Ermenilerin geçmişte Doğu Anadolu’da gerçekleştirdikleri mezâlim ve katlettikleri Müslümanların had ve hesabının olmadığı anlaşılıyor. Erzurum Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi öğretim üyesi Kırzıoğlu Dr. Fahrettin Erdoğan’ın yazıp, 40 yıl önce Kars Turizm ve Tanıtma Derneği’nin yayınladığı “Kars ve çevresinde Ermeni mezâlimi” isimli kitapta, Kars İslâm Şûra Hükümetinin düşmesinden bir müddet sonra Ermenilerin Sarıkamış’a gelişinde, kaymakam Varcabet Agop, önceleri Şûra Hükümeti hizmetinde telefoncu olarak görevli 7 Müslümanın Ermeni çeteleri tarafından feci şekilde öldürüldüğü kaydedilerek, Sarıkamış ve çevresinde meydana gelen katliamlara da yer veriliyor. Ermenilerin, Sarıkamış’a varışlarının 2. haftasında Mescitli köyüne baskın yaparak, Erivan muhacirlerinden Derviş Ağa ile aile reislerinden 20 kişiyi öldürüp, köyü de top bombardımanı ile yıkarak, mallarını ve eşyalarını çaldıkları belirtilen kitaptaki bilgilere şöyle devam ediliyor:
“Bu olayın ertesi günü zalim saldırıyı protesto eden milletvekili ve Sarıkamış’ın eski kaymakamı Bekir Sıtkı Bey’in Hamamlı köyündeki evini ve bu köyü topla yıkarak, akrabalarını kırıp, para ve eşyalarını aldılar. 1 Nisan 1920’den başlayıp, General Osebyan, Vali Korganof ve Alay Kumandanı Mirmanof’un emirleriyle Osmanlı muhaciri olan Ermenileri, Sarıkamış köylerine yerleştirmeye başladılar. Bundan sonra çetebaşı Sebo’nun Mavzerist denilenatlı çeteleri, başlarında çeteci Ermeni Şabo Murat, Çavuş Nazik, Hacı Bab ve Sarıkamış Jandarma Kumandanı Kör Arşak Hayrabet olduğu hâlde birer birer İslâm köylerini yağmaya başladılar. Yağma ve yıkıma uğrayan 32 köyden birçoğu büsbütün, bir kısmı da kısmen yıkılmış, pekçok mal, eşya ve parayı soyup alarak, ahalisinden 1970 kişiyi kırıp yoketmişlerdir. Yalnız Katranlı’da ayrı ayrı üç büyük eve topladıkları 800 Müslümanı yakmışlardır. Geri kalan ahaliden birçoğu, canlarını kurtarmak suretiyle sınırı geçerek, Türkiye’ye sığınmışlardır.
Bu sıralarda Ermeniler, Göle’nin Gedik, Toptaş ve Kelpikör köyleri ahalisinden 800 Müslümanı evlere doldurarak yakmak suretiyle, Ermeni vahşilik ve kan içiciliğine bir örnek daha katmışlardır. Bu üç köyden alıp götürdükleri 25 güzel kız ve gelinin ne oldukları bilinememiştir. Kıyım sırasında kaçmayı başaran ve bu kitabın yazıldığı tarihte sağ olan dört kişi, bu korkunç kıyımın tanıklarıdır. 10 Eylül 1919’da Bardız’a bağlı Zakim, Güreşken ve Çermik köylerine taarruz eden Ermeniler, ahaliden bazılarını şehid ve mallarını yağma etmişlerdir. 14 Eylül 1919’da ise, Karaurgan’ın 15 kilometre doğusundaki Yukarı Mıcıngert (Çamyazı) köyüne saldırarak, ahaliden bir kısmını kırıp, bir kısmını da göçe mecbur etmişlerdir. 1920 yılında Güreşken, Zakim, Çermik, Vartanut, Kürkçü, Mitinder, Ehriz, Posik, Temürkışla, Vank, Nüsünk, Katresi, Pertus, Tirpenek ve Dagir köylerinden 912 nüfus kısmen kurşunla ve kısmen yakılarak öldürülmüş, 150 ev de yıkıp yakılmış ve pek çok koyun, tahıl, değerli eşya ve para gasbedilmiştir. Yine bu köylerden birçok kız ve kadınların ırzına geçmişler, 29 genç kızı da alarak birlikte götürmüşlerdir.
Bu katliamlar ve mezâlim sırasında önceleri kıyıma uğrayan türlü köylerden Kürkçü ve Vartanut köylerine getirilerek yerleştirilen 125 öksüz kız ve erkek İslâm çocuğu da feci bir şekilde öldürülüp, Ermeni vahşiliğinin mazlum kurbanları arasına katılmıştır. Bu kıyım, yakıp yıkma ve yağmaları Jandarma Alay Kumandanı Mirmanof ve Marzmanof ile Sivaslı Murat adındaki kanlı çeteciler tertip ve idare etmişlerdir. Karaurgan’ın yanındaki Zek (Sarıtaşlar) köyü halkı, Osmanlı Devleti sınırı boyunda Müslüman ahalinin bulunması uygun olmadığından, Kars’a gönderilmeleri bahanesi ile köylerinden çıkarılarak Kars’a doğru yollanmış, ancak Sarıkamış ile Kars arasında bu ahalinin araba, eşya ve hayvanları yağmalanarak, 150 kişi de orman içinde öldürülmüşlerdir. Bu cinayetleri de Jandarma Kumandanı Kör Arşak Hayrabet işlemişlerdir”
4 Ağustos 1920 tarihinde Sivin (Filizli) köyüne saldırarak, 200 inek ve öküz ile 20 at ve birçok değerli eşyayı talan edip, bir samanlığa doldurdukları 8 kişiyi yakan Ermeniler, Demirkapı köyünde de bütün erkekleri öldürdükten sonra, 20 kadının namusunu kirletmişlerdir. Göle ilçesinden Çardaklı, Senemoğlu, Lala, Balçeşme, Harabe, Altınbulak, Karatavuk, Kuytuca ve Gülistan köyleri de Ermeni taarzuzu ile karşı karşıya kalmış, 180 kişi öldürülerek eşyaları yağmalanmıştır. Yine Göle ilçesi yakınında bulunan Bozkuş ve Yaylacık ahalisi, mezâlim sebebiyle Oltu yönüne göçmekte iken Ersinek yakınındaki Kârcıkı Boğazı ile Partel Deresi’nde Ermenilerin saldırısına uğramış ve 28 kişi öldürülmüştür. Bir Ermeninin anlattığına göre, “Kasap Paşa” diye anılan Marzmanof, Allahüekber Dağı yanında Ayıderesi denilen bir mağara içerisinde barınan göçmen Müslümanlardan 80 kişiyi parçalatarak katlettirmiştir. Bundan başka Kosor bucağına bağlı 31 köyün malları, havvanları ve değerli eşyaları talan edilip, 500’den fazla insanın canına kıyılmıştır. Bunlar da mazlum rolü oynayan, ancak geçmişte pekçok masum Müslümanın kanını dökerek, Sırplar gibi bîgünah kadın ve kızların ırzına geçen Ermenilerin işledikleri melânetlerden bir kısmıdır.
“Bu olayın ertesi günü zalim saldırıyı protesto eden milletvekili ve Sarıkamış’ın eski kaymakamı Bekir Sıtkı Bey’in Hamamlı köyündeki evini ve bu köyü topla yıkarak, akrabalarını kırıp, para ve eşyalarını aldılar. 1 Nisan 1920’den başlayıp, General Osebyan, Vali Korganof ve Alay Kumandanı Mirmanof’un emirleriyle Osmanlı muhaciri olan Ermenileri, Sarıkamış köylerine yerleştirmeye başladılar. Bundan sonra çetebaşı Sebo’nun Mavzerist denilenatlı çeteleri, başlarında çeteci Ermeni Şabo Murat, Çavuş Nazik, Hacı Bab ve Sarıkamış Jandarma Kumandanı Kör Arşak Hayrabet olduğu hâlde birer birer İslâm köylerini yağmaya başladılar. Yağma ve yıkıma uğrayan 32 köyden birçoğu büsbütün, bir kısmı da kısmen yıkılmış, pekçok mal, eşya ve parayı soyup alarak, ahalisinden 1970 kişiyi kırıp yoketmişlerdir. Yalnız Katranlı’da ayrı ayrı üç büyük eve topladıkları 800 Müslümanı yakmışlardır. Geri kalan ahaliden birçoğu, canlarını kurtarmak suretiyle sınırı geçerek, Türkiye’ye sığınmışlardır.
Bu sıralarda Ermeniler, Göle’nin Gedik, Toptaş ve Kelpikör köyleri ahalisinden 800 Müslümanı evlere doldurarak yakmak suretiyle, Ermeni vahşilik ve kan içiciliğine bir örnek daha katmışlardır. Bu üç köyden alıp götürdükleri 25 güzel kız ve gelinin ne oldukları bilinememiştir. Kıyım sırasında kaçmayı başaran ve bu kitabın yazıldığı tarihte sağ olan dört kişi, bu korkunç kıyımın tanıklarıdır. 10 Eylül 1919’da Bardız’a bağlı Zakim, Güreşken ve Çermik köylerine taarruz eden Ermeniler, ahaliden bazılarını şehid ve mallarını yağma etmişlerdir. 14 Eylül 1919’da ise, Karaurgan’ın 15 kilometre doğusundaki Yukarı Mıcıngert (Çamyazı) köyüne saldırarak, ahaliden bir kısmını kırıp, bir kısmını da göçe mecbur etmişlerdir. 1920 yılında Güreşken, Zakim, Çermik, Vartanut, Kürkçü, Mitinder, Ehriz, Posik, Temürkışla, Vank, Nüsünk, Katresi, Pertus, Tirpenek ve Dagir köylerinden 912 nüfus kısmen kurşunla ve kısmen yakılarak öldürülmüş, 150 ev de yıkıp yakılmış ve pek çok koyun, tahıl, değerli eşya ve para gasbedilmiştir. Yine bu köylerden birçok kız ve kadınların ırzına geçmişler, 29 genç kızı da alarak birlikte götürmüşlerdir.
Bu katliamlar ve mezâlim sırasında önceleri kıyıma uğrayan türlü köylerden Kürkçü ve Vartanut köylerine getirilerek yerleştirilen 125 öksüz kız ve erkek İslâm çocuğu da feci bir şekilde öldürülüp, Ermeni vahşiliğinin mazlum kurbanları arasına katılmıştır. Bu kıyım, yakıp yıkma ve yağmaları Jandarma Alay Kumandanı Mirmanof ve Marzmanof ile Sivaslı Murat adındaki kanlı çeteciler tertip ve idare etmişlerdir. Karaurgan’ın yanındaki Zek (Sarıtaşlar) köyü halkı, Osmanlı Devleti sınırı boyunda Müslüman ahalinin bulunması uygun olmadığından, Kars’a gönderilmeleri bahanesi ile köylerinden çıkarılarak Kars’a doğru yollanmış, ancak Sarıkamış ile Kars arasında bu ahalinin araba, eşya ve hayvanları yağmalanarak, 150 kişi de orman içinde öldürülmüşlerdir. Bu cinayetleri de Jandarma Kumandanı Kör Arşak Hayrabet işlemişlerdir”
4 Ağustos 1920 tarihinde Sivin (Filizli) köyüne saldırarak, 200 inek ve öküz ile 20 at ve birçok değerli eşyayı talan edip, bir samanlığa doldurdukları 8 kişiyi yakan Ermeniler, Demirkapı köyünde de bütün erkekleri öldürdükten sonra, 20 kadının namusunu kirletmişlerdir. Göle ilçesinden Çardaklı, Senemoğlu, Lala, Balçeşme, Harabe, Altınbulak, Karatavuk, Kuytuca ve Gülistan köyleri de Ermeni taarzuzu ile karşı karşıya kalmış, 180 kişi öldürülerek eşyaları yağmalanmıştır. Yine Göle ilçesi yakınında bulunan Bozkuş ve Yaylacık ahalisi, mezâlim sebebiyle Oltu yönüne göçmekte iken Ersinek yakınındaki Kârcıkı Boğazı ile Partel Deresi’nde Ermenilerin saldırısına uğramış ve 28 kişi öldürülmüştür. Bir Ermeninin anlattığına göre, “Kasap Paşa” diye anılan Marzmanof, Allahüekber Dağı yanında Ayıderesi denilen bir mağara içerisinde barınan göçmen Müslümanlardan 80 kişiyi parçalatarak katlettirmiştir. Bundan başka Kosor bucağına bağlı 31 köyün malları, havvanları ve değerli eşyaları talan edilip, 500’den fazla insanın canına kıyılmıştır. Bunlar da mazlum rolü oynayan, ancak geçmişte pekçok masum Müslümanın kanını dökerek, Sırplar gibi bîgünah kadın ve kızların ırzına geçen Ermenilerin işledikleri melânetlerden bir kısmıdır.