Sarhoşluk Veren Sıvılar Haramdır

.

Bu günlerde yazın en sıcak günlerini yaşamıyoruz, ama hissedilecek derecede sıcaklar arttı. Sıcaklar artınca sosyal yaşayış, kıpırdanmaya ve harekelenmeye başladı. İnsanlar yavaş yavaş evlerinden veya kapalı yerlerden çıkıyorlar ve kırlara açılıyorlar. Bakışlarını uzaklara çevirenler, yaylalara, yazlıklara ve dağ evlerine gidiyorlar. Şehirlerin asfalt yollarından, beton kaldırımlarından, yakıcı sıcaklığından ve bunaltıcı havasından; pınarların serinliğine, vadilerin yeşilliğine, kayalıkların gölgesine ve ormanların hışırtısına koşuyorlar. Bu değişikliğin neticesinde yollar kalabalıklaşıyor, sahiller hareketleniyor ve şehirler kısmen tenhalaşıyor.

Kışın şehirlerde toplananlar, yazın dağılmaya başlıyorlar. Bu yerel göçün ve aynı zamanda hep birlikte yer değiştirmenin sıkıntıları da oluyor. Yollar bakımsız ve yetersiz, trafik kontrolleri düzensiz ve sürücüler sarhoş olunca trafik kazaları artıyor. Omuzlarında kamera kavşak noktalarında nöbet tutan, anında olayı görüntülemek için fırsat kollayan televizyoncuların diliyle; yollar kan gölüne dönüyor. Bazen insanlar yazlıklarına veya tatil köylerine kavuşamadan yollarda telef olup gidiyorlar. Yerleşim bittikten sonra orman yangınları başlıyor. Denizde boğulanlar, evden kovulanlar ve tatil köylerinde kaybolanlar oluyor. Şehirde boş kalan evlere, sahipsiz kalan iş yerlerine hırsızlar dadanıyor. En sonunda turizm sezonunu hasretle bekleyen turist avcıları, yeni buluşlar ve geliştirilmiş usullerle piyasaya çıkıyorlar.

Bu hareketli zamanda insanların birbirlerine ve hizmet ehlinin yerli ve yabancı misafirlerine olgun davranmaları ve dengeli yaklaşmaları gerekir. Eğer insanların herhangi bir sebeple veya tesirle şuuru bulanıklaşır, aklı karışır ve dengesi bozulursa, toplumun huzuru, eğlenmenin ve dinlenmenin zevki kaçar. Şuuru açık, sinir yapısı sağlıklı, aklı başında ve dengesi yerinde olan insanlar, dikkatli, temkinli ve merhametli olurlar:

Tansiyon hastaları sıcağa fazla çıkmazlar, tuzlu yemezler ve üstelik bir de ilaç kullanırlar. Kalp hastaları kendilerini fazla yormazlar, az yemek yerler, kalbi takviye ve tedavi edici ilaçlar da alırlar. Kolesterolü olanlar perhiz yaparlar ve bolca yürürler. Romatizmal ağrıları olanlar ağrı kesici ilaçlar kullanırlar ve sıcak kumdan yararlanırlar. Şişmanlar zayıflamak için spor yaparlar ve gıdalarına dikkat ederler.

İnsanlar, kendi özel durumlarına ve sağlık problemlerine göre yukarıdaki örneklerde olduğu gibi tedbirlerini alırlar ve çarelerine bakarlar. Bu tedbirler ve tavsiyeler, hem kendileri ve hem de çevreleri için yararlı olur. Bu tip insanlar ilaçlarına devam ve yaşayışlarını disipline ettikleri sürece, sağlıklarıyla ilgili problemler önlenmiş olur. Onları rahatsız, tedirgin, geçimsiz ve huzursuz edecek bir noktaya ulaşmaz. Aldıkları ilaçlar, uyguladıkları tedbirler ve kendilerinin yaşadıkları yerde başka insanlarında bulunduğunu ve yaşama hakları olduğunu dikkate alma hali kendilerine ve dolayısıyla topluma fayda sağlar.

Bu hareketli yer değiştirenlerin, yola çıkanların ve yazlıkçıların maalesef birde alkolikleri var. Onlar da alkol almadan duramazlar, yola çıkamazlar, rakısız yemek yiyemezler, vasıta kullanamazlar ve denize giremezler. Alkol aldıkça da akılları karışır, merhametleri yok olur, dengeleri bozulur ve gözlerinin önü kararır. İlaç almaya devam edenler düzelir ve sakinleşir, alkol almaya devam edenler bozulur ve hırçınlaşır, hatta saldırgan hali gelirler. Kapalı yerlerde sigara içmek yasaklandı ve toplum rahatladı. Her yerde su gibi içki içiliyor, toplum cidden rahatsız. İçki içenlerin, içki içmeyenlerin dünyasını karartmaya ve yollarını daraltmaya hakları yok. Alkol ilaç gibi bir yolculuk malzemesi, bir dinlenme ve eğlenme vasıtası olamaz. Ancak kazalara, yangınlara ve cinayetlere, tek kelime ile felâketlere davetiye çıkarır, Bu sebeple dinimiz insanlara sarhoşluk veren her türlü sıvıyı, yalnız yazlıkçılar ve yolcular gibi bir kesimi düşünerek değil, bütün insanlığın menfaatini ve huzurunu düşünerek yasaklamıştır. Kur'an-ı Kerimde şöyle buyrulur:

“Ey iman edenler; içki, kumar, (tapmaya mahsus) dikili taşlar, fal okları ancak şeytanın amelinden birer murdardır. Onun için bunlardan kaçının ki muradınıza eresiniz.

Şeytan, ancak içki ve kumarla aranıza düşmanlık sokmak ve kin düşürmek, sizi Allah’ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık siz, hepiniz vazgeçtiniz değil mi?” (Maide Suresi, ayet; 90, 91.)

Peygamber Efendimiz (S.A.S.) de şöyle buyurur:

“Her sarhoşluk veren şey içkidir, azı da çoğu da haramdır.” “Çoğu sarhoş edenin azı da haramdır.”

Meşhur ilim adamı Edison’un şu sözü de çok dikkat çekici: “İnsan vücuduna içki koymak, makine yataklarına kum koymak gibidir.”

Alman birliğinin kurucusu tanınmış devlet adamı Bismark’ın şu sözü bira içenlerin kulağına küpe olsun: “ Bira içmek, insanlarda aptallık, budalalık ve tembellik doğurur.”

Konunun uzmanı Ord. Prof. Dr. F. Kerim Gökay: “Neşeyi alkolde değil, tabiatın güzelliğinde ve yeşilliğinde arayın.” Der. Bu arayışa alkolle çıkanlar o güzelliğe ve temizliğe kavuşamadan pisi pisine yok olup giderler. Dünyada aklınıza gelen ve gelmeyen ne kadar kötülük varsa Peygamber Efendimizin ifadeleriyle hepsinin anası ve başlangıç noktası içkidir.

İster inanın ister inanmayın şarap ve benzerleri, birada dâhil hepsi şeytanın işidir

 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarlar Haberleri