ve erkânıharp vekili olarak bulunan Kâzım karabekir, Arnavutluk’tan dönüşte 14 Nisan 1912’de binbaşılığa terfi ederek, Edirne’de Trakya hudut komiserliği görevini yapmıştır. Balkan Harbi’nde Edirne müstahkem mevkiinde muharebeye iştiâk eden, Cihan Harbi seferberliğinde yarbaylığa yükselerek 1. Kuvvei Seferiye Komutanlığı görevini üstlenerek, İran harekâtına katılan Karabekir, Halep’te iken Sarıkamış başarısızlığı üzerine şark cephesi emrine verilmiş, ancak kısa süre sonra yaralanan Irak havalisi kumandanının görevini devralmak üzere Bağdat’a gitmiştir. Bu görevden İstanbul Kartal’daki 14. Fırka kumandanlığına çağrılan Kâzım Karabekir, bir süre Marmara ve Şile civarında Karadeniz sahillerini güçlendirdikten sonra birliğiyle birlikte Çanakkale’ye sevkedilip, 4 ay Kerevizdere’de muharebelerde bulunmasının peşinden İstanbul’a alınarak, az sonra Galiçya’ya gidecek ordunun, peşinden de Irak’taki 6. Kolordunun kurmay başkanlığı görevi verilerek 2. defa Bağdat’a gitti.
Çanakkale’deki hizmetleri sebebiyle Miralay (Albay) olan Karabekir Paşa, Müşir Fon Der Golç’un vefatı üzerine Kütülamare’yi muhasara eden 18. Kolordu’nun kumandanlığına, 1917’de Diyarbakır mıntıkasında 2. Kolordu kumandanı Miralay Cafer Tayyar ile yer değiştirerek, Van, Bitlis, Muş ve Elaziz cephesindeki 2. Ordu ve 1918 yılı başında Erzincan civarındaki 1. Kafkas Kolordusu kumandanlığına nakledildi. Şubat ve Mart aylarında kış şartlarına rağmen Erzincan ve Erzurum’u, Rus subayları ile takviye edilen Ermeni ordusundan geri alarak, bu yerlerin katliam, yangın ve yağmalarla büsbütün mahvedilmesine engel olarak, eski hududu aşıp, Sarıkamış havalisindeki ordumuzun diğer kolordusu ile birlikte harekâta devam eden Karabekir, Kars ve Gümrü kalelerinin işgâlindeki hizmetlerine karşılık 28 Temmuz 1918’de Mirlivalığa (Tuğgeneral) terfi ettirildi. Ermeni ordusunu dağıttıktan sonra Ermenilerle sulh yapılınca, kolordusu ile Ermenistan ve İran Azerbaycanı’nın bir kısmını işgâl etmek için görevlendirilen Kâzım Karabekir Paşa, buradaki İngiliz kuvvetlerini de püskürterek İran Azerbaycanı’nı tamamen işgâl etti ve buralar anlaşma ilânına kadar bu şekilde kalırken, Sadrazam (Başbakan) ve Harbiye Nazırı Müşir İzzet Paşa, Karabekir’i Erkânı Harbiye Riyasetine (Genelkurmay Başkanı) tayin etmek üzere İstanbul’a getirtti. Ancak Karabekir, İstanbul’da vazife almanın vatanın uğradığı felâkete seyirci kalmak demek olduğunu, genç kumandanların Anadolu’daki askeri birliklerin başına gönderilmelerini, kendisinin de şarka tayinini teklif etti.
Vatanın kurtuluşunda görev almanın ancak Anadolu’ya geçmekle mümkün olacağını arkadaşlarına telkin eden Karabekir, şarktaki ordunun mütarekeye zaferle girmiş, maddî ve mânevî kuvvetinin yüksek olması dolayısıyla millî hareket esasının ancak Erzurum’da kurulabileceği kararıyla oradaki orduya gönderilmesi için fırsat arayıp, Nisan 1919’da şarktaki ordunun başına geçme imkânını bularak, Erzurum’da işe başladı ve önce 15. Kolordu, sonra da Şark Cephesi kumandanı olarak Ermeni ordusunu Sarıkamış dağlarında, Kars kalesinde mağlûp ve Gümrü civarında büsbütün perişan ederek Kars, Ardahan ve Artvin’in vatana ilhakını sağladı. Gümrü ve Kars anlaşmaları Karabekir Paşa’nın başkanlığı altında imzalandı, kendisi de Kars zaferinden dolayı Birinci Ferikliğe (Tümgeneral) terfi olundu.
Kâzım Karabekir’in “Şark Fatihi” unvanını kazandıran bu başarıları, millî mücadeleye katılanların iman ve ümidini artırmıştır. Rauf Orbay, Karabekir Paşa için “Karabekir hiç bir şey olmasa bile, tam bir feragât numunesi ve millî mücadelenin temel direğidir” diyor. İşte bu yüzden İstiklâl Harbi feragât ve samimi işbirliğinin eseridir. Allah, aziz milletimizin gönlünde müstesna yeri bulunan bu kahraman askere rahmet etsin. Amin.
Kurmay yüzbaşı olarak 2 sene Manastır’da görevli iken Rum ve Bulgar komiteleri ile 7 defa müsademeler yaparak Kolağalığına (önyüzbaşı) terfi ettirilmiş, meşrutiyetin ilânından sonra Edirne’de 3. Piyade Fırkası erkânıharpliğine tayin edilmiş, 1909’da meydana gelen 31 Mart vak’ası sırasında Harekât Ordusu 2. Fırka erkânıharbi (Kurmay Başkanı), 1910’da Arnavutluk isyanını bastıran kolordunun harekât şubesi şefi ve erkânıharp vekili olarak bulunan Kâzım karabekir, Arnavutluk’tan dönüşte 14 Nisan 1912’de binbaşılığa terfi ederek, Edirne’de Trakya hudut komiserliği görevini yapmıştır. Balkan Harbi’nde Edirne müstahkem mevkiinde muharebeye iştiâk eden, Cihan Harbi seferberliğinde yarbaylığa yükselerek 1. Kuvvei Seferiye Komutanlığı görevini üstlenerek, İran harekâtına katılan Karabekir, Halep’te iken Sarıkamış başarısızlığı üzerine şark cephesi emrine verilmiş, ancak kısa süre sonra yaralanan Irak havalisi kumandanının görevini devralmak üzere Bağdat’a gitmiştir. Bu görevden İstanbul Kartal’daki 14. Fırka kumandanlığına çağrılan Kâzım Karabekir, bir süre Marmara ve Şile civarında Karadeniz sahillerini güçlendirdikten sonra birliğiyle birlikte Çanakkale’ye sevkedilip, 4 ay Kerevizdere’de muharebelerde bulunmasının peşinden İstanbul’a alınarak, az sonra Galiçya’ya gidecek ordunun, peşinden de Irak’taki 6. Kolordunun kurmay başkanlığı görevi verilerek 2. defa Bağdat’a gitti.
Çanakkale’deki hizmetleri sebebiyle Miralay (Albay) olan Karabekir Paşa, Müşir Fon Der Golç’un vefatı üzerine Kütülamare’yi muhasara eden 18. Kolordu’nun kumandanlığına, 1917’de Diyarbakır mıntıkasında 2. Kolordu kumandanı Miralay Cafer Tayyar ile yer değiştirerek, Van, Bitlis, Muş ve Elaziz cephesindeki 2. Ordu ve 1918 yılı başında Erzincan civarındaki 1. Kafkas Kolordusu kumandanlığına nakledildi. Şubat ve Mart aylarında kış şartlarına rağmen Erzincan ve Erzurum’u, Rus subayları ile takviye edilen Ermeni ordusundan geri alarak, bu yerlerin katliam, yangın ve yağmalarla büsbütün mahvedilmesine engel olarak, eski hududu aşıp, Sarıkamış havalisindeki ordumuzun diğer kolordusu ile birlikte harekâta devam eden Karabekir, Kars ve Gümrü kalelerinin işgâlindeki hizmetlerine karşılık 28 Temmuz 1918’de Mirlivalığa (Tuğgeneral) terfi ettirildi. Ermeni ordusunu dağıttıktan sonra Ermenilerle sulh yapılınca, kolordusu ile Ermenistan ve İran Azerbaycanı’nın bir kısmını işgâl etmek için görevlendirilen Kâzım Karabekir Paşa, buradaki İngiliz kuvvetlerini de püskürterek İran Azerbaycanı’nı tamamen işgâl etti ve buralar anlaşma ilânına kadar bu şekilde kalırken, Sadrazam (Başbakan) ve Harbiye Nazırı Müşir İzzet Paşa, Karabekir’i Erkânı Harbiye Riyasetine (Genelkurmay Başkanı) tayin etmek üzere İstanbul’a getirtti. Ancak Karabekir, İstanbul’da vazife almanın vatanın uğradığı felâkete seyirci kalmak demek olduğunu, genç kumandanların Anadolu’daki askeri birliklerin başına gönderilmelerini, kendisinin de şarka tayinini teklif etti.
Vatanın kurtuluşunda görev almanın ancak Anadolu’ya geçmekle mümkün olacağını arkadaşlarına telkin eden Karabekir, şarktaki ordunun mütarekeye zaferle girmiş, maddî ve mânevî kuvvetinin yüksek olması dolayısıyla millî hareket esasının ancak Erzurum’da kurulabileceği kararıyla oradaki orduya gönderilmesi için fırsat arayıp, Nisan 1919’da şarktaki ordunun başına geçme imkânını bularak, Erzurum’da işe başladı ve önce 15. Kolordu, sonra da Şark Cephesi kumandanı olarak Ermeni ordusunu Sarıkamış dağlarında, Kars kalesinde mağlûp ve Gümrü civarında büsbütün perişan ederek Kars, Ardahan ve Artvin’in vatana ilhakını sağladı. Gümrü ve Kars anlaşmaları Karabekir Paşa’nın başkanlığı altında imzalandı, kendisi de Kars zaferinden dolayı Birinci Ferikliğe (Tümgeneral) terfi olundu.
Kâzım Karabekir’in “Şark Fatihi” unvanını kazandıran bu başarıları, millî mücadeleye katılanların iman ve ümidini artırmıştır. Rauf Orbay, Karabekir Paşa için “Karabekir hiç bir şey olmasa bile, tam bir feragât numunesi ve millî mücadelenin temel direğidir” diyor. İşte bu yüzden İstiklâl Harbi feragât ve samimi işbirliğinin eseridir. Allah, aziz milletimizin gönlünde müstesna yeri bulunan bu kahraman askere rahmet etsin. Amin.